Arama  |  Anket Sonuçları  |  Site Haritası  |

13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Hiperkolesterolemi nasıl tedavi edilir?
06.12.2008 15:06:45
Hiperkolesterolemiyi tedavi etme nedeni, kolesterol düzeyini dar bir aralığa sokmaktan çok, koroner kalp hastalığı (KKH) riskinizi azaltmaktır. KKH riskini azaltmada kullanılan temel tedavi, beslenme ve yaşam tarzının değiştirilmesidir.

Hiperkolesterolemiyi tedavi etme nedeni, kolesterol düzeyini dar bir aralığa sokmaktan çok, koroner kalp hastalığı (KKH) riskinizi azaltmaktır. KKH riskini azaltmada kullanılan temel tedavi, beslenme ve yaşam tarzının değiştirilmesidir. Hipertansiyon gibi diğer durumların da tedavi edilmesi gerekebilir. KKH riskiniz yüksekse, diyet ve yaşam tarzı değişiklikleriyle işler yeterince yoluna girmediği takdirde, kan kolesterol düzeyini düşürmek için ilaç kullanmanız gerekebilir.

YAŞAM TARZI
Birkaç yaşam tarzı değişikliği, KKH riskini azaltır. Bunlar arasında sigaranın bırakılması, Alkol ün makul miktarda tüketilmesi, kilo vermek ve aerobik egzersizi artırmak vardır.

Sigara alışkanlığı
Sigarayı bırakan tiryakilerde, KKH riskinde hızla (bir yılda %50) azalma olmakla birlikte, risk düzeyi yıllardan beri sigara içmemiş olan kişilerdekine yaklaşmaz. Sigarayı bırakmanın güçlüğü ortada olmakla birlikte, bu konuda yardım görmek de mümkündür. Özellikle bırakma yönünde motivasyonu çok güçlü olanlar için, nikotinli deri flasterleri ya da nikotin sakızının yararı olabilir. Sigarayı bırakmak kan kolesterol düzeyini düşürmezse de, sigara içmeyenlerde yüksek kolesterol düzeyinin KKH'ye neden olma olasılığı daha düşüktür.

Alkol tüketimi
Aşırı Alkol tüketmenin sonuçları iyi bilinmektedir. Sosyal etkinlikler üzerindeki etkilerinin yanı sıra, kalıcı karaciğer hasarı, obezite, hipertansiyon ve kalpte hasar dahil olmak üzere, belirgin tıbbi riskler de söz konusudur.

Öte yandan, az-orta düzeyde Alkol tüketiminin, KKH riskinde azalma sonucunda daha düşük mortalite sağlamak gibi yararlar sağladığı yönünde önemli kanıtlar da bulunmaktadır. Kadınlar için yarar, erkeklere göre daha düşük Alkol tüketim düzeylerinde saptanmaktadır ve en çok da postmenopozal kadınlarda belirgindir. Menopozdan sonra KKH insidansı yükselme gösterdiği ve dolayısıyla bu yaş grubunda mutlak risk genç kadınlara göre daha yüksek olduğu için, bu durum şaşırtıcı değildir.

Bazı raporlarda, Alkol içmenin yararlı etkilerinin içki tipiyle ilişkili olduğunu, örneğin içerdiği antioksidanlar nedeniyle kırmızı şarap içmenin öteki Alkol lü içeceklere göre daha fazla yarar sağladığını düşündüren sonuçlar bildirilmiştir. Yeni çalışmalar şarap, bira ya da sert içki lerden makul miktarlarda içenlerde yarar ortaya çıktığını ve bunun büyük oranda içki tipinden bağımsız olduğunu göstermiştir.


Alkol tüketimi ve erkeklerle kadınlarda mortalite arasındaki yaklaşık ilişkiyi gösteren grafik.

Buna göre ana yararın, öteki bileşenlerden çok, Alkol ün kendisinden kaynaklandığı izlenimi hakimdir. Makul miktarlarda Alkol içmek kolesterol metabolizmanızı etkiler, HDL kolesterolü düzeylerinizi yükseltir. Alkol ün, kan pıhtılaşmasını önleme ve arter duvarlarınızın durumunu olumlu yönde değiştirme gibi başka mekanizmalarla da koruma sağlama olasılığı söz konusudur.

Makul miktarda Alkol tüketimi ne demektir? Olağan tavsiyeler, bir haftalık zaman diliminde, erkeklerin 21 birimden, kadınların ise 14 birimden daha fazla içki içmemesi yönündedir. Bir kadeh şarap, barlardaki bir tek sert içki ya da yarım bira bardağı bira bir birim Alkol içerir.

Vücut ağırlığı
Farklı boylardaki kişilerde sağlıklı vücut ağırlığı sınırlarını klinik açıdan belirlemede vücut kütle indeksi (VKİ) kullanılır:
VKİ = Vücut ağırlığı (kg)/[[][[]]Boy x Boy (m2)]

Bu hesabın sonucu 20-25 arasında çıkarsa, boyunuza göre sağlıklı vücut ağırlığına sahipsiniz demektir. Bunun anlamı, vücut ağırlığınızın, başta KKH'den olmak üzere, erken ölüm riskini artırmadığıdır.


Bir litrelik sert içki -brendi, viski ya da cin-yaklaşık 40 birim Alkol içerir.

VKİ'niz 20'den düşükse, vücut ağırlığınız düşüktür ve 25-30 arasındaysa kilo fazlalığınız vardır. Otuz ya da üzerindeyse, obez olarak sınıflandirilirsiniz ve erken ölme riskiniz sağlıklı vücut ağırlığındaki birinden iki kat yüksektir. Bu VKİ hesapları yaygın bir şekilde bütün erişkinler için kullanılmakla birlikte, kadınlar için aralıklar biraz daha düşüktür (örneğin sağlıklı vücut ağırlığı sınırları kadınlarda 18.7 ile 23.8 arasıdır).

Egzersiz
Fiziksel açıdan aktif olan kişilerde KKH gelişme riski, hareketsiz yaşayanlara göre daha düşüktür. En büyük yarar orta düzeyde etkinlikten elde edilir - yoğun ya da uzun süreli egzersizlerin sağlayacağı ekstra yarar pek fazla değildir. Yararlı egzersiz tipleri arasında, hızlı yürüme, dans etme ya da bahçeyle ilgilenme sayılabilir. Egzersiz yapmayı bırakırsanız koruyucu etki kaybolur.

Egzersizin yararlı etkilerinin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, vücut ağırlığında azalma, kan basıncında düşme ve HDL kolesterolü kan düzeylerinde yükselmeyi içeriyor olmalıdır.

BESLENMEDE DEĞİŞİKLİKLER

dolaşım sistemi mizdeki kolesterol iki kaynaktan gelir. Az miktardaki bölüm yumurta sarısı ve et ürünleri gibi besinlerden (önceden yapılmış olarak) gelirken, çoğu karaciğerinizde doymuş yağlardan üretilir. Bu nedenle, doymuş yağlardan zengin tipte beslenme kan kolesterol düzeylerini yükseltmektedir.

Kan kolesterol düzeyinizi düşürebilmek için, yüksekliğin nedeni ne olursa olsun, beslenmenizde değişiklik yapmanız şarttır. Diyete iki yaklaşım söz konusudur: Genel olarak yediğiniz yağ miktarını azaltmak ve belirli yiyecek ya da katkılar kullanmak veya bunlardan kaçınmak.

Beslenmede genel değişiklikler
Doymuş yağ tüketiminizi azaltabilmek için beslenmenizi değiştirmeniz gerekebilir; ayrıca kilo vermeye yönelik değişiklikler yapmanıza da gerek olabilir. Diyette en zengin kalori kaynağı yağlardır. İngiltere'de ortalama olarak beslenmede kalorilerin %40'tan çoğu yağdan alınmaktadır. Toplum geneli için sağlıklı beslenme kılavuzları, yağların toplam kalorilerin %35'ten azını oluşturmasını tavsiye etmektedir. Aralarında hiperkolesterolemililerin de yer aldığı, KKH riski yüksek olanlarda bu oran %30'dan da düşük olmalıdır. Kolesterolü düşürmede genel diyet yaklaşımı sayfa 66'daki kutuda belirtilmiştir.

  • Düşük kolesterollü diyet: Sık sık kullanılan "düşük kolesterollü diyet" ifadesiyle kastedilen, kolesterol düşürücü bir diyettir ("Düşük kolesterollü diyet", diyet yapmada amacın kolesterol alımını düşürmek olduğu anlamına gelir.

KİLONUZ NE OLMALI?
  • Vücut kütle indeksi (VKI) sağlıklı kilonun yararlı bir ölçüsüdür
  • Metre olarak boyunuzun, kilogram olarak vücut ağırlığınızın ne olduğunu bulun.
  • VKİ'nizi şöyle hesaplayabilirsiniz:

  • VKİ'yi 20-25 aralığında tutmaya çalışmanız tavsiye edilmektedir.
  • Aşağıdaki çizelge, VKİ'nizi hesaplamada kolay bir yoldur. Çizelgede boyunuzu ve kilonuzu bulun. Çizgilerin kesiştiği yerler, VKİ aralığınızı gösterir.


YAŞAM TARZINIZI DEĞİŞTİRMENİZ KKH RİSKİNİZİ AZALTABİLİR
Yaşam tarzı değişikliği KKH riskinde azalma
Sigarayı bırakmak Beş yıl içinde %50-70
Fazla kiloları vermek %35-55
Haftada üç gün, en az 20 dakika egzersiz yapmak %45
Alkol tüketimini sağlıklı sınırlarda tutmak Aşırı içenlere göre %25-45 daha düşük risk
Yemekleri pişirirken ya da sofrada ayrıca tuz eklememek %15

ATEROJENİK İNDEKS
Yiyeceklerin yağ içeriği, aterojenik indeks olarak ifade edilmiştir. Yağ içeriğini bu şekilde ifade etme yöntemi, doymuş yağlardan zengin yiyecekler için yüksek değerler verir (KKH riski daha yüksektir). Doymamış yağ oranı ne denli yüksekse, değer de o denli düşüktür (KKH riski azalır).
 
Yiyecek Aterojenik indeks
Tam yağlı peynir 2.0
Tereyağı 2.0
Fırınlanmış kuzu 1.0
Yağsız kuzu pirzola 1.0
Fırınlanmış yağsız dana but 0.7
Çiğ hazırlanmış dana kıyması 0.7
Kızartılmış domuz pastırması 0.7
Fırınlanmış yağsız domuz eti 0.6
Izgara domuz sosisi 0.6
Fırınlanmış tavuk 0.5
Çoklu doymamış margarin 0.4
Çiğ hazırlanmış uskumru 0.3
Zeytinyağı 0.1
Ayçiçeği yağı 0.1

Diyetinizde yer alan kolesterol miktarı önemli olmakla birlikte, gerçekte yediğiniz doymuş yağ miktarından daha önemli değildir; çünkü vücudunuzdaki kolesterolün çoğu karaciğerde, yemeklerle aldığınız doymuş yağlardan yapılmaktadır. Kolesterol ayrıca, biraz yetersiz olmak kaydıyla, barsaklardan da emilir ama yarıdan çoğu emilmeden barsaklarda kalır. Beslenmenizi değiştirmede ana amacınız, doymuş yağ alımınızı azaltmaktır. Ancak doymuş yağlar ve kolesterol aynı yiyeceklerde yüksek miktarlarda bulunma eğilimindedir; dolayısıyla, yağlardan kaçınmanız, olasılıkla kolesterol alımınızı da azaltmanız demektir.

Doymuş yağ (hayvansal yağlar ve süt ürünlerinin yağları) alımı, kolesterol alımından daha önemli olduğundan, yumurta ve istiridye gibi, orta düzeyde doymuş yağ içeren ama yüksek kolesterollü yiyeceklerden makul miktarda yenmesine izin verilmektedir. Haftada iki yumurta ve bir porsiyon istiridye yenebilir.

  • Bitkisel lif: Sindirim enzimlerimize dirençli karbonhidratlardan oluşan bitkisel lişer, meyve, sebze ve tam taneli tahıllarda bulunur. Yenilen bitkisel liflerin KKH'ye karşı koruyucu bir etkisi vardır.

Amerika'da yapılan bir çalışmada 75 521 kadın hemşire 10 yıl süreyle incelenmiş, inceleme dönemi öncesinde ve inceleme sırasında bitkisel lif tüketimleri saptanmıştır. Sigara alışkanlığı, yaş, vücut ağırlığı, Alkol tüketimi, hormon tedavisi, vitamin alımı ve egzersiz gibi KKH insidansını etkileyebilen faktörler için gereken düzeltmeler yapıldıktan sonra, KKH ile bitkisel lif alımı arasındaki ilişki incelenmiştir.

Tam taneli tahılları fazlaca tüketen hemşirelerde KKH insidansı en düşük bulunmuştur. Bu sonuçlar başka çalışmalarda da doğrulanmıştır. Bu koruyucu etki, diyetteki bitkisel lişerin barsaktan yağ emilimi üzerindeki etkileriyle ilişkilidir ve sonuçta LDL kolesterolü düzeyleri düşmektedir.

  • Balık: Balık yiyen kişilerde KKH gelişme riskinin yemeyenlere göre daha düşük olduğuna ilişkin güçlü kanıtlar vardır. Bu özellik, fok, balina ve balıklardan çok miktarda yağ tüketen ama buna rağmen KKH insidansı düşük olan Grönland Eskimolarında fark edilmiştir.

Günümüzde bunun, omega-3 yağ asitleri olarak bilinen - ve ekoza-pentaenoik asit (EPA) ve dokoza-hekzaenoik asit (DHA) adlı iki tanesi balık yağlarında bulunan - bir tür çoklu doymamış yağa bağlı olduğu bilinmektedir. EPA ve DHA balıklar ve deniz memelilerinde büyük miktarlarda bulunmakla birlikte, deniz hayvanları tarafından değil, denizdeki beslenme zincirinin en altında yer alan planktonlar tarafından üretildiği için, kara hayvanları ve bitkilerde hemen hemen hiç yoktur. Sağlıklı besin satan yerlerde, yağda eriyen vitaminlerin - yüksek dozlarda toksik olabileceği için - çıkartıldığı, yüksek miktarda EPA ve DHA içeren balık yağları bulunmaktadır. Herhangi bir işlem görmemiş morina balığı karaciğer yağında yağda eriyen vitaminler vardır.

Balık ve balık yağlarının temel yararının kan lipitleri üzerindeki etkilerinden kaynaklanma olasılığı düşüktür; kanda trigliserid düzeylerini gerçekten düşürmekle birlikte, kolesterol üzerinde çok az etkileri vardır. Öte yandan, pıhtılaşmayı engelleyen ve anormal kalp ritimleri gelişmesini önlemeye yardımcı olan bir dizi etkileri vardır. Balık yağları ayrıca arter duvarlarını daha sağlıklı hale getirir ve aterosklerotik plak oluşumunu azaltır.

Eskiden, diyabet kontrolünü güçleştirdiği için şeker hastalarında balık ve balık yağı tüketiminin artırılmaması gerektiği düşünülürdü. Artık, toplam kalori miktarı artırılmadıkça böyle bir durumun söz konusu olmadığı düşünülmektedir.

Özel yiyecekler ve katkılar
Yiyecekler yalnızca temel besin öğelerini değil, besin olmadığı halde yararlı özelliklere sahip başka maddeleri de içerir. Tek tek yiyeceklerin kan kolesterolü ve KKH riski üzerinde gösterdiği etkiye, yağ alımına verilen önem verilmemiştir.

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ BİR DİYETİN GENEL İLKELERİ
  • Kilo fazlalığınız varsa kilo verin.
  • Alkol ün çok fazla kalori içerdiğini unutmayın.
  • Bol miktarda - en az günde beş kez - taze sebze ve meyve yiyin.
  • Kırmızı eti azaltın, daha fazla tavuk ve balık yiyin.
  • Stanol esterlerinden üretilen margarin, zeytinyağı ya da çoklu doymamış yağlardan zengin olan bir yağ kullanın.
  • Yağsız ya da yarım yağlı süt kullanın.
  • Bütün hayvansal yağları azaltın (bunlar doymuş yağ asitlerinden zengindir); yemek pişirirken zeytinyağı ya da mısır, ayçiçeği veya soya yağı gibi çoklu doymamış yağlardan zengin olan bir yağ kullanın.
  • Beslenmenizde ekmek, tahıl ürünleri, makarna ve pirinç bulunmasına önem verin.
  • Hayvan ve bitki proteinlerinin kolesterol düzeyi üzerinde çok az etkisi vardır.
  • Arada sırada kendinizi, yumurta gibi lüks yiyeceklerle ödüllendirebilirsiniz!

Belli yiyecek ya da içeceklerden oluşan doğal ilaçların KKH riskini azaltabileceği düşüncesi çok çekicidir. Ancak belli besinlerin fazlasının zararlı olma olasılığı da aynıdır (doymuş yağ asitlerinin etkisini hatırlayın). Bu yiyecekler ve doğal ilaçlar da en az ilaçlar kadar sıkı bir değerlendirmeden geçirilmelidir.

  • Stanol esterleri içeren margarin: Kolesterol bir steroldür ve bitkilerde hafifçe değişik yapıya sahip, buna benzer bileşikler bulunur. Başta stanol esterleri gelmek üzere, bitki sterolleri de benzer yapıya sahip olduklarından, kolesterol emilmesiyle etkileşime girebilirler.

    Sitostanol gibi stanol esterleri bazı mayonez ve margarinlerde kimyasal olarak değiştirilmiş bir şekliyle kullanılmaktadır. Birkaç klinik çalışma, bu tip margarinlerin kan kolesterol düzeyini düşürdüğünü göstermiştir. Örneğin kan kolesterol düzeyleri hafifçe yükselmiş olan kişilerde yapılan bir çalışmada, günde üç gram gibi görece düşük dozlarda kullanıldığında kan kolesterol düzeyini %10 civarında düşürebildiği gösterilmiştir. Vücuda çok az stanol emilir ve temel etkisinin barsaklarda kolesterol emilmesini azaltmak olduğu düşünülmektedir.
     
  • Antioksidanlar: LDL'de oksidasyon adı verilen bir işlem olması arter duvarındaki çöpçü hücrelerin daha fazla LDL tutmasına neden olduğundan ve aterosklerotik lezyonların temelini bu oluşturduğundan, antioksidanlar özellikle ilgi çekmektedir.

    Antioksidanlar, en azından laboratuvar koşullarında, LDL'deki bu değişmeyi engellemektedir.

    Diyetteki antioksidanlar arasında A, C ve E vitaminleri ile polifenoller sayılabilir. Sarmısak da antioksidan özelliklere sahiptir. Diyetteki antioksidanlarla ilgili olarak iki nokta dikkate alınmalıdır: Doğal beslenmenin KKH riskini etkileyip etkilemediği ve antioksidan beslenme takviyelerinin bir yaran olup olmadığı. E vitamini ya da C vitamini alımıyla KKH arasındaki ilişki üzerine yapılan gözleme dayalı çalışmalar çelişkili sonuçlar vermiş, bir kısmında yarar düşündüren sonuçlar alınırken bir kısmında tersi yönde sonuç alınmıştır. Diyete yüksek dozda E vitamini ya da beta karoten (bir çeşit A vitamini) eklenen çalışmalar hayal kırıklığı yaratmıştır.

Kalp Koruma Çalışması'nda, statinleri incelemenin yanı sıra E vitamini verilmesinin kalp krizlerini önleyip önlemediği de araştırılmış, fazladan vitamin verilmesinin hiçbir yaran görülmemiştir.

Polifenoller siyah ya da yeşil çayda ve kırmızı şarapta bulunan bir tür antioksidandır. Kırmızı şarabın yararlı etkileri, polifenol içeriği zengin olmayan öteki Alkol içki lerde de görülmektedir. Henüz polifenollerin etkilerine ilişkin yeterince bilgi edinilmemiş olmakla birlikte, hayvanlara verilen bitki ekstreleriyle çalışmalar yapılmaktadır ve ilk sonuçlar cesaret vericidir. Ancak insanlarda kullanıma ilişkin tavsiyelerde bulunmak için henüz erkendir.

Başta bakır, manganez, çinko ve selenyum gelmek üzere, bazı metaller vücutta antioksidan süreçlerde rol oynar. Sağlıklı beslenmede bu maddelerin yalnızca çok küçük miktarlarına gerek vardır (bu nedenle eser metal olarak adlandırılırlar). Bu eser metalleri içeren diyet eklentilerinin KKH'den korunmada herhangi bir değeri olduğunu gösteren klinik bulgu yoktur.

Genel olarak bakıldığında, diyetle alınan antioksidanların yararı kanıtlanmamıştır.

  • Sarımsak: Bazıları sarımsağın kardiyovasküler risk faktörleri üzerindeki etkileriyle KKH riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini düşünmektedir. Bunu düşündüren nedenlerden biri, sarmısak tüketiminin fazla olduğu bölgelerde KKH insidansının düşük olmasıdır. Bu, sarımsağın koruyucu olduğunu kanıtlamaz, çünkü söz konusu bölgelerde diyette doymuş yağ alımı gibi başka özellikler de farklıdır.

Sarımsağın yararlı olabilecek birkaç özelliği vardır. Bunlar, kanın pıhtılaşma eğilimini azaltması, kan basıncını düşürmesi ve kanda yağların düzeyini düşürmesidir. Ayrıca sarımsağın antioksidan özellikleri de vardır.

Tıp literatüründe bazı makaleler sarmısak tozunun kolesterolü düşürdüğünü ileri sürmektedir; ama yeni ve kaliteli iki çalışma bu düşünceyi doğrulamamıştır. Bu yeni çalışmalarda önceki çalışmalardan daha fazla insan incelenmiş olması önemlidir.

Sarımsağın olası yararlarından söz edebilmek için, diğer etkilerine ilişkin yeterince bilgimiz yoktur. Ayrıca sarımsağın kalp krizi insidansını düşürüp düşürmediği de araştırılmamıştır. Buna göre şu andaki durum, sarımsak yiyerek KKH'nin önlenebileceğini gösteren kanıtlanmış yarar olmadığı şeklindedir.

  • Avokado: Avokado tekli doymamış yağ asitlerinden zengindir ve yağının bileşimi zeytinyağına çok benzer. Bunda hiç kolesterol yoktur. Bu nedenle avokadonun KKH'yi önlemeye yönelik bir diyette yararlı olacağı düşünülmektedir.
  • Kahve: Kahvenin kan lipitleri ve özellikle kolesterol düzeyi üzerindeki etkisine ilişkin ciddi boyutta tartışmalar yapılmıştır. Etkinin, kahve çekirdeği tipi ve içeceği hazırlamada kullanılan yöntemle ilişkili olduğu izlenimi edinilmiştir.

Günde 10 fincan ya da daha çok miktarda, çekirdekler kaynatılarak hazırlanan kahve içen erkeklerde kan kolesterol düzeyleri, kahve içmeyen erkeklerden yaklaşık %15 oranında daha yüksektir. Sorumlu olan maddeler, diterpenler adı verilen bir grup kimyasal maddenin üyesi olan kafestol ve kahveoldür.

Kolesterol yükseltici etkiye sahip olan kahveler, Türk kahvesi, kaynatılmış İskandinav kahvesi ve cafetière kahvesidir. Bu etki, hazır kahve ve filtre kahvede görülmemektedir. Çok miktarda kaynatılmış kahve içmemek daha mantıklı gibi görünmekle birlikte, arada sırada içilen bir fincan kafeterya kahvesinin büyük bir zarar vermesi pek olası değildir.

  • Bitkisel ilaçlar: Bitkisel ilaçlara büyük ilgi duyulmakla birlikte, bu alternatif tedavilerin KKH insidansında azalma açısından yarar sağladığını gösteren kanıt yoktur.
  • Vitaminler: A ve E vitaminlerine daha önce değinilmişti. Kan folat düzeyleri (bir çeşit B vitamini) düşük olan hastalarda KKH riskinin, folat düzeyi yüksek olanlardan daha fazla olduğuna ilişkin bazı kanıtlar vardır.

Zengin folat kaynakları kahvaltılık tahıl gevrekleri, meyve, yeşil sebzeler ve bezelyedir. Ancak folatın kan kolesterol düzeyi üzerinde bağımsız bir etkisi olup olmadığını ya da bitkisel lifler gibi, diyette bulunan başka bir bileşenin bir göstergesi mi olduğunu bilmek güçtür.

Folatla ilişkili olarak, önem taşıyabilecek başka bir faktör daha vardır. Homosistein adlı amino asit kan düzeylerinin yüksek olmasının, arter duvarlarında hasara yol açtığı ve arter hastalığı riskini yükselttiği izlenimi edinilmiştir. Folat, kanda homosisteini azaltır ve yüksek folat konsantrasyonları bu mekanizmayla arter hastalığına karşı korunma sağlayabilir. Ancak şu an için bu sadece bir spekülasyondur.

  • Greyfurt: Greyfurtun, birçok ilacın kan düzeyini yükselterek güçlerini artırmak gibi bir özelliği vardır. Bu etkinin nedeni, greyfurtun (ve greyfurt suyunun) ilaçların karaciğer yoluyla vücuttan atılımını yavaşlatan bir madde içermesidir.

En iyisi, aralarında statinlerin de bulunduğu herhangi bir ilacı kullandığınızda greyfurt yememek, greyfurt suyu içmemektir (kutuya bakınız). Etikette greyfurt uyarısı bulunan ülkelerden bazıları Yeni Zelanda, Avustralya ve Hollanda'dır. Henüz bilinmeyen daha fazla greyfurt-ilaç etkileşimi olma olasılığı yüksektir.

GREYFURTLA ETKİLEŞİME GİREBİLEN BAZI İLAÇLAR
  • Sedatifler (alprazolam, midazolam)
  • Kolesterol düşüren ilaçlar (statinler)
  • Anjin ve hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar (amlodipin, nifedipin, verapamil)
  • Sedasyon yapmayan antihistaminikler (terfenadin)
  • Doğum kontrol hapı bileşenleri (etiniloöstradiol)
  • Antidepresanlar (klomipramin)
  • Diğerleri (siklosporin, takrolimus)

HİPERKOLESTEROLEMİNİN İLAÇLA TEDAVİSİ

Yaşam tarzı ve diyet değişiklikleri denenip mutlak KKH riskini yeterince azaltamadığında, hiperkolesterolemi için ilaç tedavisi düşünülür.
Kan lipit düzeylerini iki ana ilaç grubu düşürür: statinler ve fibratlar. Reçineler ve nikotinik asidin de aralarında yer aldığı diğer ilaçlar daha nadir olarak kullanılmaktadır.

Statinler
Statinler kan kolesterol düzeyini düşürmede iyidir; genellikle %40 oranında düşme sağlarlar ama trigliseridler karşısında etkililikleri daha zayıftır. Başta karaciğer gelmek üzere, vücutta yapılan kolesterol miktarını azaltarak etkide bulunurlar; bu durumda kolesterol gereksinimlerinin daha fazlasını dolaşımdan almak zorunda kaldığından, karaciğer LDL reseptörü üretimini artırır. Sonuçta hücre duvarlarından daha fazla LDL parçacığı tutulur. Bu da kandan kolesterolden zengin LDL parçacıklarını uzaklaştırır ve kan düzeylerini düşürür.

Statinler kan trigliserid düzeylerini düşürmede ya da HDL kolesterolü düzeylerini yükseltmede çok iyi değildir. Statinlerin, aralarında arter duvarlarının durumunu iyileştirmenin de yer aldığı, başka yararlı etkileri olabilir.

Statinler normalde günde bir kez akşamlan bir tablet ya da kapsül olarak alınır, çünkü vücudumuz geceleri gündüze göre biraz daha fazla kolesterol yapar. Tedavi, total kolesterol miktarınızı 180 mg/dL'nin, LDL kolesterolünü ise 115 mg/dL'nin altına indirecek şekilde ayarlanır.

  • Yan etkiler: Statinler genellikle iyi tolere edilir ve az yan etkiye neden olurlar. Az sayıda insanda, enşamasyon sonucunda kas ağrıları ve sancılar ortaya çıkar. Çok nadiren bu reaksiyon şiddetli olabilir ve bu durumda tedavi değiştirilmelidir. Sıklıkla alternatif bir statin kullanılması bu sorunu çözecektir.

Tedaviye başlandığında ayrıca hafif bir karaciğer enşamasyonu tipi (hepatit) ortaya çıkabilirse de, genellikle kendiliğinden geçer. Arada sırada, tedavi değişikliği gerektirebilecek daha ağır bir hepatit gelişebilir. Bazı hastalar Hazımsızlıktan yakınırlar. Çok nadir bir yan etki de empotanstır. Bazıları uyku bozukluğu çeker ve tabletleri gece yerine sabah almaya başladığında bu şikayetleri kaybolabilir.

Fibratlar
Fibratlar kolesterol düzeyini statinlere göre daha az düşürürse de, kan trigliserid düzeylerini düşürmede daha etkilidirler. Kandaki lipoproteinden zengin parçacıkların üretim hızını azaltıp, uzaklaştırılma hızını artırarak etki gösterirler. Ayrıca dolaşan "iyi" HDL kolesterolü düzeylerini artırırlar.


Statinler kan kolesterol düzeyini düşürmede çok etkilidir. Hücrelerin kendi yaptığı kolesterol miktarını azaltıp, dışarıdan daha fazla kolesterol tutmaya zorlar.

Fibratlar tablet ya da kapsül şeklinde alınır. Çok ağır hiperlipidemi bulunan hastalarda arada sırada statinlerle aynı anda kullanılabilirler; ancak bu uygulama yan etki riskini gerçekten de artırır. Fibratlar LDL kolesterolü düzeylerini %18'e varan oranda düşürebilir.

  • Yan etkiler: Fibratlar genellikle iyi tolere edilirse de, bazen Hazımsızlık ya da bulantıya neden olabilir. Deri döküntüleri ve empotans da nadir yan etkilerdir. Statinlerle kaslarda enşamasyon gelişme riski, beraberinde fibratlar verildiğinde daha da artmaktadır.

Diğer ilaçlar
Hiperkolesterolemiyi tedavide kullanılan temel ilaçlar statinler ve fibratlar olmakla birlikte, arada sırada başka ilaçlar da kullanılmaktadır. Reçineler suda eritilen toz ya da granül şeklinde içilir. Bu ilaçlar barsakta kalır, safra asitlerini bağlar ve bu yüzden geri emilemez. Bunun sonucunda, karaciğerde daha fazla kolesterol safra asitlerine dönüştürülür ve kolesterol vücuttan uzaklaştırılmış olur.

Statinler kullanılmaya başlanmadan önce, reçineler hiperkolesterolemi tedavisinde kullanılan ana ilaçlardı ve yüksek dozları kullanılırdı. Genellikle iyi tolere edilmez, Hazımsızlık ve diyare gibi sindirim sorunlarına yol açarlardı. Buna rağmen, en sık olarak düşük dozlarda statinlerin yanına eklenme şeklinde olmak üzere, çok ağır hiperkolesterolemi tedavisinde hâlâ bir yerleri vardır. Statinlerin kolesterol düşürücü etkisini tamamlarlar ve düşük dozlarının yan etkileri de daha azdır.

Nikotinik asit daha da az kullanılır. Bu, az miktarlarda gereksinim duyulan bir tip B vitaminidir. Çok yüksek dozlarda kullanıldığında hem kolesterol hem de trigliserid düzeylerini düşürür ve ayrıca HDL kolesterolü düzeylerini yükseltir. Başta yüzü etkileyen kızarıklık ve Hazımsızlık gelmek üzere, sık sık rahatsızlık verici yan etkilere neden olduğundan pek kullanılmamaktadır. Türkiye'de preparatı yoktur.

Hormon yerine koyma tedavisi
Dünya çapında 40 milyondan fazla kadın, birincil olarak menopozal semptomların tedavisi için, hormon yerine koyma (replasman) tedavisi (HRT) görmektedir. HRT'nin, aralarında osteoporozun önlenmesinin de yer aldığı, başka yararları da vardır ve HRT'nin KKH insidansını azaltıp azaltmadığı konusuna yoğun ilgi duyulmaktadır.

Kadınlarda menopozdan sonra KKH insidansı yükseldiğinden, HRT'nin KKH'yi önleme olasılığı güçlüdür. Ayrıca östrojenler LDL kolesterolünü düşürür, HDL kolesterolünü yükseltir. HRT uygulanan kadınlarda KKH insidansını tedavi görmeyen kadınlarla karşılaştıran bazı çalışmalar, HRT uygulananlarda KKH'nin daha az ortaya çıktığını düşündüren sonuçlar vermiştir. Bu çalışmalar, HRT'nin KKH insidansı üzerindeki etkilerini araştırmak üzere tasarlanmış değildir ve bu sonuç tesadüfi bir bulgudur.

Zaten kalp hastalığı bulunan ve dolayısıyla tekrarlama olasılığı çok yüksek olan 2700 kadında, özellikle HRT'nin KKH insidansını azaltıp azaltmadığını araştırmak üzere bir klinik deneme yapılmıştır. Katılanlar HRT ya da plasebo verilen gruplara ayrılmış ve beş yıl süreyle izlenmiş, iki grup arasında sonlanım açısından fark saptanmamıştır.

Dolayısıyla, özel olarak bu soruya cevap bulmak üzere tasarlanan denemede, daha önce tesadüfen saptanan, HRT kullanan kadınlarda daha düşük KKH hızları varlığı desteklenmemiştir. Bu önemlidir, çünkü hastalara ya aktif tedavi ya da sahte tabletler verilen bu tip rastgele yöntemli denemeler, ilaç tedavisinin yararlarını değerlendirmede altın standart olarak kabul edilmektedir.

HRT'nin KKH'yi önlemesi olasılığına ilişkin şu anda söylenebilecek olan, bunun kanıtlanamamış olduğudur.

HİPERKOLESTEROLEMİ TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLAR
İlaç grubu Madde adı
Statinler simvastatin
atorvastatin
pravastatin
şuvastatin
rosuvastatin
Fibratlar bezafibrat
siprofibrat
gemfibrozil
fenofibrat
Reçineler kolestiramin
kolestipol
Diğerleri nikotinik asit
asipimoks
ezetimib
deniz kaynaklı omega-3 trigliseridler
omega-3 asit etil esterleri

 

ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Hiperkolesterolemiyi tedavi etmenin ana amacı, KKH riskini azaltmaktır.
  • Kan kolesterol düzeyini düşürmede tedavinin temel taşını diyet oluşturur.
  • En güçlü kolesterol düşürücü ilaçlar statinlerdir.
  • Öteki KKH risk faktörlerinin düzeltilmesi de önem taşımaktadır.
  • Yeni bir denemede, HRT'nin daha önce düşünüldüğü gibi KKH'ye karşı koruma sağlamadığını düşündüren sonuçlar alınmıştır.

  

Bu yazı 8937 kere okundu.

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Çıktı Al Yukarı
Ne tür rahatsızlıklarınız var?
Bu anketin sonuçları anket tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.

ana sayfam yap | sık kullanılanlara ekle | iletişim | kullanım şartları | site haritası
Bu sitede yer alan bilgi, belge ve resimler yazılı, görsel veya daha başka bir yöntemle çoğaltılamaz, tamamen ya da alıntı yapılarak kullanılamaz.