Arama  |  Anket Sonuçları  |  Site Haritası  |

13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Belli başlı sağlık sorunları
07.12.2008 22:51:13
İlk olarak güneş yanığından korunmalısınız ama bazen ne kadar iyi niyetli olursanız olun korktuğunuz başınıza gelir. Bunun tedavisi; güneşten uzakta, tercihen serin klimalı bir yerde durmak ve bol miktarda alkolsüz içki içmektir.

Tatil sırasında yaşanabilecek sağlık sorunlarına karşı bütün önlemleri almış olsanız da riski sıfıra indirmek mümkün değildir. Pek çok insan yalnızca ufak sorunlar yaşar ya da hiç sorun yaşamaz ama bir zorlukla karşılaşırsanız önemli olan, ne yapmanız gerektiğini bilmektir. Ne kadar önemsiz görünürse görünsün bir belirtiden rahatsız oluyorsanız tedbirli davranarak tıbbi yardım almalısınız.

BELLİ BAŞLI DERİ SORUNLARI

Biraz dikkatli ve öngörülü davranırsanız tatilcilerin yaşadığı en yaygın sorunlardan olan deri problemlerini önleyebilirsiniz.

İlk olarak güneş yanığından korunmalısınız ama bazen ne kadar iyi niyetli olursanız olun korktuğunuz başınıza gelir. Bunun tedavisi; güneşten uzakta, tercihen serin klimalı bir yerde durmak ve bol miktarda Alkol süz içki içmektir. Cildin yalnızca küçük bir bölgesi güneşten etkilenmişse bu bölgeyi iyileşene kadar güneşten koruyabilirsiniz. Kalamin losyonu da iyi gelir. Aspirin acıyı ve yanmayı azaltır. 12 yaşın altındaki çocuklara ve Aspirin içemeyenlere bunun yerine uygun miktarda Paracetamol verilebilir. Güneş yanığı çok ciddiyse tıbbi yardım almalısınız. Su kabarcıkları için artık özel sargılar bulunmaktadır.

Ayaklarınız yürümekten veya ayakkabının vurmasından dolayı acıyorsa ılık, tuzlu suya sokmayı deneyin. Tuzlu su, ayaklarınızı hem rahatlatır hem de çatlamış derinin mikrop kapmasını engeller. Uzun yürüyüşlerin yapıldığı tatillerde yürüyüş botları ve dikişsiz, biraz kalın çoraplar giyerek rahatsız olmamayı sağlayabilirsiniz. Ayağınız su toplarsa buna neden olan ayakkabıyı mümkünse bir süreliğine giymeyin. Gerekli değilse su kabarcığını patlatmayın çünkü bu şekilde altındaki deri enfeksiyon kapmaya açık bir hale gelir. Eğer ayakkabınızı geçici bir süreliğine de olsa geri giymek için kabarcığı indirmeniz gerekiyorsa steril bir iğne kullanın, kaşındırmayan bir antiseptik sürün ve yumuşak bir bezle sarın.

Sıcak ve özellikle nemli havalarda, ufak sıyrıklar ve kaşınmış böcek ısırıkları mikrop kapmaya karşı normalden daha dayanıksız hâle gelir. Bu tür ufak yaralanmalara önlem olsun diye hemen antiseptik sürülmelidir. Buna rağmen mikrop kapma işaretleri görülüyorsa antibiyotik verilebilir düşüncesiyle hemen doktora gidilmelidir. Sivrisinek ısırıklarını kaşımadan durmak zordur ama kaşımak mikrop kapmasını kolaylaştırır. Antihistamin tabletleri ısırıkların kaşınmasını ve şişmesini azaltır ama bu ilaçlar bazılarını sersemletebilir.

Yine yaygın görülen kaşıntılı bir deri problemi isiliktir. Ter kanallarının tıkanması isiliğe neden olur ve bundan etkilenen bölgelerde cildin yüzeyinde şişlikler hissedilebilir. İsiliği engellemenin veya tedavi etmenin serinlemekten başka bir yolu yoktur. Geniş, pamuklu giysiler giymenin; ılık suda yıkanmanın ve ovalamadan küçük darbelerle kurulanmanın vücudunuzu serin tutmaya yardımı olabilir.

Terleme aynı zamanda kasıkta mantar oluşumunu ve atlet ayağı denen rahatsızlığı artırır. Yine geniş, pamuklu giysiler ve açık sandaletler giymek yararlı olur. Etkilenen bölgeyi temiz tutmalı ve ovalamamalısınız. Eğer bu tür sorunlara karşı hassas olduğunuzu biliyorsanız ilkyardım çantanızda mantara karşı pudra bulundurmalısınız.

Parlak güneş ışığı, bazı ilaçları kullanan tatilcilerde ışıktan kaynaklanan isiliğe neden olur. Bu soruna neden olabilecek çok sayıda ilaç vardır ve eğer böyle bir sorun yaşı-

yorsanız güneş ışığından korunmaya çalışmalı ve bir doktora görünmelisiniz. Kullandığınız ilacın yalnızca ticari ismini değil genel adını da bildiğinizden emin olmalısınız.

Yukarıda bahsedilen deri problemlerinin çoğu sıcak iklimlerde kötüleşirken mayasıl ve soğuk yarası soğuk iklimli bir yerde tatilini geçiren kişilerde görülür. Doğru giysiler giyerek ve planlarınızı önceden dikkatli bir şekilde yaparak riski azaltabilirsiniz.

SARS

Şiddetli akut solunum yolları sendromu (SARS) ilk olarak 2003 yılının Mart ayında teşhis edilmiştir. Çin'in güneyindeki Guangdong ilinde ilk vakalar görülmüştür ve bu bölgeden bir doktor Hong Kong'a gitmiş ve oradaki bir otelde kalmıştır. Şiddetli hasta olan bu kişiden yayılan salgın, yalnızca Hong Kong'da değil Kanada, Toronto'da da görülmüştür. Hong Kong'dan giden yolcular mikrobu Pekin'e taşımış ve hastalık buradan Çin'in pek çok iline yayılmıştır. Tayvan ve Vietnam'da dahil, komşu ülkelere de hastalık taşınmıştır. Salgının yayılmasından dolayı Dünya Sağlık Örgütü Çin'in belirli bölgelerine ve diğer ülkelere seyahatin kısıtlanmasını tavsiye etmiştir (oldukça ender rastlanan bir durum). 13 Mayıs itibarıyla 29 ülkede 7.548 vaka görülmüş ve bunlardan 573'ü ölümle sonuçlanmıştır. Bu satırlar yazıldığı sırada salgın yavaşlıyor gibi görünmekle birlikte pek çok ülkenin etkilenme ihtimali bulunmaktadır ve hastalık ciddi sağlık sorunlarına ve ekonomik sonuçlara yol açmaktadır. Kalkınmış ülkelerde bile karantina zorunluluğu bulunduğundan ve hemşireler mesafeli yaklaşmak durumunda kaldığından sağlık tesisleri yetişmekte zorlanmıştır. Bu nedenden kalkınmakta olan ülkeler de hastanelerin yetersiz kalması şaşırtıcı değildir. Salgını kontrol altına almak için bölgesel karantina getirilmiş ve bu da yolcuların seyahat etmesini önemli ölçüde engellemiştir. SARS'ın nedeni haftalar boyunca belirlenememiştir.

Artık normalde pek etkili olmayan korona virüsünün yeni bir türü olduğu düşünülmektedir. Belirtileri yüksek ateş ve Öksürük veya nefes almada zorlanmadır. Virüsü ülkeden ülkeye taşıyanların yalnızca bir iki kişi olmasına, ardından hastanelerde çalışanlara ve onların ailelerine hızla bulaşmasına rağmen virüsün, sokaklar ve hava alanları gibi yerlerde temasla o kadar kolay bulaşamadığı tespit edilmiştir. Bu durum, yeni keşfedilen bu hastalığı çevreleyen pek çok esrardan birisidir. Ancak anlaşılan noktalardan biri, virüsün öncelikle hapşırık yoluyla bulaştığıdır. Bu yüzden maskeler hastane ve ev ortamlarında kısmen koruyucu olmaktadır. Hong Kong'da maske takılması tavsiye edilmiş olsa da Dünya Sağlık Örgütü uzmanları diğer ülkelerde uçaklarda veya sokaklarda maske takılması yolunda bir tavsiyede bulunmamıştır.

Seyahate çıkanların SARS'ın belirtilerini bilmesi ve bu belirtileri gösteriyorsa, özellikle de SARS'ın görüldüğü bir yerde bulunmuşsa veya bir SARS hastasıyla temasta bulunduğunu düşünüyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım alması gerekmektedir. Bu hastalık hakkındaki bilgiler hâlâ yeterli olmadığı için seyahate çıkacak olanlara daha belirli tavsiyeler verilememektedir. Salgın hakkında en yeni bilgileri ve yola çıkmadan önce en son haberleri almak için Dünya Sağlık Örgü-tü'nün Internet sayfalarına bakabilirsiniz. Bu aşamada hastalığın esas olarak Çin'de kalıp zamanla kontrol altına mı alınacağı yoksa dünya çapında bir salgına mı neden olacağı belli değildir. Uluslar arası hava alanları ve hastalığın görüldüğü yerlerde önlemlerin bir süre daha devam edeceği kesindir. Dünya Sağlık Örgütü güvenilir testler, kesin tedavi ve zamanla bir aşının bulunması için uluslar arası laboratuvarların yaptığı çalışmaları koordine etmeye devam etmektedir.

LEJYONER HASTALIĞI

Lejyonerin Fransız Yabancı Lejyonu'yla bir alakası yoktur. Hastalık adını, 1976'da Philadelphia'daki Amerikan Lejyon Toplantısı'na katılan bir grubun esrarlı bir solunum hastalığına yakalanmasından almıştır. Bu gibi dramatik olayların ardından görülen "Katil Virüs" başlıklarının aksine, hastalığın nedeni yeni tespit edilmiş ve şimdi Legionella pneumophila adı verilen bir bakteri türü olduğu saptanmıştır. Bu bakteri türünün daha önceden tespit edilememiş olmasının nedeni, laboratuarda bilinen yollarla üretilememesidir. fiimdi bu bakteri türünün suda ve göl ve nehirlerdeki çamurda doğal olarak bulunduğu ve binaların su sistemlerinde de büyüyebildiği bilinmektedir.

Pek çok Batı ülkesinde hastanelerin, büroların ve otellerin su sistemlerine ve havalandırmalarına bulaşarak salgın hastalıklara neden olmuştur.

Dünyanın her köşesinde görülebilir. Akdeniz'deki tatillerinden dönen pek çok kişide pneumonia vakasına rastlanması bu bölgedeki oteller ve apartmanlara işaret etmektedir. Genellikle duş sistemleri, hastalığın ürediği yerdir.

Suyu sürekli klorlamak ve dolalan bütün suyun derecesini yükseltmek, bakterinin üremesini kontrol altında tutar. Bu önlem alındığı zaman dikkat edilmesi gereken şey, haşlanmamak için sıcak su musluğunu dikkatli çevirmektir.

Organizmayı teneffüs ederek hastalığı kapan kimse öksürme, nefesin kesilmesi ve genelde ateş ve göğüs ağrısı çekerek pneumonia belirtilerini gösterir.

Bazen ishal ve kusma daha önce başlar. Bu hastalık artık antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir. Bu yüzden yalnızca güçsüz olan veya bağışıklık sistemi iyi çalışmayan kişiler ciddi şekilde etkilenmektedirler. Ama yine de dikkat edilmesi gerekir ve tatilden döndüğünüz vakit belirtileri gösteriyorsanız doktorunuza bu hastalığı da ihtimal içinde tutması gerektiğini hatırlatmalısınız.

KUDUZ

Avrupa'da kuduz hastalığının en büyük taşıyıcısı tilkilerdir ama kırsal kesimlerde helikopterlerden atılan aşılı tavuk etleriyle sorun çözülmektedir.

Genelde Avrupa'daki köpeklerde kuduz hastalığı görülmez. Elbette Avrupa'da köpek, kedi veya başka bir hayvanın ısırdığı bir kişi test yaptırmalı ve kuduz aşısı da olmalıdır çünkü evcil havyan bir tilkiyle temas etmiş olabilir. Ancak kuduz hayvanlar yerleşim yerlerinin yakınında gelmez.
Işılan ve kuduz mikrobunu alan bir kişi çoğu zaman kısa sürede mükemmel şekilde tedavi alınabilir (Önde gelen bir kuduz aşısı French markadır.) ve bu şekilde kuduzun insanlarda görülmesi önlenebilir -ve aşısının zaman istemesine ve pahalı olmasına rağmen hastalık günümüzde eskisi kadar büyük sorunlara yol açmamaktadır.

Seyahate çıkanların karşılaşacağı en büyük kuduz tehlikesi köpeklerin bu hastalığı taşıdığı ve tedavi koşullarının yeterli olmadığı ülkelerde görülür. Kalkınmakta olan pek çok ülke bu sınıfa girer. Hindistan Yarımadası ve Tayland'da köpeklerde kuduz yaygın bir şekilde görülür ve her ne kadar en büyük tehdit köpeklerden geliyor olsa da sıcak kanlı herhangi bir hayvanın ısırması veya tırmalaması tedavi edilmelidir. Hindistan'da her yıl yaklaşık 40.000 insan kuduzdan ölmektedir. Bu durum ülkeyi ziyaret edenlerde paniğe yol açmamalıdır çünkü ısırıldıktan sonra derhal yapılan aşı ve tedavi hastalığı önler. Ancak daha önceden aşı olmuşsanız tedavi kolaylaşır. Bu yüzden, kuduz hastalığının görüldüğü bir ülkede bulunmuşsanız veya tedavi olmanın zor olduğu bir yere gidecekseniz bu seçeneği de göz önünde bulundurmalısınız.

Bir hayvan tarafından ısırılırsanız yine de "tedavi" (aslında önlem) amaçlı aşı olmanız gerekir. Pek çok insan kuduz aşısının çok acı verdiğini ve mideye pek çok doz ilaç verildiğini düşünür. Aslında modern aşı hiç acıtmaz ve koldan yapılır. Çoğu ülkede en iyisi olmasa da yeter sayıda modern aşı bulunmaktadır. Afrika ve Amerika kıt'larındaki az sayıda kırsal bölgede hâlâ eski tip aşının bulunduğu söylentileri vardır.

Bir iki ülkede karada yaşayan hayvanlarda kuduz görülmez ve bunlar arasında İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda, bazı Karayib ve Pasifik adaları ve Avrupa'nın bazı bölgeleri bulunmaktadır. Yine de yurt dışında tatil yapıyorken bir hayvan sizi ısırırsa ışınlan yeri iyice temizlemeli, tetanos aşısı yaptırmalı, antibiyotik almalı ve kuduz aşısının gerekli olup olmadığı konusunda bir uzmana danışmalısınız.

Yakın zamanlarda Avustralya'da ve İngiltere'de kuduza benzer bir virüsün yarasalar tarafından taşındığı yolunda haberler gelmiştir. 2002 yılında Tayside, İskoçya'da yarasa yetiştiren bir kişi böyle bir yarasa tarafından ısırılmış ve çok trajik bir şekilde ölmüştür. Yarasaların taşıdığı bu hastalığa karşı, kuduz aşısının etkili olacağı düşünülmektedir ama yine de yarasalara yaklaşmaktan kaçınılmalıdır. Yarasa yetiştiren kişiler ısırmalarını engellemek için korunmalı, aşılarını tam yaptırmalı, ısırılırsa aşıyı tekrarlamalıdır. Bir yarasaya dokunmak zorunda kalan kişi eldiven takmalı ve ısırılma riskine karşı tıbbi yardım almalıdır.

CİNSEL İLİŞKİ

Çok sayıda insan seyahatleri sırasında tanıştıkları insanlarla cinsel ilişkiye girmeyi zararsız bir eğlence ve tatili normal hayatlarından farklı kılan unsurlardan biri olarak görür. Partnerleri ister diğer tatilcilerden ister yerel halktan olsun, akılda tutulması gereken nokta, yabancılarla cinsel ilişkiye girmenin sağlık için taşıyabileceği tehlikelerdir. Bazı tropikal bölgelerde hepatit B ve HIV (AIDS) mikroplarının yaygın olduğunu ve genellikle kadınla erkek arasındaki cinsel ilişki sırasında bulaştığını unutmamalısınız.

Hayat kadınları ve madde bağımlılarıyla cinsel ilişkiye girmenin ne gibi riskler taşıdığı malumdur. Buna rağmen seks turizmi ve iş gezilerinde seks artmaktadır (Özellikle de Güney Doğu Asya'ya yapılan yolculuklarda). Seyahate çıkan bir kocanın evde kalan karısına AIDS bulaştırması gibi trajik olaylar da yaşanmıştır.

HIV ve hepatit B kadar cinsel yolla bulaşan başka ve daha yaygın hastalıklar davardır, örneğin belsoğukluğu, uçuk ve chlamydia gibi. Saydığımız sonucu hastalığın kısırlığa yol açtığı bulgusu, hastalığın uzun vadede nelere neden olabileceğinin altını çizmektedir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların açtığı yaralar HIV bulaşması riskini de artırmaktadır.

AIDS de dahil, cinsel yolla bulaşan hastalıklar tropikal bölgelerle sınırlı değildir ve Doğu Avrupa'ya yapılan öğrenci gezileri sırasında da hastalıklara yakalananlar olmuştur. Aslına bakarsanız, hiçbir coğrafi bölge güvenli kabul edilemez.

Tatilde girdiğiniz "riskli" bir ilişkiden sonra hastanede cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı test yaptırabilirsiniz.

GÜVENLİ İLİŞKİ
Korunmanın en iyi yolu olan ilişkiden uzak durmayı seçmeyenler, aşağıdaki ilkeleri uygulayarak aldıkları riski azaltabilirler:
  • Eşiniz/partnerinizle seyahat edin.
  • Yeni tanıştığınız kişilerle ilişkiye girmeyin.
  • Daha çok partner daha büyük risk demektir.
  • Hayat kadınları ve madde bağımlıları büyük risk taşır.
  • Prezervatif kullanmak riski azaltır (ama ortadan kaldırmaz).
  • Prezervatiflerinizi yanınızda götürün, yurt dışında kolayca bulamayabilirsiniz, kalitesiz olabilir ve Asya'da ölçüsü uymayabilir.
  • Güvenli ilişki, bir partnerden diğerine sperm, vajina sıvısı veya kanın geçmesini engellemektir.
  • Sperm öldürücü kremlerle birlikte prezervatif kullanarak virüsle bulaşan hastalıklardan korunabilirsiniz ama bunların aşırı kullanımı cildi tahriş eder.
  • Alkol (ve uyuşturucu) insanları sonuçlarını düşünmeden risk almaya yatkın hâle getirir.
  • Bir kişinin dış görünümünden "güvenilir" bir partner olup olmadığı her zaman anlaşılamayabilir.

YURT DIŞINDA PREZERVATİF NASIL İSTENİR?
Ülke Gerçek adı Genel adı
İspanya
Portekiz
Fransa
Yunanistan
Almanya
Hollanda
Preservativo
Preservativo
Preservatif
Profylactico
Kondome
Condoom
Gomma
Camisa de Venus
Capote
Kapota
Gummi
Gummi

UYUŞTURUCU

Yurt dışında uyuşturucu kullanmak kendi ülkenizde olduğundan daha büyük riskler taşır - hem yasal açıdan, hem de sağlık bakımından.
İğne yapmak hepatit B riski taşır, bu en belirgin olanıdır. Ayrıca eğlence amacıyla kullanılan ilaçlar doğru yargıda bulunmayı güçleştirdiğinden başka riskleri artırabilir.

Basında çıkan haberlerden de anlaşılabileceği gibi pek çok ülkede uyuşturucu bulundurmanın cezası büyüktür. Bu suçlamaya maruz kalanlardan bazıları, üzerlerine uyuşturucu yerleştirilmiş olduğundan haberinin olmadığını savunmuştur o yüzden çok dikkatli olmanız gereklidir. o Uyuşturucuya HİÇBİR ŞEKİLDE bulaşmayın.

  • Başkalarının valizleri veya paketleriyle gümrükten geçmeyin.
  • Valizinizi içine sizden habersiz bir şeyler konabilecek şekilde sahipsiz bırakmayın.

DİŞ SORUNLARI

Çoğu insan dişçiye gitmek için isteksiz davranır. Ancak az gelişmiş bölgelerde dişçiye gitmek zorunda kalmak daha korkunç olabilir. İnsanı en korkutan tehlike, temizlik koşullarının yeterli olmaması steril olmayan iğnelerden ve malzemelerden hepatit B ve HIV gibi virüslerin bulaşmasıdır. Bunlara ek olarak dolgu gibi işlemler sırasında sürekli su kullanılması gerektiğinden sudan bulaşan mikroplar da tehlike oluşturabilir. Yola çıkmadan önce kapsamlı bir diş muayenesinden geçerek başka ülkelerde işçi aramak sıkıntısından kurtulabilirsiniz. Ne gibi bir tedaviye ihtiyacınız olduğuna bağlı olarak dişçiye yapacağınız ziyareti bir iki ay öncesinden planlamanız gerekir. Uzun sürecek yolculuklara çıkacak olan kişiler, dişçilerine bu planlarından bahsetmelidirler çünkü böylelikle önceden görülemeyen sorunların teşhis edilme imkanı doğar.

Geçmişte dişinizde apse olmuşsa yola çıkarken yanınıza antibiyotik alabilirsiniz. Yolculuğa çıkmadan önce bu konuyu doktorunuza veya dişçinize danışmalısınız. Yanınıza ağrı kesici de almayı unutmayın. Diş tedavisi için düzenli olarak antibiyotik kullanan kişiler, yanlarında ilaçlarını taşımalıdırlar.

Acil Durumlar
Dişçiye gidene kadar ılık, tuzlu gargara ve sarımsak yağı, enfeksiyondan kaynaklanan acıyı azaltabilir. Yanınızda antibiyotik varsa dişçinizin tavsiye ettiği şekilde bunları da kullanabilirsiniz.

Kırılan dişleri, düşen dolguları veya köprüleri diş bakım setlerinde bulunan malzemelerle geçici olarak onarmak mümkündür (ancak bu malzemeleri kullanmak oldukça zordur). Bu setleri bazı eczanelerde bulabilirsiniz. Düşen bir dolguyu veya köprüyü yerine yeniden oturtmak için bu setlerden birini kullanacaksanız diş boşluğunu iyice temizlemeli ve malzemeyi karıştırmadan önce başka kopacak parça kalmamasını sağlamalısınız. Parçalar yerine yeniden yapıştırılınca da yutma veya nefes borusuna kaçma tehlikesine karşı gevşek nokta kalmamasına dikkat etmelisiniz.

Eğer büyük talihsizlik sonucu kalıcı bir ön dişiniz tamamen yerinden çıkmışsa, derhal bir uzamana görünerek dişi yerine takma şansı bulabilirsiniz. Dişi temiz suyun altına tutarak dikkatli bir şekilde temizlemelisiniz. Köküne dokunmamaya dikkat edin.

Dişi doğru şekilde tutarak yavaşça yerine yerleştirin ve dişçiye gidinceye kadar yerinde tutun. Derhal bir uzamana görünmelisiniz çünkü tetanos da dahil mikrop kapma riski çok büyüktür.

Eğer dişi kendiniz yerleştiremiyor ya da yerleştirmek istemiyorsanız dişi, doktora gidene kadar temiz, tuzlu suyun veya sütün içine koyarak nemli kalmasını sağlayabilirsiniz. Doktora ne kadar çabuk gidilirse dişin yerine başarıyla yerleştirilmesi şansı o kadar büyüktür. Bu şans iki saatten fazla beklenirse önemli ölçüde azalır.

Uluslar arası oteller, elçilik veya konsolosluklardan size uygun bir dişçi tavsiye etmelerini isteyebilirsiniz. Tedaviye başlamadan önce dişçiye ne gibi sağlık sorunları yaşamış olduğunuzu anlatmalısınız çünkü dişçi, sizin tıbbi geçmişinizi bilmeyebilir. Yabancı dil sorunu yaşıyorsanız uluslar arası oteller aracılığıyla bir tercüman ayarlayabilirsiniz.

KESİKLER VE AÇIK YARALAR

Bir yarayla uğraşmaya başlamadan önce ellerinizi yıkamalısınız. Kaşınmış böcek ısırıkları gibi ufak yaralar bile tropikal iklimlerde mikrop kapabilir. Bu yüzden mümkün olduğunca kaşımamaya çalışmalı ve en ufak sıyrıklara bile antiseptik sürmelisiniz.

Yaralarınızı, bir iki damla çok seyreltilmiş antiseptik sıvı damlattığınız temiz suyla yıkamalısınız. Nokta halinde bile olsa, bir yaranın üzerine kalan kir, tetanos (ya da daha ciddi bir mikrop) kapmanıza neden olabilir. Bu yüzden yarayı tam olarak temizleyemiyorsanız derhal tıbbi yardım almalısınız. Yarayı, hava alması için bir parça gazlı bezle sarın ve gazlı bezin yerinde durması için üzerine yara bandı yapıştırın. İyileşmesi için yarayı mümkün olduğunca kuru tutmaya özen gösterin.

Yaraya dikiş atılması gerekiyorsa derhal tıbbi yardım alabileceğiniz bir yere gidin. Tıbbi yardımı yarayı temizlemek, antibiyotik almak veya tetanos (yaraya bir hayvan neden olmuşsa kuduz) aşısı olmak için de alabilirsiniz.

Mercanların açtığı yaralar genelde mikrop kapar çünkü yarada ilk başta görülemeyen çok küçük mercan parçacıkları kalabilir. Bu gibi yaralanmalarda yaranın hemen suyla iyice temizlenmesi ve yaralının antibiyotik kullanması gerekir.

ATEŞ

Ateş, pek çok hastalığın belirtisi olabilir. Ateşinizi her zaman termometreyle ölçmelisiniz, normali 37 derecedir. Ateşinizin neden yükseldiğini bulmaya çalışmalısınız, özellikle de 38 derecenin üzerindeyse. Seyahatte bile olsanız soğuk algınlığı ve grip, yüksek ateşin en yaygın görülen nedenleridir. Bazen bağırsakların mikrop kapması da yüksek ateşe neden olur. Bu rahatsızlıkların çoğu başka bir sağlık şikayeti olmayan yetişkinlerde tehlikeli bir durum yaratmaz ama yine de ateşlenen kişinin kendine dikkat etmesi ve dinlenmesi gereklidir.

Dikkat edilmezse, acil durumlara yol açabilecek vakalar, sıtma tehlikesinin görüldüğü bir yere gitmiş veya halihazırda bulunuyor olan (ilk haftası değil) kişilerde görülür. İshal de görülüyor olsa bile ateşin nedeni sıtma olabilir. Boyun ağrısı ve ateş, genelde baş ağrısıyla birlikte menenjit belirtisi olabilir. Göğüste birden artan yanmalar zatürree veya SARS'a işaret edebilir. Bu hastalıklardan birinden şüpheleniyorsanız derhal tıbbi yardım almalısınız.

Yine çocuklar ve yaşlılar yükselen her ateşte, ya da yetişkinler ateşleri 48 saatten fazla düşmemesi durumunda veya sersemlemiş, kafası karışmış ya da "hasta" görülmeleri halinde ve 40 derecenin üstündeki her ateşte doktora götürülmelidir.

Doktoru beklerken, ateşli insanın vücudunu ıslak süngerle silerek ateşini düşürebilirsiniz ama hastayı üşütmemelisiniz. Aspirin (kanama görülmeyen yetişkinlerde) veya çocuklar için Paracetamol ateşi düşürebilir. Ateşli hastalıklarda hastanın su içmesi de tavsiye edilir.

Tıbbi yardımdan uzakta bulunan ateşli hastaların antibiyotik kullanması yararlı olabilir. Böylece acil durumlarda yeterli tıbbi yardım alınıncaya kadar kendi kendinize ilaç kullanabilirsiniz. Bazı doktorlar bu amaçla özel reçete de yazabilir. Diğerleri ise "körlemesine" tedavinin uygun olmadığı görüşündedir.

İSHAL

Yolcu ishaliyle nasıl başa çıkmalı?
Tatil ishali krizlerinin çoğu ciddi olmamakla beraber rahatsız edicidir. İshal sırasında kaybedilen sıvıyı yerine koymak veya kusmak iyileşme sürecini hızlandırır.

Bol miktarda "güvenilir" su, meyve suyu veya açık çay içmenin yararı olacaktır. Bunların bulunamaması durumunda tanınmış üreticilerin imal ettiği, genelde hijyenik bir şekilde kutuda veya şişede satılan karbonatlı içecekleri tüketebilirsiniz. Ancak bunların çoğu gereğinden fazla şeker ihtiva eder. Çocuklar ve yaşlıların dengeyi sağlamak için doğru oranda şeker ve tuz içeren ve ağızdan alınan bir eriyik içmesi daha uygun olur. Bunlar eczanelerde küçük paketler halinde satılmaktadır. Karışım, paketin üzerinde yazanlardan farklı bir şekilde hazırlan-mamalıdır. Aşağıdaki tabloda anlatılan ev yapımı karışım, bu hazır paketlerin bulunamadığı yerlerde kullanılabilir.

Çocuklar çok kolayca susuz kalır ve tıbbi yardım mutlaka kısa sürede alınmalıdır. Yağlı yiyeceklerden ve Alkol den kaçınmalısınız. Bu durumda hiçbir şey yememeniz gerektiği artık düşünülmemektedir. Fazla olmamak kaydıyla bisküvi, ekmek ve nişastalı yiyecekler, genelde hastalığı çabuk atlatmanızı sağlar.

İshali "kesen tabletler" çoğu zaman işe yarar ve hastanın kendisini iyi hissetmesini sağlar. Yalnızca 12 yaşın altındaki çocuklara bu tabletler doktor reçetesiyle verilir ve çok küçük çocuklarda genellikle kullanılmaz.

Eğer belirtiler ciddileşir ve dışkıda kan görülmeye başlanır, ateş yükselirse veya belirtiler düzelme göstermezse tıbbi yardım alınmalıdır. Eğer hasta sersemlemiş görünüyorsa durum acildir.

AĞIZDAN ALINAN ÇÖZELTİ
Yetişkinler için:
  • Bir çay kaşığı şeker ve bir tutam tuz, bir bardak (250 mililitre) temiz suya karıştırılır.
  • İçecek, gözyaşından daha tuzlu olmamalıdır ve biraz meyve suyu konarak tat verilebilir.
  • Kusma sorunu yaşanıyorsa içeceği beş dakikada bir yudumlayarak bir kısmının emilmesini sağlayabilirsiniz.

Yolcu ishali veya dizanteriyi kendi kendinize tedavi edebilmek için yola çıkmadan önce antibiyotik alabilirsiniz. Çoğu zaman antibiyotik almaya gerek kalmadan hastalık geçer. Ancak doğru ilacı alıyorsanız, hastalığın süresi kısalır ve o yüzden önemli bir olayı kaçırmak istemeyen veya tatilde zaman kaybetmekten hoşlanmayanlar ilaç kullanabilir. İlacın yan etkileri olabilir ama kısa süre kullanılacağından genelde etkileri görülmez.

KOL/BACAK KIRILMASI

Kırıktan şüpheleniyorsanız, tıbbi yardım almalısınız. Bu sırada kanama görülüyorsa üzerine bezle sıkıca bastırılarak durdurulmalıdır. Kanama duruncaya kadar sıkıca bastırmaya devam etmelisiniz. Kanamanın durması 20 dakika veya daha fazla sürebilir.

Yaralanmış bölgeyi hareket ettirmemeye çalışın. Acil durumlarda kişinin kımıldatılması gerekiyorsa kırık bölgeyi tahtaya sararak hareketsiz kalmasını sağlamalısınız. Kırığın üstündeki eklemden, altındaki ekleme kadar olan bölgeyi tahtaya sarmalı ve mümkünse desteklemelisiniz.
Kırık, bacaktaysa diğer bacağa sarabilir, bandajlar veya bezle bağlayabilir ve arasını tişörtlerle doldurabilirsiniz.

YARDIM İSTEMEK

Başınıza gelen her ciddi durumda seyahat sağlık sigortası numaranızı aramalısınız. Genellikle bulunduğunuz yerde kiminle temasa geçebileceğinizi söylerler. Sigorta şirketi hastane faturalarınızı görmeden önce telefonla veya faksla kendilerine bilgi vermenizi isteyebilir. Eğer bu mümkün değilse para ödediğiniz herkesten fatura almalısınız.

Yardım alabileceğiniz diğer kişi, otel doktorudur. Bir apartmanda kalıyor bile olsanız en yakındaki uluslar arası otele gidebilirsiniz. Türk Elçiliği veya Konsolosluğu size bir hastane veya doktor numarası verebilir ve büyük havayolları ve seyahat şirketlerinin bürolarından da doktorların numaralarını alabilirsiniz. Belli başlı hastanelerin telefon numaralarını rehberden bulabilirsiniz. Önemli turizm merkezlerinin dışında, karşınıza çıkan ilk polis karakoluna sorabilirsiniz. Yola çıkmadan önce gideceğiniz ülkenin dilinde doktor nasıl istenir öğrenmelisiniz.

Yalnız seyahat edenler baygın bulunmaları ihtimaline karşı üzerlerinde isimleri, ulaşılabilecek bir yakının telefon numarası, Elçiliğin telefon numarası ve pasaport numarasının yazılı olduğu bir kart taşımalıdır.

ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Başka bir sağlık sorunu olmayan yetişkinlerde, yolcu ishalinin nasıl tedavi edileceğini öğrenin; çocuklar, yaşlılar, ateşi veya dışkısında kan olanlar için geciktirmeden tıbbi yardım alın.
  • Tropikal iklimlerde bol, pamuklu giysiler giymek sık rastlanan cilt sorunlarının görülmesini engelleyebilir.
  • Böcek ısırıkları ve ufak sıyrıklar sıcak ve nemli havalarda mikrop kapabilir, enfeksiyonu önlemek için antiseptik sürün ve gerekirse tıbbi yardım alın.
  • Ateşlenen kişi, sıtma tehlikesinin görüldüğü yerlerde bulunmuşsa (özellikle de son üç ay içinde ama bu süre bir yıla kadar çıkabilir) derhal tedavi altına alınmalıdır.
  • Tatillerde dikkatsizce girilen cinsel ilişki HIV, hepatit B gibi virüslerin kapılmasına veya kısırlığa yol açabilir.
 

  

Bu yazı 5674 kere okundu.

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Çıktı Al Yukarı
Ne tür rahatsızlıklarınız var?
Bu anketin sonuçları anket tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.

ana sayfam yap | sık kullanılanlara ekle | iletişim | kullanım şartları | site haritası
Bu sitede yer alan bilgi, belge ve resimler yazılı, görsel veya daha başka bir yöntemle çoğaltılamaz, tamamen ya da alıntı yapılarak kullanılamaz.