Önceden planlayın07.12.2008 22:43:21

Paket turlarla tatile çıkmak isteyen birisi, kendisine sunulan seçeneklerin sayısı karşısında şaşırır. Çok uzaklardaki tropikal ülkelere gitmek Akdeniz'de bir yerlere gitmek kadar kolaydır.

DOĞRU TATİLİ SEÇMEK

Paket turlarla tatile çıkmak isteyen birisi, kendisine sunulan seçeneklerin sayısı karşısında şaşırır. Çok uzaklardaki tropikal ülkelere gitmek Akdeniz'de bir yerlere gitmek kadar kolaydır ve bazı broşürler sizi bekleyen sağlık tehlikeleri hakkında bilgi verirken bazıları ise bu konuya hiç değinmez. Macera veya etkinlik tatillerini düzenleyenler genellikle fiziksel olarak ne kadar formda olmanız gerektiğiyle ilgili bazı ipuçları verir. Fakat aklınızdaki tatil yalnızca deniz kenarında gevşemekten ya da çevreyi gezmekten ibaret bile olsa çıkabilecek çeşitli aksilikleri hesaba katmak gerekir.

Bazı aksilikleri başınıza gelinceye kadar düşünemezsiniz. Örneğin yüksek yerlerde kurulmuş olan havaalanlarına doğrudan uçuşla gidiyorsanız- Peru'daki Andes, Ekvator ya da Bolivya gibi - fiziksel çabaharcamaya ya da daha yükseklere tırmanmaya başlamadan önce iklime alışacak kadar zaman geçmesini beklemelisiniz.

Yükseklik sorununun olmadığı yerlerde bile yolculuk programı yoğunsa, tatil yaşlı ya da yeterince zinde olmayan insanlar için yorgunluk kaynağı olur. Bazen seyahat şirketleri sınırlı sürede mümkün olduğunca çok şey görmek isteyen müşterileri çekmek için kısa süre içine çok fazla faaliyet sıkıştırır. Yolculuk programına bir kere takılan yolcular, son dakikada kendilerine göre değişiklik yapmakta zorlanabilirler.
Hamileyseniz ya da küçük çocuklarınızla yolculuğa çıkacaksanız sağlığınızı tehdit edebilecek riskler, özellikle de sıtma hakkında daha fazla özen göstermelisiniz. Bu hastalık hamilelik döneminde daha çok tehlike taşıdığı için sıtmanın görülme riskinin yüksek olduğu yerler hamileyken gitmeye uygun değildir.

Sıtmaya karşı geliştirilen haplar kullanmak ve başka hastalıklara karşı aşı olmak uygun olmayabilir. Bu yüzden önceden araştırmanız yerinde bir davranıştır. Doktorunuza, gitmeyi düşündüğünüz tatilin, sağlığınızda var olan sorunları ortaya çıkarıp çıkarmayacağını danışmalısınız ve bu arada da düzenli olarak almanız gereken ilaçlan da depolayabilirsiniz.

Deniz kıyısında tatil denildiği zaman tropik iklimler kulağa çok cazip gelir ama tatil boyunca tembellik yapacağınız zaman bile yüksek nem oranının sizi rahatsız edebileceğini unutmamalısınız. Yola çıkmadan önce güneşin etkili olduğu ve nemin arttığı saatleri, sıcaklığı ve düşen yağış miktarını tam olarak öğrenmeniz gereklidir. Dünya Sağlık Örgütü'nün sayfasından (www.who.int) ne gibi felaketlerin meydana geldiğini öğrenebilir ve çok seyrek de olsa seyahat etmemeniz yolundaki uyarıları öğrenebilirsiniz. Bunun gibi bir durum, 2003 yılının bahar aylarında güney doğu Asya'da ortaya çıkan şiddetli akut solunum sendromu (SARS) sırasında yaşanmıştır.

Terör tehlikesine karşı güvenlik önlemlerinin arttığı bu günlerde Dışişleri Bakanlığının gideceğiniz yerdeki siyasi istikrar ve güvenlikle ilgili verdiği önerileri dikkate almalısınız. Yolculuğun sınırlanmadığı pek çok yerde bile kişisel güvenliğinizi gözetmeniz mantıklı olur. Endişe duymanızı gerektirebilecek bir durum varsa Dışişleri Bakanlığından siyasi durum ve can güvenliği hakkında bilgi alabilirsiniz.

SEYAHAT SİGORTASI

Seyahat sigortası sizi hem yurt dışında olabilecek sağlık harcamalarınıza karşı hem de hırsızlığa veya bagajınızın kaybolmasına karşı sigortalar, o yüzden seyahate çıkmadan sigorta yaptırmak akıllıca olur. Ancak bu sigortalar oldukça pahalı olduğu için bütçeniz sınırlıysa tasarruf yapmak ve Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki karşılıklı sağlık anlaşmalarına güvenmek isteyebilirsiniz. Bu anlaşmalar yararlı olsa da seyahat sigortasının yerine geçmez.

Öncelikle dünyadaki devletlerden yalnızca üçte birinin Türkiye ile böyle bir anlaşması vardır. İkincisi, olan anlaşmalar da acil durumlarda hastayı evine getirmek veya bir kişi yurt dışındayken vefat ederse cenazesinin ülkesine gönderilmesi yolunda bir madde içermez. Bu eksikliklere rağmen anlaşmalar işe yarayabilir. Hangi ülkeyle ne gibi bir anlaşmanın imzalandığını ve bu anlaşmalardan yararlanmak için ne yapmanız gerektiğini Dışişleri veya Sağlık Bakanlıklarından öğrenebilirsiniz.

Tur düzenleyen hemen hemen bütün şirketler, biletle beraber seyahat sigortası poliçesi temin eder ve pek çok seyahat acentesinde de bunun gibi bir hizmet verilir. Her ikisini de imzalamadan önce küçük puntolarla yazılan yazıları iyice okuyun. Bazı poliçeler motor sporları, dalgıçlık veya paraşütle atlama gibi sporların yer aldığı "tehlikeli faaliyetler" maddesi içerir. Kış sporları için fazladan prim ödemeniz gerekebilir. Hamileler, yaşlılar, alkol ve uyuşturucunun karıştığı kazalar, sigortanın kapsamı dışında bırakılmış olabilir. Neredeyse bütün sigorta poliçeleri önceden bilinen sağlık sorunlarını kapsamı dışında bırakır. Bir sağlık sorununuz varsa bunu sigortacılara bildirmeniz ve kabul ettiklerine dair yazılı onaylarını almanız gereklidir. Yoksa bu durum tartışma yaratabilir. Yine kapsam dışı bırakılan başka bir durum da savaş veya terör olaylarından dolayı ortaya çıkan taleplerdir. Şu sıralarda çok az firma bu konuları sigorta kapsamına almaktadır, bu yüzden sigorta şirketlerine soruşturmanız yerinde olur. Ayrıca kendi ülkenize geri gönderilme düzenlemeleriyle ilgili bölümü iyice okumanız ve satın aldığınız sigortanın miktarını kesin olarak bilmeniz gereklidir. ABD gibi ülkelerde sağlık harcamalarının çok yüksek olduğunu düşünerek gideceğiniz yere yetecek kapsamda bir sağlık sigorta yaptırmanız gerekmektedir.

Çoğu sigorta şirketi önemli bir tıbbi karar vermeden önce 24 saat ulaşabileceğiniz bir telefon numarası verir. Eve döndüğünüz zaman sigortadan paranızı alabilmek için yurt dışında yaptığınız bütün sağlık harcamalarının ve aldığınız ilaçların faturasını saklamalısınız.

AŞI HAKKINDA HER ŞEY

Aşı olmak ve bağışıklık kazanmak neredeyse eş anlamlı gibi kullanılsa da aşı olmak başlangıçta yalnızca çiçek aşısı olmak anlamına gelmiştir. Aşı olmak, Dünya Sağlık Örgütü tarafından sarı humma ve eskiden salgın olan koleraya karşı uluslar arası alanda aranan aşılanma sertifikalarını tanımlamak için kullanılmıştır.

Bağışıklık kazanmak daha yeni bir terimdir ve bağışıklığın kazanılmasının (ya da hastalıktan korunmanın) iki yolunu ifade eder. "Aktif bağışıklık durumunda vücut, aşıdaki virüs ya da bakterinin gerçek bir hastalıktan kaynaklanan bir saldırı olduğunu sanır ve yaklaşık bir hafta sonra vücut "aktif olarak" bu hastalıkla karşılaşılması durumunda hazır olacak savunma antikorları üretir. "Pasif bağışıklık durumunda antikorun (vücudun hastalığa karşı savunma sisteminin bir parçası) kendisi enjekte edilir (Örneğin, eskiden Hepatit A'ya karşı gama globülin kullanılırdı.) ve vücut "pasif olarak" hemen etki gösteren bu koruma unsurunu kazanır. Bu "ödünç alınan" korunma, vücudun kendisinin oluşturduğu korunmadan daha kısa ömürlüdür.

Artık yapılması zorunlu tutulan çok az aşı kalmıştır. Başka bir deyişle, artık Türkiye'den doğrudan uçuşla gidilen ülkelerden çok azına girmek için uluslar arası aşı sertifikası gerekmektedir. Bunlar, Afrika boyunca batıdan doğuya ve Güney Amerika'nın kuzeyinde yer alan, sarı humma tehlikesinin görülebileceği bazı ülkelerdir.

Türkiye'den doğrudan gidiyor bile olsanız bu ülkelerden bazılarına girmek için sarı humma aşısı olduğunuza dair sertifika göstermeniz gerekir. Diğer ülkeler için sertifika, doğrudan uçuşla gelenlerde aranmaz ancak, yolculuğunuz, sarı humma tehlikesi olan başka bir ülke üzerinden gerçekleşmişse bu sertifikayı ibraz etmeniz istenir. Uluslar arası Sağlık Düzenlemeleri'ne göre ibraz edilmesi gereken başka bir uluslararası sertifika yoktur. Bir zamanlar Avrupa'nın ötesine geçmek için çiçek hastalığı ve kolera aşısı olduğunuza dair sertifikalar istenmekteydi fakat çiçek hastalığının ortadan kalkması ve kolera aşısının hastalığın yayılmasını engelleyememesi, bu sertifikaların artık istenmemesine yol açmıştır.

Uluslar arası Sağlık Düzenlemeleri'ne göre zorunlu tutulan bir tane aşı kalmıştır. 1988'den beri Mekke'ye hacca gidenlerden menenjit aşısı olmaları istenmektedir. Bu düzenleme, hastalığın patlak vermesinden ve dünyanın pek çok köşesinden gelen insanların da bir arada bulunmasının durumu kötüleştirmesinden sonra uygulanmaya başlamıştır.

Bu zorunlu tutulan aşıdan başka aşılar da zorunlu olmamakla beraber tavsiye edilebilir. Genelde bu seçmeli aşılar kendi korunmanız için önemlidir ama neye ihtiyacınız olduğunu kendi kendinize bulmaya çalışmak kafanızı karıştırabilir.
Bazı konsolosluklar ve yabancı çekmeye çalışan turist büroları, hiçbir aşıya ihtiyacınız olmadığını da söyleyebilir. Ancak kendinizi bazı tehlikelerden korumak için siz yine de aşı olmayı düşünmelisiniz.

Nereye Akıl Danışabilirsiniz?
Sorumluluk duygusuna sahip tur operatörleri, broşürlerinde veya başvuru formlarında sağlık konusunda alınabilecek önlemlere bir iki satır da olsa yer vermektedir ve bazı acenteler de bu konuda size tavsiyelerde bulunabilir. Ancak size tam olarak hangi sıtma ilaçlarını almanız ve aşıları olmanız gerektiğini söylemelerini beklemeyin. Daha çok, hangi sertifikaların zorunlu olduğunu belirteceklerdir.

Hangi ülkeye gideceğinize karar verdikten sonra yolculukta sağlık konusunda akıl danışmak için kendi doktorunuza veya seyahat konusunda uzmanlaşmış bir kliniğe müracaat etmelisiniz. Hatta daha iyisi, hangi ülkeye gideceğinizi düşünme aşamasındayken ön soruşturma yapmanızdır çünkü alacağınız yanıtlar kararınızı etkileyebilir.

Aşılarınızı Ayarlayın
Yolcular genelde tam olarak korunma kazanamadan seyahate çıktıklarından yakınırlar. Her ne kadar zaman varken aşılara başlamak özellikle uzun deniz aşırı yolculuklardan önce en ideali olsa da, gerektiğinde yola çıkmadan bir iki gün önce alınacak korumanın bile etkisi olabilir. Kırsal kesimlere de gidilecek uzun bir seyahatten altı ila sekiz hafta önce aşı olmaya başlamak en uygun davranıştır. Böylece, kuduz ve menenjit gibi hastalıklara karşı vurulan aşılar bir aylık bir döneme yayılabilir ve yola çıkmadan en az 10 ila 14 gün önce tamamlanabilir. Bu aralık, aşının etkin hâle gelmesine ve yan etki olursa zamanında ortaya çıkmasına olanak verir. Sarı humma aşısının tam olarak etkin hâle gelmesi ve sertifikanın geçerlik kazanması 10 günü bulur.

Akdeniz ya da Uzak Doğudaki belli başlı merkezlere düzenlenen paket turların çoğu için seyahatinizden iki ya da üç hafta önce aşı olmak yeterli olacaktır. Hepatit A aşısının tam olarak etkin hâle gelmesi en az iki hafta alsa da seyahatten bir iki gün önce aşı olsanız bile bir ölçüde koruma sağladığına inanılmaktadır. Hastalığın kuluçka süresinin 3 ila 6 hafta olması, aşının etkin hâle gelmesi için zaman sağladığından bu aşıyı geç olmak hiç olmamaktan iyidir. 6 ila 12 ay sonra ikinci bir doz aşı olursanız 10 yıl boyunca bu hastalığa karşı korunma kazanmış olursunuz ve yine seyahatten önce aşı peşinde koşturmaktan kurtulursunuz-son anda yapılan rezervasyonların arttığı şu günlerde bu çok yararlı olur. Gerekirse tam yola çıkacağınız gün bile aşı yaptırabilirsiniz. Hepatit A, yolcularda görülen ve aşısı olan hastalıkların en yaygını olduğu için gıdanın ve temiz su kaynaklarının az olduğu yerlere gidiyorsanız son dakikada bile olsa aşı yaptırmalısınız.

Orta ve ileri yaşta insanlarla, çocukluğunda aşı olmamış kişiler aşı olduktan sonra yola çıkmak için en az 10 hafta beklemelidirler. Peş peşe yapılan seyahatlerde bu durum geçerli değildir.

Yan Etkileri
Hemen herkes aşının neden olduğu tepkilerle ilgili dehşet öyküleri duymuştur - iğnenin acısı ve aşıdan sonra görülen etkiler anlatıldıkça korkunçlasın Elbette yaşlı insanlar, özellikle de yıllar önce silahlı kuvvetlerde hizmet etmiş insanlar, şırıngaların kullanılmaktan köreldiği ve aşıların yan etkilerinin daha fazla olduğu zamanları hatırlarlar. Eskiden yapılan karma aşı (tifo, paratifo A ve B, kolera), vurulan kişinin bir iki gün kendini çok kötü hissetmesi, ateşlenmesi, ağrı ve acılara neden olmasıyla ünlüydü.

Yeni aşılar daha saftır yani organizmanın yalnızca gerekli olan kısmını içerir, o yüzden daha az yan etki doğurur. Aslında bugünlerde aşının çok ağrı yapması oldukça az rastlanan bir durumdur. Genelde kolunuzun yalnızca ufak bir bölgesi hassaslaşır ve ara sıra da biraz yorgun hissedebilirsiniz.

Enjeksiyon keskin, iyi bir iğne aracılığıyla yapılır ve bu da duyulan rahatsızlığı azaltır. İnsanlar tek aşı olduklarını zannederlerken birkaç aşı olduklarını öğrenince oldukça şaşırırlar. Zamanla daha çok aşı, şurup ya da tablet formuna sokulacaktır.

İnsanların en sevmediği (kalçaya yapıldığı için) aşı olan gama globülin bile size anlatılan hikayelerde olduğu kadar korkunç değildi. Öyle olsa da, çoğu insan seyahate çıkmadan önce yapılması gereken aşıların hiçbirinin kalçaya yapılmadığını öğrenince memnun olmaktadır.

Bazı insanlar - genelde genç erkekler - aşı olduktan sonra bayılırlar. Bunun aşıdan kaynaklanan bir sebepten meydana gelmesi çok ender rastlanan bir olaydır. Asıl neden aşı olmanın kendisi olabilir. İnsanlar yetişkin yaşlarında aşı olmaya alıştıkça ve korktukları kadar kötü olmadığını görünce zamanla bayılma eğilimi azalır. Eğer bayılan tiplerden biri olduğunuzu biliyorsanız aşı olmaya gitmeden önce bir şeyler yiyerek kendinize (ve doktora) yardımcı olabilirsiniz.

Aşı yapılırken ve yapıldıktan sonra uzanmak da işe yarayabilir. Bu genellikle bayılmanızı önler ve kendinize güveninizi toparlamanızı sağlar.

Yumurta Alerjisi
Aşı yaptırmadan önce yumurtaya alerjiniz olup olmadığını sorarlarsa hiç şaşırmayın. Bunun nedeni bazı aşıların (sarı humma, beyin iltihabı, ve grip) eser miktarda yumurta içermesidir. Yani eğer gerçekten yumurtaya alerjiniz varsa bu aşıları olamazsınız ama yumurtayı sevmediğiniz için yemiyorsanız ya da hazımsızlığa neden oluyorsa aşı olabilirsiniz.

Doktorunuzla bütün alerjiler hakkında konuşmalısınız (penisilin dahil) ama alerjiler gerçekte nadiren sorun yaratır. Kurdeşen, arı veya yabanarısı sokmalarına karşı alerjiniz varsa, beyin iltihabı aşısı olmamalısınız.

Yine de aşı olduktan sonra vücudunuzda alerjiden kaynaklanan veya herhangi aşırı bir tepki görürseniz yeni aşılar olmadan önce doktorunuza söylemelisiniz.

Hangi Aşıları Olmalısınız: Temel Bilgiler

Tetanos: Herkes tetanos aşısı olmalıdır. Yolculuğa çıkmanız da bunun için iyi bir bahane olur. Bu, özellikle çocukluğunda tetanos aşısı olmamış ileri yaşlardaki insanlar için önemlidir. İlk defa 10 yıldan fazla bir zaman önce aşı olmuş ve kalkınmakta olan bölgelere giden insanların aşısını tekrarlaması tavsiye edilir.

Ayrıca kırsal alanlara veya kamp yapmaya giden, tıbbi müdahale imkanlarının olmadığı yerlere seyahat eden kişilerin tetanos aşısı yaptırması önemlidir. Tetanos, toprakta veya çamurda bulunan bakterilerin ufak bile olsa bir yaraya girmesinden ortaya çıkar.

Bugünlerde tetanos aşısıyla birlikte difteri aşısı da yapılmaktadır.

Difteri: Bu aşı bebeklere, okula yeni başlayan çocuklara ve beşinci sınıftaki çocuklara rutin olarak yapılmaktadır. Ancak 1940'tan önce doğmuş olan yetişkinler hiç difteri aşısı olmadığı için bu hastalığa karşı aşılanmalıdırlar. Daha genç yaştaki yetişkinler, hastalığın görüldüğü yerlere seyahat edecekleri zaman ve kalkınmakta olan bölgelerde uzun süre kalacaklarsa aşılarını tazeleyebilirler. Aşı tek başına veya tetanos aşısıyla birlikte yapılabilir.

Çocuk felci: Kuzey ve Batı Avrupa, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın dışında kalan yerlere seyahat edeceklerin bu aşıyı olması tavsiye edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü bu hastalığı yeryüzünden silmeye çalışmaktadır ve 2005 yılı itibarıyla bu amaca ulaşılacağı umulmaktadır. Çocukların rutin olarak aşılanması sonraki bir iki yıl boyunca sürecektir. Orta ve Güney Amerika'da hastalığın ortadan kalktığı açıklandığı için bu bölgelere yapılacak seyahatlerden önce yeniden aşı olmak gerekli değildir. Hastalık Güney Doğu Asya'nın büyük kısmında hemen hemen ortadan kalkmıştır ve gitmeden önce çocuk felci aşısı olmanın tavsiye edildiği yerlerin sayısı gittikçe azalmaktadır. Hastalık, çocuk felci olarak bilinse de aşı olmamış yetişkinleri de etkileyebilir (özellikle de 1958'den önce doğmuş olanları).

Yukarıda sayılan üç aşı da çocuklara rutin olarak yapılmaktadır ve bu da bize bazı hastalıkların görülmemesinin nedenini çok sayıda insanın çocukluğunda aşılanmış olmasında aramamız gerektiğini söyler. Aşılama programlarından her çocuğun yararlanamadığı ülkelerde hastalanma riski daha yüksektir. Bütün aşılarını olmamış kişilerin seyahate çıkmadan önce aşılarını tamamlaması gereklidir.

Tüberküloz: BCG izi taşımayan kimseler (tüberküloz aşısından, genelde kolun üst tarafında) BCG aşısı yaptırmalarının gerekli olup olmadığını görmek için test olmalıdır. Kalkınmakta olan ülkelere gideceklerin, özellikle de bu yerlerde aile yanında kalan veya çalışan kişilerin bu aşıyı yaptırması tavsiye edilir. Uluslar arası standartlardaki otellerde kalınan tatiller için ise genelde gerekli değildir.

Bazı Bölgelere Giderken Fazladan Yapılacaklar
Bütün coğrafi bölgelere giderken verilebilecek bazı ortak öneriler vardır ve bunlar genel hatlarıyla burada sıralanabilir. Ancak yola çıkmadan önce gideceğiniz ülkeyle ilgili son dakika bilgilerini almak yine de yerinde olur çünkü Dünya Sağlık Örgütünün yıllık olarak yayınladığı sarı humma düzenlemelerinde bazı değişiklikler yapılmış, yeni aşılar çıkmış olabilir veya yakın zamanlarda hastalık salgını görülmüş olabilir.

Sarı humma: Sarı humma aşısı, yalnızca bu hastalığın mahalli olarak görüldüğü yerlere yolculuk yapacaksanız gereklidir. Aşı sertifikası göstermeniz istenebilir. Bu sertifika, aşı yapıldıktan 10 gün sonra geçerlik kazanır ve 10 yıl ömrü vardır. Sertifika istenmiyor olsa bile Dünya Sağlık Örgütü, sarı humma tehlikesi olan bütün ülkelere yapılacak seyahatlerden önce ve özellikle de seyahat sırasında belli başlı şehirlerin dışına çıkılacaksa bu aşının yaptırılmasını tavsiye etmektedir. Aşı yaptırıldığı zaman sertifika alınmalıdır. Hemen hemen bütün sağlık ocaklarında bu aşıyı yaptırabilirsiniz. Büyük şehirlerde özel sağlık kliniklerinde de san humma aşısı yaptırabilirsiniz.

Kolera ve Seyahat İshali: Bu hastalık hijyenik koşulların bulunmadığı yerlerde hâlâ görülmektedir ancak aşı etkili olmamaktadır ve artık neredeyse hiç yapılmamaktadır. Bu aşının yapıldığına dair uluslar arası sertifika resmi olarak istenmemektedir. Gayri resmi talepleri de muafiyet belgesi alarak karşılayabilirsiniz. Kolera sertifikası alınması yolundaki talepler gittikçe azalmaktadır ve tamamen ortadan kalkacağı umulmaktadır. Çoğu yolcu kolera riskiyle karşılaşmamaktadır. Kolera ve koli basiline karşı (seyahat ishalinin en yaygın görülen formlarından biri) birlikte etkili olan yeni bir aşı 2004'ün başlarında kullanılmaya başlanmıştır. Bu aşı İskandinavya'da kullanılmış ve yetişkinlerde koleraya karşı iki yıl ve koli basiline karşı da üç ay boyunca koruma sağladığı sonucuna varılmıştır. Aşı, iki yaşın altındaki çocuklarda kullanılmamıştır. İlaç, ağızdan alınmaktadır. Yolculuğa çıkmadan önce iki doz halinde en az bir hafta arayla alınmalıdır.


Afrika'da sıtma tehlikesinin görülebileceği bölgeler


BU BİLGİLER ZAMAN ZAMAN DEĞİŞİR

Ülkemizdeki yetkililer büyük ihtimalle aşının yalnızca koleraya karşı kullanılmasına onay verecektir. İshali önlemek için aşı yapılması oldukça cazip bir fikirdir ancak, her ishalin nedeninin koli basili olmadığını unutmamak gerekir ve aşı da yalnızca kısmi koruma sağlamaktadır. Bu şekilde bütün seyahat ishali vakalarının yalnızca bir bölümü, belki yarısından bile azı önlenmiş olacaktır. Önceki tatilleri nahoş anılarla zehir olan kişiler için bu kadarı bile yeterli olabilir. Kolera kısmı risk taşıyabilen yolcular, tatilciler için değil belki ama salgının görüldüğü yerlere, mülteci kamplarına giden sağlık görevlileri ve "sıkı" yaşamayı seçenler için yararlı olabilir.

Tifo: Tifo aşısı gıda ve su temizliğinin zayıf olduğu yerlere gidenlere yapılabilir. Bu durum, tropik kuşaktaki ve kalkınmakta olan pek çok ülke için geçerlidir ama birinci sınıf otellerde kısa bir süre için kalacak sanız (örneğin Karayib Adaları'nda-ki tatil merkezleri) risk altında olmayabilirsiniz. Ne yiyip içtiğinize ve kişisel temizliğinize dikkat etmek, sizi yalnızca tifoya karşı değil su ve besin aracılığıyla bulaşabilen ishal ve hepatit A'ya karşı da korur. Bu konuyu doktorunuza danışabilirsiniz.

Güney Amerika'da sarı hummanın görülebileceği yerler


YOLA ÇIKMADAN SON DURUMU ÖĞRENİN

Hepatit A ve B: Pek çok insan A'dan G'ye kadar uzanan hepatit türlerini karıştırmaktadır. Hepsi de ya A ya da B gibi bulaşmaktadır. A, mikroplu su ve gıdadan ve B de HIV gibi cinsel ilişki veya kan ya da steril olmayan tıbbi malzemelerin kullanılması yoluyla bulaşır.

Yalnızca A ve B'ye karşı aşılar vardır. Hepatit A su ve gıda yoluyla bulaştığı için, tifonun bulaşabileceği yerlere gidileceği zaman hepatit A aşısı yapılması da tavsiye edilir. Ancak hepatit A, tifodan daha yaygındır.

Hepatit B HIV gibi bulaşır, o yüzden sizin davranışlarınız önemlidir. Yurt dışındayken cinsel ilişkiye girme ihtimali yüksek olan (hetero-seksüel veya homoseksüel) ya da kalkınmakta olan bölgelerde tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyabilecek insanların olabileceği bir aşı vardır. Genellikle kısa süreli tatile gidenler için değil, yurt dışında uzun zaman kalacak olanlara tavsiye edilir. Giderken yanınızda prezervatif ve şırınga iğnesi götürebilirsiniz.

Düzenli Olarak Yapılmayan Aşılar
Çıkacağınız seyahat alışılmadık sağlık risklerini de beraberinde getirebilecek türdeyse veya çok uzun süre kalmak için seyahate çıkıyor ya da belirli rotaların dışına çıkmak istiyorsanız doktorunuzla daha başka ne aşıları vurdurmanız gerektiği konusunda konuşmalısınız. Bunlar genellikle paket turlar için yapılmaz -belli başlı merkezlere yapılan ve dört haftadan kısa süren yolculuklar - ancak istisnai durumlarda tavsiye edilebilir.

Kuduz hastalığı: Kuduz riskinden daha önce bahsetmiştik. Kalkınmakta olan bölgelere doğru uzun sürecek bir yolculuğa çıkacaksanız ya da tıbbi yardım alamayacağınız bir yere gidiyorsanız yola çıkmadan önce aşı yaptırabilirsiniz. Genelde fazla yan etki doğurmaz. Yine de bir hayvan sizi ısırır veya tırmalarsa tıbbi yardım almalısınız. Bu, aşı yaptırmaya değmez şeklinde düşünmenize neden olmamalıdır, daha çok modern tedavi olanaklarına biraz geç ulaşmanız o kadar soruna yol açmaz diye düşünmelisiniz.

Beyin iltihabı (Kene ısırığından kaynaklanan): Bu aşıyı, Orta ve Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkelerine gitmek ve ormanlık veya kırsal bölgelerinde yürüyüş ya da kamp yapmak istediğiniz tatillere çıkmadan önce yaptırmalısınız. Bahar ayları ve yaz başında bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir.

Bunun gibi gezilere giden çoğu insan gideceği yere varıncaya kadar bir risk olabileceğinden haberdar değildir. Birkaç yıldır lisans verilmemiş olan bir aşı kullanılmaktadır ve beklentilere rağmen lisanslı bir aşı piyasaya sürülmemiştir. Lisanssız bir aşının var olması insanların bu hastalık konusunda bilgisiz kalmaya devam etmesine yol açmıştır. Eğer bu aşıyı yaptırmanız gerektiğini düşünüyorsanız doktorunuzdan istemelisiniz.

Ancak çoğu doktor bu aşıyı yalnızca yola çıkacak kişinin gerçekten risk altında olduğunu düşünüyorsa yapmaktadır. Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Avusturya, Macaristan, Polonya, Almanya ve İskandinav ülkelerinin hangi bölgelerinde hastalığın görüldüğü yolunda sağlam kayıtlar olmakla beraber dağılan Sovyetler Birliği için bu durum geçerli değildir. Diğer Avrupa ülkelerinde de çok küçük de olsa risk bölgeleri vardır. Yola çıkmadan mümkün olduğunca erkenden aşı yaptırmalısınız ama zamanınız darsa sınırlı bir korunma yoluna başvurabilirsiniz.

Bu hastalık insanlara, ormanlık alanlarda bitkilerde yaşayan kenelerden bulaşır o yüzden pantolonunuzun paçalarını çoraplarınızın içine sokarak, böcek ilacı kullanarak ve keneleri cımbızla temizleyerek hastalıktan korunabilirsiniz.

Menenjit: Bu hastalığın pek çok türü bulunmaktadır. Bir türü Hib aşısı ve bebeklere yapılan menenjit türü C aşısıyla önlenebilir. Tatile gidenlere yapılan menenjit aşısının A türü olması gereklidir, o yüzden genlikle bu tür aşı kullanılır.

Dünyanın belirli yerlerinde A salgını görüldüğü için uzun süreli yolculuklarınızdan önce, özellikle de yerli insanlarla kalacak veya çalışacaksanız aşı yaptırmanız tavsiye edilir. Büyük ölçekli salgınlar Afrika'daki "menenjit kuşağında" görülebilir. Kuşak batıda Senegal'dan doğuda Etiyopya'ya uzanmakta ve artık Zambiya'nın doğu yakasına kadar aşağı inmektedir. Gambiya ve Kenya'ya düzenlenen paket turların risk taşımadıkları düşünüldüğü için salgın haberi alınmamışsa bu turlardan önce aşı yapılmaz. Seyahate çıkmadan önce bu konuyu uzmanlara danışmalısınız.
Mekke'ye hac veya umreye gidenlerin menenjit aşısı olması gerekmektedir. Suudi Arabistan'dan başka menenjit aşısı olmanızı şart koşan bir devlet yoktur.

2000 ve 2001 yıllarında hac sırasında menenjit salgını görüldüğü için hacıların A, C, W ve Y aşılarını olması gereklidir. Afrika'da görülen W türü menenjit vakaları nedeniyle A, C, W, Y aşılan daha çok kullanılacaktır.

Beyin iltihabı: Kısa dönemli turlardan birine katılacaksanız büyük ihtimalle beyin iltihabı aşısı yaptırmanız istenmeyecektir ama artık karadan yapılan geziler arttığı için bu aşıyı yaptırmanız gerekebilir. Bu aşı genellikle kırsal bölgelerde en az bir ay kalacak olan tatilcilere yapılır.

Hindistan'ın bazı bölgeleriyle, Güney Doğu Asya ve Çin riskli alanlardır. Japonya'da görülen vakaların sayısı azalmıştır. Bu hastalık pirinç tarlalarında çoğalan ve çiftlik hayvanlarını, özellikle de domuzları ısıran sivrisineklerden bulaşmaktadır. Yani bu tehlikeleri barındıran yerlerde dışarı çıkacaksanız (özellikle bu sivrisineklerin ısırdığı alacakaranlıkta) aşıyı yaptırmalısınız.

Aşıyı doktorunuzdan isteyebilirsiniz ama pek çok doktor bu aşıyı yeterince tanımamaktadır o yüzden seyahate çıkacaklarla ilgilenen uzmanlara danışmalısınız. En iyisi, yola çıkmadan sekiz hafta önce aşıya başlamalısınız. Böylece, bir ay içinde üç doz aşı olabilir ve aşının etkili hâle gelmesi için de zaman kazanmış olursunuz. Ancak zamanınız azsa, bir hafta arayla iki doz aşı olarak da bir ölçü koruma kazanabilirsiniz. Ender durumlarda bu aşı alerjik tepkiler doğurmuştur. Bu bakımdan son doz aşıyı tatilden en az 10 ila 14 gün önce olmalısınız.

POPÜLER TATİL MERKEZLERİ AŞI VE SITMA REHBERİ

OTELDE GEÇİRECEĞİNİZ BİR İLA ÜÇ HAFTALIK BİR TATİL İÇİNDİR. ÖZEL DURUMLAR VEYA GÜNCEL GELİŞMELER İÇİN DOKTORUNUZA DANIŞMALISINIZ.

Nereye giderseniz gidin, standart aşılarınız tam olmalıdır.

ABD, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Kuzey ve Batı Avrupa

  • Özellikle bahar ve yaz aylarında Avusturya'da kamp yapmaya veya isveç'in güneyinde yürüyüş yapmaya gidecekseniz beyin iltihabına karşı önlem almalısınız.
  • Sıtma tehlikesi yoktur.

Akdeniz ülkeleri, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa

  • Duruma bağlı olarak difteri/tetanos, hepatit A ve çocuk felci aşıları olmalısınız. Genelde, güneye ve doğuya doğru gidildikçe ve belli başlı merkezlerin dışına çıkıldıkça risk artar.
  • Eski Sovyetler Birliği ülkeleri için difteri aşınızı yenilemelisiniz.
  • Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkelerine gidecek ve bahar ve yaz aylarında kamp yapacaksanız beyin iltihabına karşı aşılanmalısınız.
  • Türkiye içinde seyahat edecekseniz (Mart - Kasım, Güney sahillerinde Antalya'dan doğusu ve Doğu Anadolu) veya yaz aylarında Fas ve Ermenistan'ın kırsal kesimlerine ve Azerbaycan, Gürcistan, Tacikistan ve Türkmenistan'ın güneyine gidecekseniz düşük de olsa sıtma tehlikesine karşı hazırlıklı olmalısınız.

Karayibler: Barbados, Santa Lucia, Dominik Cumhuriyeti de dahil

  • Tifo, difteri/tetanos, hepatit A (birinci sınıf yerlerde kalacaksanız tifo ve bazen hepatit A gerekmeyebilir.)
  • Yalnızca Haiti ve Dominik Cumhuriyeti için sıtma tehlikesi geçerlidir.

Tropik Güney Amerika: Brezilya ve Venezuela da dahil

  • Sarı humma
  • Tifo, difteri/tetanos, hepatit A
  • Özellikle Amazon/ormanlık bölgelere gidecekseniz sıtmaya karşı hazırlıklı olmalısınız.

Batı ve Doğu Afrika: Gambiya, Kenya, Tanzanya dahil

  • Sarı humma
  • Tifo, difteri/tetanos, hepatit A
  • Salgın ihbar edilmişse menenjit
  • Sıtmaya karşı korunma

Güney Afrika

  • Tifo, difteri/tetanos, çocuk felci, hepatit A (Güney Afrika Cumhuriyeti'nin şehirlerinde risk azdır)
  • Zimbabwe, Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki oyun parkları ve ülkenin kırsal kuzey doğusu, Botsvvana'nın kuzeyi ve Namibya'ya gidecekseniz sıtmaya karşı hazırlıklı olmalısınız.

    Hindistan ve Sri Lanka
  • Tifo, difteri/tetanos, çocuk felci ve hepatit A
  • Sıtma

Kalkınmakta olan ülkelerin kırsal kesimlerinde uzun süre kalacaksanız

  • BCG ve difteri
  • Kuduz ve hepatit B
  • Hindistan'ın bazı kesimleri, Güney Doğu Asya ve Çin'e gidecekler beyin iltihabına karşı aşılanmalıdır.
  • Belirli bölgelerde menenjit salgını olabileceğini hesaba katmalısınız.
  • Tifo, tetanos, çocuk felci, hepatit A ve (o bölgede görülmüşse) sarı hummanın yanında sıtmaya karşı da hazırlıklı olmalısınız.

AŞI TABLOSU

HANGİ AŞILARI YAPTIRMANIZ GEREKTİRDİĞİNİ UZMANLARA DANIŞMALISINIZ

Aşı Yola çıkmadan yapılacak doz İki aşı arası asgari aralık Yorumlar
Kendi durumunuzu doktorunuzla konuşmalısınız.)
Tetanos, Çocuk felci, Difteri Genelde hepsi tek seferde (ayrı yapılacaksa en az 4 hafta arayla) 10 yıl Okula giden çocuklar zaten aşılanır. Yaşlı insanlar hiç aşılanmamış olabilir. Tetanos artık yalnızca difteriyle beraber yapılmaktadır.
Tifo Bir doz aşı ya da üç doz ağızdan 3 yıl (ağızdan -1 yıl) 18 aydan küçük çocuklara genelde yapılmaz. Ağızdan - 6 yaştan küçük çocuklara genelde yapılmaz.
Hepatit A Tek 6-12 ay, yenilerseniz 10 yıl korur. Genelde 5 yaşından küçük çocuklara yapılmaz.
Sarı humma Tek 10 yıl Belirli merkezlerde yapılır. 9-12 aydan küçük çocuklara genelde yapılmaz.
Menenjit A + C ya da A, C, W, Y Tek 3 yıl 18 aydan küçük çocuklarda etkisi düşük olabilir. C aşısı yapılmış olsa bile seyahatten önce tekrarlanmalıdır. A, C, W, Y, A+ C aşısının yerini almaktadır.
Kuduz 3-4 hafta içinde üç doz 2-3 yıl Bu, seyahate çıkmadan önce yapılacak olan aşıdır (Isırıldığınızda yapılan aşıdan farklıdır). Hayvanlarla ilgilenen kişiler mutlaka üç doz yaptırmalıdır. 1 yaştan küçük çocuklara genelde yapılmaz.
Beyin iltihabı 3-4 hafta içinde üç doz bir hafta arayla yapılan iki doz da korur. 2-4 yıl 1 yaştan küçük çocuklara genelde yapılmaz. Yola çıkmadan 10-14 gün önce tamamlanmalıdır.
Kenelerle bulaşan beyin iltihabı 4 hafta arayla iki doz (gerekirse iki haftaya indirin) ya da 3 hafta boyunca üç doz 9-12 ay sonra 3 yıl 1 yaştan küçük çocuklara genelde yapılmaz.
Hepatit B 4 hafta arayla iki doz, üçüncü doz 5 ay sonra 3-5 yıl Üçüncü doz gerekirse ikinciden 4 hafta sonra yapılabilir ya da bütün dozlar 3 hafta içinde yapılabilir. Her yıl tekrarlanmalıdır. 3 haftalık uygulama çocuklara yapılmamalıdır.
BCG Yalnızca tek doz (cilt testinden sonra) Genelde tekrarlanmaz. 14 yaşlarında rutin olarak yapılır. Çocuklukta riskli gruplara yapılır.

DÜNYADA SITMANIN BULALAŞABİLECEĞİ BÖLGELER


EN SON DURUMU ÖĞRENMEK İÇİN DOKTORUNUZA VEYA HASTANEYE DANIŞIN

SITMAYI ÖNLEMEK İÇİN TABLET İLAÇLAR
Tıbbi adı Ticari ismi Kullanım şekli
Klorokin Avloclor Haftada bir
  Nivaquine Haftada bir
Proguanil Paludrine Günde bir
Meflokin Lariam Haftada bir
Doksisiklin Vibramycin Günde bir
Atovakon ve proguanil Malarone Günde bir


Grip: Buna tatil aşısı demek pek doğru olmaz ama yüksek risk altında olan kişiler yola çıkmadan önce mutlaka aşı olmalıdır, özellikle de tatile çıkacaklarsa. Yolcu gemilerinde görülen salgınlar grup halinde tatile gidildiğinde neden aşı olmak gerektiğini açıklar. Bu salgınlar yılın her zamanı çıkabilir.

Özel önlemler: Dalağı alınmış insanların başka aşılar da yaptırması gereklidir ve hamile kadınlar için de özel önlemler vardır. Ciddi veya kronik bir hastalığı olan ve zaten bulaşıcı bir hastalığa yakalanmış olan kimselere bazı aşılar yapılamaz. Kronik bir hastalığı olan kişilere bazen fazladan aşılar yaptırması tavsiye edilir, örneğin pnömokok aşısı. Bu sınıflardan birine giriyorsanız ya da HIV taşıyorsanız gideceğiniz yere karar vermeden önce doktorunuzla yaptırmanız gereken aşılar hakkında konuşmalısınız. Son olarak, aşı yaptırarak bütün hastalıklardan yüzde 100 korunamayacağınızı unutmamalı ve gıda ve su temizliğiyle diğer önerilere kulak vermelisiniz.

SITMA

Aşılarınızı olduktan sonra sıtmaya karşı ne gibi önlemler alabileceğinizi düşünmeye başlamalısınız. Basında yeni bir aşının bulunduğuna dair haberler görmüş olabilirsiniz ancak bu aşı henüz deney aşamasındadır ve yakın gelecekte kullanılmaya başlanacak gibi görünmemektedir. Bu asalağa karşı bir aşı geliştirmek oldukça zordur ve zamanımızda yapılan denemelerin sonuçları, bu aşının tatile gitmeden önce yapılacak kadar iyi koruma sağlamadığını göstermektedir.

Yani şimdilik sıtma ilaçlarıyla yetinmelisiniz (aslında bunlar sıtmaya karşı ilaçlardır). Ancak bu ilaçlar mükemmel koruma sağlayamamakta, tatil sırasında ve ardından bir ay boyunca sıkıntı yaratabilmekte ve bazı insanlarda yan etkilere neden olmaktadır. Bu yüzden hedeflediğiniz ülkeye gidecekler için tavsiye edilip edilmediklerini öğrenmelisiniz.

Sıtma, tropik bölgelerin büyük kısmında görülür ve sıtma haritaları popüler tatil merkezlerinin çoğunda bu hastalığın var olduğuna işaret etmektedir. Ancak bu bölgeler içinde riskin çok düşük olduğu veya hiç olmadığı yerler de vardır. Hastalık sivrisineklerle bulaştığından sivrisineklerin az olduğu yerlerde hastalık riski de düşüktür. Bu yerler arasında dağlar, kuru bölgeler ve çöller, bazı şehirler ve belli başlı dinlenme merkezleri vardır.

Hastalığın hiç görülmediği, yok olduğu veya silindiği tropik bölgeler de vardır, örneğin Karayib Adaları (Haiti ve Dominik Cumhuriyeti hariç).

Sıtma tehlikesinin az olduğu veya hiç görülmediği yerlerden birine gidecekseniz ilaç alma derdinden kurtulursunuz ve hamile olan ya da başka bir nedenden dolayı ilaç kullanamayan kişiler için bu daha sağlıklıdır. Sıtma tehlikesi hakkında araştırma yaparken yalnızca gideceğiniz ülkeyi değil, hangi bölgeye gideceğinizi de göz önünde bulundurmalısınız. Örneğin, Tayland'da sıtma riski bulunan iki bölge vardır. En riskli bölge Burma ve Kamboçya sınırıdır ve Kamboçya sınırındaki Ko Chang Adası dışında, ülkenin geri kalanında risk düşüktür. Sınır bölgeleri dışında tablet ilaç kullanmanız yolunda bir uyarı yoktur ama küçük de olsa bir riskin olabileceğini unutmamalısınız.

Yani ülkenize döndükten sonraki bir yıl içinde ateşli bir hastalığa yakalanırsanız doktorunuza sıtma kapabileceğiniz bir yere gittiğinizi söylemelisiniz. Böylece, nedeni buysa uygun tedaviye başlayabilir.

Hamileyken tropik bölgelere gidecekseniz sıtma tehlikesi olmayan ya da düşük bir tehlikenin olduğu yerlerden birini seçmelisiniz (Hamilelikle ilgili bölüme bakınız.)

Sıtma riski olan bir yere gidecekseniz tablet ilaçlardan kullanmanız önerilebilir. Dünyada "dayanıklı" kabul edilen bazı bölgeler vardır. Bu, daha ciddi olan bir sıtma türünün (Plasmodium falciparum) sıtma tedavisinde yoğun olarak kullanılan Klorokine karşı (ve diğer ilaçlara karşı da) dayanıksız olduğu anlamına gelmektedir. Ancak direnç yayıldıkça bu bölgeler de küçülmektedir ve klorokinin tek başına kullanılabileceği yerler artık yalnızca Orta Amerika, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Türkiye'dir. Klorokin, reçetesiz de satılan bir ilaçtır. En yaygın bulunan iki ticari ismi de tablomuzda görebilirsiniz.

Hastalık dayanıklılık gösterirse klorokinle beraber başka bir ilaç daha verilir - genelde proguanil (Paludrine olarak satılmaktadır) - ya da tamamen başka bir ilaç kullanılır.

Proguanil ve Klorokin bileşiminin yerine pek çok, haftada bir defa alınacak sıtma tableti denenmiştir. Bu bileşim haftada toplam 16 tablet alınması anlamına geldiği için haftada tek tablet alma fikri çok cazip gelmiştir. Sorun, bu ihtiyacı karşılayacak mükemmel bir tablet bulunmamasıdır. On yıl kadar önce piyasaya çıkan "mucize ilaç" Meflokin (Lariam) büyük bir sevinçle karşılansa da bazı insanlarda yan etkilere neden olmuştur. Ancak gerçekten etkili ilaçlar içinde bazı insanlar üzerinde istenmeyen sonuçlara yol açmayanların sayısı azdır ve Meflokini değerli yapan, Afrika'nın büyük kısmı gibi hastalığın bulaşma ve direnç gösterme ihtimali yüksek alanlara gidecek olan yolcular üzerinde etkili olmasıdır. Artık piyasada iki tablet daha vardır yani artık Meflokin kullanmak zorunda değilsiniz. Ancak Meflokinin en iyi ilaç kabul edildiği yerlerde, doktorunuz ilacı yazmadan önce tıbbi geçmişinizi derinlemesine incelemelidir. Bu ilacın bildirilmiş pek çok yan etkisi vardır. Yan etkilere dikkat edilmesi ve ciddi olanların hafif olanlardan ayrılması gereklidir.

En yaygın şikayetler arasında canlı hayaller görmek, baş dönmesi (zamanla geçer), mide bulantısı vardır. Tableti akşam yemeğinden sonra suyla birlikte alırsanız mide bulantısı azalır.

Daha ciddi olarak ruh halinde değişiklik görülebilir ve bu değişiklik depresyona, endişeye, hayal görmeye veya az da olsa sara nöbetlerine çevirebilir. Bunlar sizi korkutabilir ama çoğu insanın bu tür sorunlar yaşamadığını aklınızdan çıkamayın ve riskli bölgelere giden yolculardan yüksek koruma sağlayan bu tabletlerden birini esirgemeyin. Meflokinden başka kullanılabilecek diğer iki tablet Doksisiklin ve Malarondur. Proguanil ve Klorokin Hindistan yarımadası gibi belirli yerlerde hâlâ kullanılmaktadır. Hangi ilacı kullanacağınıza karar vermeden önce doktorunuza danışmalı ve yan etkiler görülmesi durumunda ne yapmanız gerektiğini öğrenmelisiniz.

Proguanil ve klorokinin de yan etkileri vardır. Mide bulantısından ishale pek çok sindirim sorununa yol açtıkları bilinmektedir. İlaçları akşam yemeğinden sonra alırsanız bu yan etkiler oldukça azalır. Ciddi yan etkiler pek görülmez ama ülser ve saç dökülmesi de rahatsız edicidir. Saç sorunu genelde ortalama uzunluktaki tatiller sırasında değil, daha uzun süren tatiller sırasında yaşanır. Seyahatin sona ermesinin ardından saç normal haline döner.

Antibiyotik olan Doksisiklin giderek daha çok Meflokinin yerini almaktadır. Bu ilaç günlük olarak kullanılmakta ve diğer tüm sıtma ilaçları gibi çeşitli yararlar ve yan etkiler doğurur. Yolcular için en büyük avantajı Meflokin kullanan az sayıda insanın bildirdiği sinirsel yan etkilere yol açmamasıdır.

Ancak az sayıda (yüzde bir kadar) insanın güneşe alerjisi olduğu için ciltleri daha kolay yanar. Bu, doksisiklini bırakıp başka bir koruma yoluna gitmeleri gerektiği anlamına gelir. Yan etkiyi azaltmak için yüksek koruma faktörlü bir güneş kremi kullanmaları tavsiye edilir. Bazı kadınlar Doksisiklin kullanırken doğum kontrol hapının etkisi azalabilir ve her ne kadar ilaç normalde yolcu ishalini engelliyor olsa da bazı durumlarda da aşırı ishale yol açar.

Bunu belirttikten sonra yan etkilerin yalnızca çok az sayıda insanda görüldüğünü ve sıtmadan korunmak için bu kadarına değeceğini de eklemek gerekir.

Lariam yerine kullanılabilecek başka bir tablet de 2001 yılında lisans alan Malarone'dur. Bu ilacın sıtmaya karşı geliştirilen ilaçlar ailesine katılımı çok sevindirici olmuştur. Malarone, sıtmaya karşı üstün koruma sağlayan proguanil ve az rastlanan zatürrelerin tedavisinde kullanılan atovakonun bileşimidir. Pahalı olmasına rağmen sıtma riskinin görüldüğü bölgeden ayrıldıktan sonra yalnızca bir hafta süresince almanız yeterlidir (Bütün diğer ilaçları dört hafta boyunca almalısınız.).

Malarone'un doksisiklinin doğurduğu psikolojik veya yan etkilere yol açmadığı görülmüştür. Diğer ilaçlar gibi o da sindirim sorunlarına yol açmaktadır. Bu sorunları azaltmak için ilaç, ana yemeklerden sonra alınmalıdır. Malarone uzun zaman kullanılmadan önce bütün özellikleri ortaya çıkmayacaktır ama şimdiye kadar gelen bulgular çok yararlı ve etkili bir ilaç olduğu yönündedir. Bu güne kadar ilaç esas olarak riskli bölgelere yapılan kısa (dört haftadan az süren) yolculuklar sırasında kullanılmıştır.

Yakın zamanda Malarone çocuklar üzerinde de kullanılmak üzere lisans almıştır ama Doksisiklin 12 yaşın altındaki çocuklarda kullanılamaz. Bu da çocuklar için sıtmaya karşı var olan ilaç seçeneklerinin yetişkinler için olduğu kadar geniş olmadığını ve ailece tatile gitmek için sıtma tehlikesinin görüldüğü yerleri seçmemek gerektiğini gösterir.

Sıtma ilaçları içinde yalnızca Proguanil ve Klorokin reçetesiz olarak alınabilir. Klorokin, sara hastası kişilerce alınmamalıdır ve aynı zamanda sedef hastalığını da artırabilir. Ancak sedef hastalığı hafifse, olumsuz bir etkiye neden olmayabilir. Kanın pıhtılaşmasını azaltan ilaçlar (aspirin dışında) kullanan kişilerin de Proguanil kullanması uygun değildir.

Hem yolculuk sırasında hem de eve döndükten sonra dört hafta boyunca sıtma ilaçları kullanmak yetişkinler için de yeterince sıkıcıdır ama konu çocuklara ilaç vermek olunca işler iyice zorlaşır. En kolayı, mümkünse sıtma tehlikesinin olduğu yerlere hiç gitmemektir. Sıtma tabletleri yerine çocuklara verilebilecek şurup yoktur. İlacı hangi dozda kullanacağınızı doktora veya hemşireye danışmalısınız çünkü doz, pros-pektüste yazandan farklı olabilir.

Buraya kadar söylediklerimize bakarak sıtma ilacı kullanmanın pek de kolay olmadığı sonucunu çıkarabiliriz. Ama akılda tutmanız gereken birkaç tane pratik nokta vardır:

 

  • Sıtmaya karşı mükemmel koruma sağlayan bir ilaç yoktur.
  • Özellikle güneş battıktan sonra sivrisineklerden korunmaya çalışmalısınız.
  • Size ve gideceğiniz bölgeye hangi ilacın daha uygun olduğu konusunda bilgi almalısınız.
  • Sıtma tehlikesinin görüldüğü bölgeden ayrıldıktan sonra dört hafta daha ilaçları kullanmaya devam etmelisiniz (Malarone için bir hafta). İlacı almayı unutmanız büyük sorunlara yol açabilir.

Herhangi bir belirti fark etmeniz durumunda hemen teşhis ve tedavi edilmesi için doktora başvurun.

Yerleşim merkezlerine uzak yerlerde geçirilen tatillerin artması, sıtmaya karşı acil müdahale etmek için (yalnızca reçeteyle alınan) ilaç terapisi uygulanabilecek durumların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Her zaman eksiksiz tıbbi tedavi almak en iyisidir ama bazı kırsal bölgelerde ilaç kıtlığı olabilir ve sizi tedavi edecek doktora yanınızda taşıdığınız ilaçlan vermek zorunda kalabilirsiniz. Bu ilaçlar hiçbir doktorun bulunmadığı yerler dışında kendi kendinize kullanmanız için verilmemiştir.

Hiçbir ilaç eksiksiz koruma sağlamadığından riski azaltmak için başka yöntemler de denemelisiniz. Sıtma, sıtma sivrisineğinin ısırığıyla bulaşır (yalnızca dişi sineğin, erkekler vejetaryendir). Dişi alacakaranlıkla şafak vakti arasında ısırır o yüzden bu saatler arasında sinek ısırıklarından korunmalısınız.

Hava kararmadan önce sizi sarmalayan giysiler giyebilirsiniz yani uzun kollu giysiler, uzun çoraplar veya uzun etek. Elbette bu tamamen etkili olmayacaktır. Küçük sivrisinek ler bol giysilerin içine girebilir ve büyük sivrisinekler de giysinin üstünden ısırabilir ama böyle giyinirseniz daha az ısırılırsınız. Etrafta sivrisinekler varsa, açıkta kalan cildinizin üstüne sinek savar ilaç sıkabilirsiniz.

Sinek savar ilaçlar hakkında epeyce tartışma olsa da en yaygın olarak kullanılan madde dietiltolamit'tir (DEET). Bu madde dünya çapında o kadar çok insan tarafından kullanılır ki zehirlenmeye yol açtığı haberleri gelmemesi imkansızdır. Sonuç olarak, sinek savarları özellikle çocuklar üzerinde kullanırken kutuda yazan talimatlara harfiyen uymalısınız.

Elbette gözlere ilaç kaçmamasına dikkat etmelisiniz. Ciltleri hassas olan kişiler kullanmadan önce küçük bir bölgeye ilacı sıkıp deneyebilir.

Sprey ilaç, plastik ve fotoğraf makinelerinin üzerinde leke kalmasını ve çocukların ilacı yanlışlıkla içmesini önler.

DEET kullanamayanlar için çeşitli yağlar içeren başka sinek savar ürünler vardır. Çoğu aynı etkiyi yapmamaktadır. Sinekleri kovmak için B vitamini ya da sarımsak tabletlerinin kullanılması hakkında pek çok soru sorulur. Bunlar, bazı insanlar üzerinde etkili olabilir ama test edildiğinde ortaya belirli bir sonuç çıkmamıştır. Cilt tiplerindeki farklılıklardan dolayı sivrisineklerin bazı insanları daha çok ısırdığı ise su götürmez.

Bazı sinek savarları giysinizin üstünden sıkabilirsiniz ama çoğu iz bırakır. Spreyi manşetlerin ve pantolon paçalarının etrafına sıkarsanız cilde doğrudan sıkılan ilaç miktarını azaltmış olursunuz. Yakın zamanlarda giysilerin üzerine sıkılmak üzere tasarlanan sinek savar spreyler piyasaya çıkmıştır.

Gece uyurken de ısırılmaktan korunmalısınız. Pek çok uluslar arası otelin kliması vardır ve bunlar sivrisinekleri engeller. Ancak birisi kapıyı ya da pencereyi açık bırakırsa sinekler içeri girebilir ve o zaman kapı ve pencereleri kapatıp odaya ilaç sıkmanız gerekir. Pencere açık uyumanız gerekirse (klima olmadığı için) pencerelerde tel ve sıtma riskinin yüksek olduğu yerlerde yatağın çevresinde cibinlik olmalıdır. Tellere permetrin isimli bir böcek ilacı sıkılırsa daha etkili olur. Kendi tellerini taşımak zorunda olan kimseler (örneğin kırsal kesimde seyahat ederken) bu noktaya dikkat etmelidirler.

Pek çok tropik ülkede böceklere karşı ateş yakılır ve dumanından yararlanılır. Bu yöntem verandada otururken işe yarayabilir. Ancak ateş gece boyu yanmayacağı için odanızda priz varsa kullanabileceğiniz daha iyi bir yöntem vardır: Üstündeki böcek öldürücü ilacı buharlaştıran ufak bir elektrikli araç. Yanınızda farklı ülkelerde kullanmanızı sağlayacak bir de adaptör taşımalısınız.

Hastalığı taşıyan sivrisineklerden başka böcekler de vardır: Tatarcık, kene ve diğer sivrisinekler örneğin Dang humması (sıtma kadar ciddi olmasa da gerçekten nahoş bir

hastalık) taşıyanlar. Dang, Karayibler, Orta ve Güney Amerika ve Asya'nın pek çok bölgesinde görülmektedir. Bazı Pasifik Adaları ve tropik Queensland'de de görülür. Sivrisinek ısırıklarından korunmaktan başka belirli bir önlem ya da tedavi yöntemi yoktur. Kanada, Alaska ve İskandinavya gibi kuzeye yapılan seyahatler sırasında sivrisinekler rahatsız etse de önemli bir tehlike doğurmaz. Sinek savar ilaçlar ve giysiler hakkında söylediklerimiz hâlâ geçerlidir ama hatırlanması gereken pek çok böceğin gündüz vakti ısırdığı ve o yüzden önlemlerin yalnızca geceyle sınırlı kalmaması gerektiğidir.

İLKYARDIM ÇANTASI

Farklı insanlar ve farklı bölgelere göre farklı önlemler alınması gerekir. Bu yüzden vereceğimiz listeyi bir rehber olarak kabul edin. Belli başlı tatil merkezlerinden birine kısa süreli bir gezi için gidiyorsanız yalnızca en temel malzemeleri almanız yeterli olur. Her türlü sorunuzu doktorunuza yöneltmeniz ve ilaçların prospektüslerini mutlaka okumanız önemlidir.

Tıbbi yardım bulamayacağınız yerlere gidiyorsanız antibiyotik kullanmanızın ne kadar uygun olacağını doktorunuza danışmalısınız.
Özellikle kalkınmakta olan bölgelerden birine gitmeden önce diş muayenesi olabilirsiniz.

YETİŞKİNLER İÇİN İLK YARDIM SETİ
İlaçlar
  • Antiseptik sargı bezi
  • Paracetamol ya da başka bir ağrı kesici
  • Hazımsızlık ilacı
  • Boğaz pastili
  • Böcek ilacı
  • Kalamin losyonu
  • Böcek ısırıklarına karşı krem
  • Soğuk algınlığı önleyici tabletler
  • Taşıt tutmasına karşı ilaç
  • İshal "kesen" tabletler, örneğin loperamit
  • Susuzluk giderici tuzlar
  • Müshil
  • Atlet ayağı pudrası (sıcak ülkelere giderken)
  • Vajina tahrişine karşı ilaç (sıcak ülkelere giderken)
  • Gerekirse sıtma ilaçları
  • Düzenli olarak kullanılan ilaçlar
  • Uzun süre tıbbi yardım alamayacağınız bir yere gidiyorsanız ishal veya genel kullanım için antibiyotik alın.

Aletler

  • Termometre
  • Cımbız
  • Makas
  • Kulak tıkaçları
  • Güneş kremi
  • Dudak kremi
  • Kontak lens solüsyonu
  • Yedek gözlük ya da reçete
  • Su arındırma tabletleri
  • Steril iğne ve şırınga seti
  • Prezervatif
  • Tampon

ÇOCUKLAR İÇİN İLK YARDIM SETİ
Çocuğun yaşına göre paketin içeriğini ve dozajları değiştirebilirsiniz. Emin değilseniz doktorunuza danışın.

İlaçlar
  • Çocuklar için paracetamol
  • Susuzluğu gideren tuzlar
  • Kalamin losyonu
  • Antiseptik sargı bezi
  • Böcek ilacı
  • Sıtma tabletleri / şurubu
  • Taşıt tutmasına karşı ilaç (gerekirse)
  • Düzenli olarak alınan ilaçlar (gerekirse)
  • Pişik kremi (uygun yaşlar için)
  • Diş çıkarma kremi (uygun yaşlar için)
  • Çok miktarda çocuk bezi (uygun yaşlar için)

Aletler

  • Yüksek korumalı güneş kremi
  • Çocuk termometresi
  • Cımbız
  • Biberonu sterilize etmeye yarayan malzemeler
  • Islak mendil
  • İçecek su kaynatmak (ve soğutmak) için malzeme (gerekirse)

ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Tatile nereye gideceğinize karar vermeden önce ne gibi risklerle karşılaşabileceğinizi hesaba katın.
  • Aşı olmanız talep edilmese bile ne gibi önlemler alabileceğinizi araştırın.
  • Aşı olmaya mümkün olduğunca erken başlayın ama kısıtlı zamanda bile belli oranda koruma kazanabileceğinizi unutmayın.
  • Sıtma tabletleri hakkında doktorunuza danışın ama hiçbir tabletin tam koruma sağlamadığını da aklınızda tutun. O yüzden sivrisinek ısırıklarından mümkün olduğunca korunmaya çalışın ve sıtma tehlikesinin görüldüğü bir bölgeye gidince veya dönüşünüzden sonra hastalanırsanız hemen tıbbi yardıma başvurun.
  • Seyahat sigortası olmak çok önemlidir (küçük yazıları dikkatli okuyun).



www.saglikpark.com
sitesinden 31.10.2014 10:16:37 tarihinde yazdırılmıştır.