Arama  |  Anket Sonuçları  |  Site Haritası  |

13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Alerjik hastalıkların tedavisi
18.12.2007 11:37:43
Sorununuzun alerji olduğu bir kez saptanınca bir sonraki adım uygun bir tedavi yoluyla semptomlarınızı en aza indirmektir.

GENEL İLKELER
Sorununuzun alerji olduğu bir kez saptanınca bir sonraki adım uygun bir tedavi yoluyla semptomlarınızı en aza indirmektir. Alerjik sorunları olan birçok kişinin durumlarını kontrol altına almak için bir ya da birden fazla ilaç kullanması gerekir. Buna karşılık, sorumlu alerjeni belirlediğinizde onunla teması azaltabilir ya da ondan tamamen kaçınabilirsiniz ve böylece ilaç tedavisine gereksiniminiz büyük ölçüde azalabilir. Diğer daha genel tedbirler, örneğin sağlığınıza özen göstermek, sağlıklı gıdalar tüketmek ve sigara dumanı ve diğer hava kirleticilerinden sakınmak da yardımcı olabilir. Son olarak da immünoterapi için iyi bir aday olabilirsiniz. Bu tür tedavide alerjiyi sınırlamak ve hatta yok etmek amaçlanır. Ancak bu herkes için uygun bir tedavi yöntemi değildir.

Tedavinin amaçları:
•  semptomları, özellikle akut dönemlerin sıklığını ve şiddetini azaltmak,
•  yaşam tarzındaki kısıtlanmaları en aza indirmek,
•  iş, boş vakitler, egzersiz, yemek yeme, sosyal yaşam ve uykudan zevk alabilme de dahil, yaşam kalitesini artırmak,
•  okul ve işe gidememe nedeniyle oluşan zaman kayıplarını azaltmak,
•  kendine güveni artırmaktır.
 
Alerjenden kaçınmak
Alerjinin en iyi tedavi yolu semptomları tetikleyen ne ise ondan tamamen uzak durmaktır. Bu, alerjiniz nikel gibi bir maddeye karşı olduğunda oldukça kolaydır. Öte yandan, polenler ve ev tozu akarları gibi kimi alerjenler vardır ki onlardan tamamen sakınmak olanaksızdır.
 
Ümitsizliğe kapılmayın! Pek çok alerjenle temasınızı azaltmanın bir takım pratik yolları vardır. Bu şekilde ilaç tedavisine olan gereksiniminiz de azalmış olur. Henüz alerjileri tamamen iyileştiremiyoruz, ancak alerjiden kaçınma ve doğru ilaç tedavisiyle alerji semptomları kontrol altına alınabilir.
 
Kapalı ortam alerjileri
Günümüzde ömrümüzün %90’ını kapalı ortamlarda geçiriyoruz. Bu yüzden, soluduğumuz havanın çoğu kapalı ortamdan geliyor. Kapalı ortamlarda var olan alerjenlere karşı alerji; astım, alerjik rinit ve egzaması olan hastaların en az üçte ikisinde saptanabilir. En sık görülen kapalı ortam alerjenleri:
•  Ev tozu akarı,
•  Kedi kepeği,
•  Köpek kepeği,
•  Küf ve sporlar,
•  Hamamböceğidir (bazı ülkelerde).
 
Bu alerjenlerin hepsi de, başka unsurlarla birleşince astım, alerjik rinit ve egzama semptomlarının kötüleşmesine neden olabilir. Hem evimizde daha fazla zaman geçiriyoruz, Hem de modern evler sayesinde çok miktarda kapalı ortam alerjeninin birikmesi için ideal ortamlar yaratıyoruz. Son 30 yılda evler, hava akımlarının engellenmesi, çift cam uygulaması ve şöminelerin ortadan kalkmasıyla daha sıcak ve daha az havalanır oldu. Bunun sonucunda ev içindeki nem miktarı arttı. Ek olarak, duvardan duvara halılar ve döşemelikler alerjenler için depo görevi yapmakta ve çamaşır yıkarken kullanılan etkin deterjanlar daha düşük sıcaklıkta yıkama olanağı sağlarken giysiler üzerinde taşınan alerjenleri yok etmede daha az etkili olmaktadır.
 
Ev tozu akarı
Ev tozu akarı alerjisi İngiltere’de çocuklarda ve erişkinlerde en sık görülen alerjidir. Ev tozu akarları insan derisinden dökülen pullarla beslenerek yaşamını sürdüren sekiz bacaklı mikroskopik canlılardır. En çok halı, yatak, koltuk ve giysiler gibi ılık ve nemli ortamlarda büyür ve çoğalırlar. Alerjen akarın dışkı (atık) parçacıklarında bulunur.
 
Ev tozunda çok miktarda akar ve dışkı parçacığı bulunur. Ev tozu akarı soğuk ülkelerde, yüksek rakımlı yerlerde ve hastane ortamlarında azdır. Bu nedenle ev tozu akarı semptomları yüksek rakımlı yerlerde ve hastane ortamında düzelebilir.
 
Evinizdeki ev tozu akarı düzeyini azaltmaya çalışarak bir sürü zaman, enerji ve para harcamadan önce, onlara karşı alerjiniz olup olmadığını öğrenmelisiniz. Bunu deri testi ya da kan testiyle yapabilirsiniz (bk. s. 51 ve 54). Gerçekten ev tozu akarı alerjiniz varsa bu alerjenle teması azaltmaya çalışmakta yarar vardır. Bunu şu şekillerde yapabilirsiniz:
 
•  Elektrik süpürgesiyle süpürme:
Delik çapı 0.3 mikrometreden küçük etkili bir filtre takılmış güçlü bir elektrik süpürgesiyle düzenli temizlik yapın (imalatçı firmalardan uygun filtre boyutu hakkında bilgi edinebilirsiniz). Piyasada bulunan sıradan elektrik süpürgelerinin birçoğu bu özelliklere sahip olduğundan pahalı bir “tıbbi” elektrik süpürgesi almanız gerekmez.
 
•  Yatak: İki türlü yaklaşım olasıdır. Bunlardan biri yatağınızı alerjensiz tutmak için düzenli olarak yastığınızı ve yorganınızı yüksek sıcaklıkta (ev tozu akarlarını öldürmek ve alerjenlerini yok etmek için en az 60°C’de) yıkamak ve yatağı düzenli olarak elektrik süpürgesiyle süpürmektir. Diğer yaklaşım ise yatağınızla aranıza bir engelleyici koymaktır. Yatak, yorgan ve yastığın üzerine engelleyici bir örtü örtmek bunu sağlamanın en kolay yoludur. Bu eşyalar ev tozu akarıyla dolu olsalar bile onlarla (ve artıklarıyla) aranıza etkili bir engel koymak semptomlarınızın uyarılmasını önleyecektir.
 
En ucuz çözüm, yatağı ve diğerlerini tamamen örtecek plastik örtülerle kaplamaktır. Örtünün fermuarının üst kısmını plastik birbantla yapıştırmayı unutmayın. Ancak, bu plastik örtüler sıcak tuttuğu, terlettiği ve gürültülü olduğundan rahat değildir.
 
Daha pahalı antialerji örtüleri de vardır. Bunlar çok küçük delikli, hava alabilen bir materyalden yapılmıştır ve maliyetleri son yıllarda çok düşmüştür. Yastık, yorgan ve çarşafıyla birlikte tüm takımı satın almanız önem taşır. Aksi taktirde, göreceğiniz yarar çok az olacaktır. Bu örtüler henüz ucuz olmadığından, ev tozu akarı alerjinizi uygun testlerle doğrulatmanız önem taşır.
 
Latalı ya da yaylı bir metal karyolayı tercih edin. Kumaş kaplı kanepe türü bir yatakta yatmaktan kaçının, çünkü bunlar ev tozu akarı için ideal bir yuva oluşturur. Ranzanın alt yatağında veya üzeri kapalı bir yatakta yatmayın, çünkü üzerinizesürekli ev tozu akarı yağar.
 
YATAK VE YATAK ÖRTÜLERİ
Yataklar ve örtüleri ev tozu akarının yaşaması için ideal bir ortam yaratır. Bu alerjene karşı duyarlıysanız uzun süreli ve düzenli teması azaltmak için bazı koruyucu tedbirler almak yararlıdır.

Latalı ya da yaylı metal tabanlı bir karyola seçin. Yatak, yastık ve yorganın her yerini geçirgen olmayan örtülerle sıkı sıkı kaplayın.

Ev tozu akarları, döşek, yastık yorgan ve örtülerde yaşadığından alerjenle düzenli ve uzun süreli temasa yol açar. Kanepe türü veya bazalı bir yatak havalandırmayı azaltır ve akarların yaşaması için ideal ortamı sağlar.
  
•  Halılar: Yatak odasında diğer bütün odalardan daha fazla zaman geçirdiğimizden, çabalarınızı buraya yoğunlaştırmanız uygun olur. İdeal olanı tüm halıların yatak odasından
çıkarılması ve yerlerin parke ya da muşamba olmasıdır. Halıdan vazgeçemiyorsanız, sentetik olanı tercih etmek daha uygundur çünkü bunlar akar parçacıklarını kendine çeken statik bir elektrik yükü oluşturur, böylece havadaki alerjen miktarını azaltırlar. Güçlü bir elektrik süpürgesiyle halılarınızı ve evin her yerini düzenli aralıklarla süpürün.
 
•  Perdeler ve döşemeli mobilyalar: Kumaş kaplı bütün eşyaları odanızdan çıkarın. İdeal olanı yatak odası perdelerinin astarsız ve ince, yıkanabilir bir malzemeden yapılmış olmasıdır. Jaluzi iyi bir alternatiftir. Kumaş kaplı büyük eşyalar ısı uygulanarak işlemden geçirilebilir. Bunun için eşyalar plastik bir örtüye sarılır ve örtünün içindeki hava 100°C’a kadar ısıtılır. Bu işlem ev tozu akarını öldürür ve dışkı parçacıklarındaki alerjenleri de yok eder.
 
•  Tüylü oyuncaklar: Yatak odasındaki tüylü oyuncakların sayısı olabildiğince azaltılmalıdır. Kalacak olanlar en az 60°C’ta düzenli olarak yıkanmalıdır. Bu oyuncakları dondurucuya koymak canlı ev tozu akarlarını öldürse de, içinde bulunan ev tozu akarı alerjenlerini yok etmede etkisiz olduğundan sıcak suyla yıkama tercih edilmelidir. Tüylü oyuncaklar yatak odasında tutulacaksa, bunlar kapağı sıkıca kapanan plastik bir kutuya konulmalıdır.
 
•  Nem ve havalandırma: Evin havalandırma düzeyini artırmak nemin, dolayısıyla ev tozu akarı sayısının azalmasını sağlar. Bunu yapmanın en kolay yolu pencereleri açmaktır. İyonlaştırıcılar ve nem gidericiler oldukça pahalıdır ve testlerle anlamlı bir farklılık yarattıkları gösterilmemiştir.
 
•  Ev tozu akarı spreyleri: Ev tozu akarlarını öldürmek için birtakım spreyler vardır. Ancak, uygulamada bunlar nadiren etkilidir çünkü halı dışındaki döşemelere yalnızca birkaç milimetre nüfuz edebilirler. Dahası, spreyden yayılan maddeler göz, deri ve akciğerleri tahriş edebilir.

Ev hayvanı alerjenler İngiltere’de evlerin yüzde 60 ila 80’inde şu ya da bu türden bir hayvan bulunur. En yaygın olanı kedidir. Alerjisi olanların en az üçte biri ev hayvanı alerjenlerine karşı alerjiktir. Bu nedenle ev hayvanları, alerjik hastalıklarda başlıca tetikleyici unsurlardan biridir.
 
Alerjenle temas etmek için bir hayvana dokunmak gerekmez. Alerjen küçük parçacıklar halinde havada taşınabilir ve giysiler ya da ayakkabı üzerinde kişiden kişiye ya da evden eve geçebilir. Alerjen hayvanın tüylerinde ya da deri döküntülerinde, tükürüğünde, idrar ve dışkısında bulunabilir. Hayvan evin içinde nerede yaşarsa yaşasın alerjen hızla evin geri kalanına yayılır, bu nedenle hayvanı evin kimi bölümlerine girmekten alıkoymak yetmez.

Hayvan alerjenleri uzun süre varlığını korur; hayvan evden gittikten sonra güçlü bir elektrik süpürgesiyle alerjenlerin çoğunu ortadan kaldırmak aylar sürebilir.
 
Alerjiniz hayvan alerjenine karşıysa çözüm evde hayvan tutmamaktır. Ancak, biz hayvansever bir milletiz ve bazı aileler hayvanlarından vazgeçmede çok isteksizdir. Hayvanı evde tutmaya karar verirseniz hayvanla temasınızı en aza indirmeye çalışın. Belki de evin dışında ya da garajda yaşayabilir ve evin içine hiç girmemesi sağlanabilir. Hayvanı severken ya da bakımını yaparken eve sokmayacağınız özel bir kıyafet giyin. Kıyafeti evin dışında bir yerde bırakın ya da doğruca çamaşır makinesine atın. Olabildiğince fazla alerjeni evden uzaklaştırmak için güçlü bir elektrikli süpürgeyle düzenli olarak süpürün.
 
Söylemesi yapmaktan kolay olsa da, düzenli aralıklarla kedinizi yıkayın. Araştırmalar, kedileri haftada bir, özellikle veterinerden adını öğrenebileceğiniz özel bir şampuanla yıkamanın çevreye saçtıkları alerjen miktarını oldukça azalttığını göstermiştir.
 
Polenler
Bitkiler iki yoldan, böcekler ve rüzgar aracılığıyla döllenir. Mevsimsel alerjik riniti (saman nezlesi) olan kişiler için rüzgarla polenlerini saçan bitkiler sıkıntıya neden olur. Bu bitkiler çok büyük miktarda polen üretir. Bunun nedeni rüzgarla döllenmenin çok etkili bir yöntem olmayışıdır. Küçük ve kuru, yani hafif olduklarından parçacıklar uzun mesafeler kat edebilir. Bu nedenle, bu tür polenlerden kaçınmak çok zordur. Yine de yapabileceğiniz yararlı şeyler vardır:
 
•  Deri testiyle hangi polenin sizde alerjiye yol açtığını belirleyin. Her bitki yılın öngörülebilir bir döneminde tozaklandığından polenlerden doğacak sıkıntının zamanını tahmin edebilir ve uygun tedaviye başlayabilirsiniz. Bunu bilirseniz hazırlık yapabilirsiniz.
 
•  Polen mevsiminde, özellikle polen miktarı fazla olduğunda, açık alanlarda olabildiğince az kalın. Polen sayısı ılık, kuru ve güneşli günlerde artar.
 
•  Açık havada gerçekleştirilen aktiviteleri polen miktarının daha düşük olmasının beklendiği bir zamanda, örneğin sabah erkenden ya da polen sayısını azaltan yağmurdan sonra herhangi bir zamanda yapmaya çalışın.
 
TÜRKİYE İÇİN GENEL POLEN TAKVİMİ
 
Bu takvim Türkiye’deki genel polen yayılma düzenini göstermektedir. Polen mevsimlerinin zamanı ve şiddeti hava koşullarına ve coğrafi yerleşime bağlı olarak bölgeden bölgeye değişiklik gösterebilir.
 
Prof. Dr. Burhan Aytuğ, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi, Orman Botaniği Anabilim Dalı, 1993. İstanbul Üniversitesi web sitesinden alınmıştır.
 
GÜN İÇİNDE GENEL POLEN DEĞİŞİMLERİ
Yıl boyunca atmosferdeki polen konsantrasyonlarında görülen değişiklikler.
 
•  Dışarıda gözlük takın, bu gözlerinizi polenlerden kısmen de olsa korur.
•  Polen miktarı fazlaysa giysilerinizi eve gelince değiştirin.
•  Giysilerinizi ve yatak örtülerinizi yazın açık havada kurutmayın çünkü polenle kaplanacaklardır.
•  Polen mevsiminde yatak odanızın penceresini kapalı tutun.
•  Yapabilirseniz, tatile polen mevsiminde çıkın ve alerjinizi tetikleyen polenin bulunmadığı bir ülkeye seyahat edin. Bunu yapamıyorsanız, kıyıdaki esintilerin polen sayısını azalttığı deniz kıyısında bir yere gidin.
•  Çim polenine alerjikseniz çimleri kendiniz biçmeyin.
•  Günümüzde bazı otomobillerin etkili polen yakalayıcı hava filtreleri var. Bunlar iç ortamı göreli olarak polensiz kılar. Arabanızı değiştirirken bunu da göz önüne alın.
•  Bahçeyle soğuk, nemli ya da kapalı günlerde ilgilenin.
•  Böcekler vasıtasıyla döllenen bitkileri tercih edin; bunların polenleri çok daha ağırdır ve semptomlara yol açma olasılıkları daha düşüktür.
•  Bahçedeki otları kontrol altında tutun; bunların birçoğu zararlı polenler üretir.
•  Semptomlarınızı kötüleştirecek duman, is ve diğer hava kirliliği türlerinden uzak durun.
 
Gıda alerjenleri
Yiyeceklerden birine alerjiniz olduğu tanısı konulduğunda alerjinizle yüzleşin, kendiliğinden geçip gideceğini düşünmeyin. En etkili tedavi yaklaşımı söz konusu alerjenden tamamen uzak durmaktır (yiyeceği beslenmenizden çıkarmak). Beslenmenizden çok sayıda yiyeceği aynı anda çıkarmamalısınız, aksi halde kimi temel gıdalar açısından beslenmeniz eksik kalabilir. Büyümekte olan bir çocuk söz konusuysa, doktor ya da diyetisyen tavsiyesi olmaksızın hiçbir yiyecek uzun süreli kesilmemelidir.
 
Alerjiniz olduğu kanıtlanmadan beslenmenizden yiyecek çıkarmamanız önemlidir. Birçok kişi çok sayıda semptomdan yanlış yere gıda alerjisini sorumlu tutmakta ve bu yüzden yiyecek ve dolayısıyla yaşam tarzı seçeneklerini, gerçek bir yarar görmeden kısıtlamaktadır. Bu kişiler kötü beslenir hale bile gelebilirler. Herhangi bir gıda maddesini beslenmeden tamamen çıkarabilmek çok güç olabilir, çünkü paketlenmiş ya da hazır gıdaların tüm
içeriklerini bilmek her zaman kolay değildir. Gıdaların paketlerindeki etiketleri çok dikkatlice okumanız ve farklı yiyecek maddelerini tanımlayan farklı isimleri öğrenmeniz gerekir. Her satın aldığınız yiyecek maddesinin etiketini okumanız gerekir, çünkü üreticiler bazen uyarmadan içeriğinde değişiklik yapabilir.
 
Bazı ülkelerde büyük süpermarketlerde belirli maddeleri içermeyen özel ürünler bir liste halinde belirtilir (örneğin yumurta içermeyen ürünler) ve bu liste sürekli güncelleştirilir; bu özellikle hazır yiyecek alırken çok yararlı olabilir. Diyetisyenler de size farklı yiyeceklerin “gizli” kaynakları hakkında faydalı tavsiyerde bulunabilir.
 
Bazı gıda maddeleri kimyasal olarak birbiriyle ilişkilidir. Bu yüzden, birine karşı alerji geliştirdiğinizde diğerine karşı da reaksiyon gösterebilirsiniz. Örneğin, kereviz, elma, yerfıstığı ve kivi birbiriyle ilişkilidir ve ortak alerjenleri belirlenmiştir. Benzer şekilde, muz, kivi, papaya, kestane ve avokado da birbiriyle ilişkili görünmektedir; lateks alerjisi olan kişilerde bütün bunlara karşı alerji olabilir, ancak paylaştıkları protein henüz bilinmemektedir.
 
Dışarda yemek yerken yüksek riskli lokantalardan, örneğin Hint yada Uzakdoğu yemekleri sunanlardan uzak durun. Buralardaki yiyeceklerde belirlemesi güç çeşitli maddeler ve sıklıkla da kabuklu yemiş ve yerfıstığı kullanılır. Restoran personeliyle açık konuşun ve garsonun ciddiye almadığını düşünüyorsanız bizzat şefle görüşün. Sorununuzu arkadaşlarınızla paylaşın, böylece size uygun yiyeceği seçmekte size yardım edebilirler. Onlara semptomlarınızı ve nasıl tedavi edileceğini öğretin. Uyanık olun ve ne denli hafif olursa olsun hiçbir semptomu görmezden gelmeyin, çünkü bu ağır bir reaksiyonun başlangıcı olabilir. Son olarak, adrenalin reçete edilmişse, bir yere giderken daima yanınızda taşıyın.
 
Sokan böcekler
Arı ya da yabanarısının sokma olasılığını azaltmak için yapabileceğiniz birçok şey vardır:
•  Dışarda zaman geçirirken güçlü bir böcek uzaklaştırıcı kullanın.
•  Sade, açık renk kıyafetler giyin ve parlak renkli çiçek desenlerinden ve siyah renkten kaçının –bunlar böcekleri çekebilir.
•  Hiçbir zaman yabanarısı yuvalarını ya da arı kovanlarını rahatsız etmeyin.
•  Evin dışında çıplak ayakla yürümeyin.
•  Güçlü parfümlerden ve kokusu güçlü kozmetik ürünlerinden uzak durun.
•  Kol ve bacaklarınızı kapatın.
•  Piknik yerlerinden, çöp kutularından ve atıklardan uzak durun: yabanarıları özellikle çöplere gelir.
•  Bahçeyi, çöp kutularının bulunduğu alanı ve mangalları temiz tutun.
•  Çim biçme işini bir başkasına yaptırın.
•  Binmeden önce arabanın içinde arı ya da yabanarısı olmadığından emin olun.
•  Arı ya da yabanarısı yakınınıza gelirse ona saldırmayın, yavaşça ve sakince oradan uzaklaşın.
•  Üstünüze böcek konarsa sakin olmaya çalışın ve uçup gidene kadar ona ilişmeyin: kendisini tehdit altında hissetmezse sizi sokmayacaktır.
 
İLAÇ TEDAVILERİ
Sizi etkileyen tüm alerjenlerden kaçınmak her zaman mümkün değildir, dolayısıyla alerjenlerden kaçınmak alerjinizin tedavisinde önemli bir rol oynasa da, bu yaklaşımın uygun antialerji ilaçları kullanımıyla birleştirilmesi gerekebilir. Başlıca dört tür ilaç vardır:
 
1 Semptomatik ilaçlar –semptomlarda hızlı bir rahatlama sağlamak için kullanılır.
2 Antihistaminikler –histaminin enflamatuar hücrelerden salıverilmesinden sonraki etkilerini engelleyerek alerjik reaksiyonun şiddetini azaltır.
3 Antienflamatuarlar –histamin dahil, kimyasal maddelerin salıverilmesini önleyerek enflamasyonun düzeyini azaltır.
4 Lökotrien reseptör antagonistleri –alerjik hastalıklarda kullanılmak üzere geliştirilmiş yeni bir ilaç sınıfıdır. Bu ilaçlar lökotrienlerin (bir tür enflamatuar kimyasal madde) enflamasyona yol açmadan önce bağlanmak zorunda oldukları reseptörlerin önünü keserek, bağışıklık yanıtının bu kısmının oluşmasını önler.
 
Adrenalin akut/alerjik reaksiyonları n tedavisi için de kullanılır.
 
Semptomatik ilaçlar
Bu ilaçlar yalnızca alevlenme zamanlarında semptomların tedavisi için kullanılmalıdır.
 
•  Akciğerler: Astımı olan herkes yanında “rahatlatıcı” bir inhaler bulundurmalıdır. Bu inhalerde hava yolu kasını gevşeten ve küçük hava yollarını ya da bronşları genişleten bir ilaç (bir bronkodilatör) bulunur. İlacın, nefes darlığında ve hışıltı solunumda bile kolaylıkla kullanılabilecek bir formda olması gerekir.
 
•  Gözler: Saman nezlesiyle birlikte gözlerde görülen kızarıklık, yanma ve batmayı geçici olarak hafifleten çeşitli göz damlaları vardır. Bu damlalar gözün yüzeyindeki kan damarlarını büzer ve kızarmayı azatlır. Bununla beraber, bu damlalar bir haftadan uzun süre kullanılmamalıdır. Uzun süreli kullanım durumunuzu ağırlaştırır, çünkü dozun etkisi geçtikten sonra semptomlarınız her seferinde daha da şiddetlenmiş olarak geri döner; buna semptomların geri tepmesi (rebound) denir. Glokom u (artmış göz içi basıncı), diyabeti
ve yüksek tansiyonu olanlar bu ilaçlardan uzak durmalıdır.
 
•  Burun: Dekonjestan (şişmeyi ve tıkanıklığı azaltan ilaç) burun damlalarıya da spreyleri de dekonjestan göz damlalarına benzer şekilde, ancak bu sefer burnun iç yüzeyindeki kan damarlarını büzerek etki gösterir. Bunun sonucunda burun salgısında bir azalma ve burun tıkanıklığında bir hafifleme olur. Bu tür ilaçlar hızla ve çok etkili olabilirse de, semptomlarınızın kötüleşmesine yol açabileceklerinden uzun süreli kullanılmamalıdır. Sonuçta ortaya çıkanları tedavi etmektense, kendinizi koruyarak alerjik semptomların oluşmasını önlemek çok daha iyidir. Enflamatuar yanıtı azaltmak için antienflamatuarlarla tedaviyi denemeli ve alerjenlerden olabildiğince uzak durmalısınız.

•  Deri: Şişmiş ve kızarmış (enflamasyonlu) deri çok kaşıntılı olabilir ve basit yumuşatıcı kremlerin düzenli olarak kullanılması kaşıntıyı hafifletmekle kalmaz, derinizi de güçlendirir. Bu kremler ilaç içermez, ancak derinin yüzeyini yumuşatarak ve su kaybını azaltıp hidrasyon düzeyini artırarak etki eder. Her iki etki de derinizi kalınlaştırıp sertliğini alarak güçlendirir. Doktorunuzun sizin için reçete edebileceği kremler (bazıları eczanelerde bulunur) kozmetik
nemlendirici kremlerden daha etkilidir; parfüm ve lanolin içermedikleri için derinizi tahriş etme olasılıkları daha düşüktür.
 
YARDIMCI İPUCU
Deriniz gerçekten çok kaşınıyorsa, kaşıntıyı daha da artırmamak için kaşımadan, elinize bolca yumuşatıcı krem dökün ve hafifçe ovarak kaşınan yerlerinize sürün.
 
Antihistaminikler
Antihistaminik ilaçlar, histaminin etkisini gösterdiği yer olan hücre reseptörlerine bağlanabilme gücünü azaltarak iş görür. Histamin, vücudun enflamatuar reaksiyonunun bir parçası olarak salıverdiği en güçlü kimyasal maddelerden biridir. Histamin hava yollarının daralmasına, karın ağrısına, hapşırmaya, burun ve gözlerde kaşıntı ve sulanmaya yol açar. Antihistaminikler göz damlası, burun spreyi, ağızdan alınan şurup ya da tablet formunda olabilir. Bazen yalnızca antihistaminik ilaç tek başına semptomlarınızın önünü almaya yeterli olabilir. Ancak, saman nezlesinin neden olduğu tıkalı ve şiş bir burnu tedavide pek işe yaramadıklarından antienflamatuar bir ilaca (bk. aşağıda) gerek duyulur.
 
Antihistaminiklerin en sık görülen yan etkisi sedasyondur (uyuşukluk); bazı eski tip antihistaminiklerin araç sürme üzerindeki etkisi Alkol kadar şiddetli olabilir. Sedatif etkilerinin uyumayı kolaylaştırması yüzünden ağır alerji vakalarında bu ilaçlar hâlâ kullanılmaktadır. Klorfeniramin belki de en güçlü sedatif etkiye sahip ilaçtır. Semptomlarınız nedeniyle gece uykuya dalmakta zorlanıyorsanız yararlı olabilir, ancak otomobil veya bir makine kullanacak
ya da yemek pişirecek seniz gün içinde almamanız gerekir. Bununla beraber, yeni ya da ikinci nesil antihistaminiklerden loratadin, akrivastin ve astemizol gibi bazıları sedasyon yapmaz. Bunları kullanmak da kolaydır çünkü günde bir ya da en çok iki defa alınırlar.
 
Antienflamatuarlar
Antienflamatuar ilaçlar enflamasyonun şiddetini, dolayısıyla dokulardaki tahrişi azaltır ve semptomların hafiflemesini, hatta tamamen düzelmesini sağlar. Bu ilaçların etkili olabilmeleri için düzenli olarak alınmaları gerekir. 

Genellikle vücudun etkilenen kısmına, lokal olarak uygulanması tercih edilir.
 
Başlıca iki sınıf antienflamatuar ilaç vardır:
 
•  Sodyum kromoglikat ve nedokromil: Bu ilaçların göz damlası, burun spreyi, inhaler ve ağızdan alınan formları mevcuttur. Ağızdan alınan (oral) formları nadiren kullanılır.
Semptomlarınız hafifse bu ilaçları denemeye değer çünkü yan etkileri yoktur. Buna karşılık, çok güçlü olmadıklarından yararları kısıtlı olabilir.
 
•  Kortikosteroidler: Bunlar alerjik hastalıkların tedavisinde en yararlı ilaçlardır. Cilt kremi, göz damlası, burun spreyi ve astım için inhaler olarak bulunabildikleri gibi, şiddetli veya akut semptomların tedavisinde ağızdan alınan preparatlar şeklinde de bulunabilirler.
 
Birçok hasta, olası yan etkilerinden korktuğu için kortikosteroidli ilaçlar kullanmak istemez. Öncelikle kortikosteroidlerin, bazen vücut geliştirenler ve atletler tarafından kullanılan ve istismar edilen anabolik streoidlerle aynı şey olmadığının anlaşılması önemlidir. İkinci olarak, kortikosteroidler genellikle lokal (vücudun tedavi gerektiren kısmına) olarak, örneğin astımda inhalasyon ya da egzamada krem şeklinde kullanılır. Dolayısıyla, özellikle tablet formunda alındığında gereken dozlarla karşılaştırıldığında, kullanılan dozlar son derece düşük olabilmektedir. Kortikosteroidler yalnızca yüksek dozlarda ve uzun süreli kullanılmaları durumunda yan etkilere yol açar. Bunlar arasında:
 
•  deride incelme,
•  kolay morarma,
•  kemiklerde incelme,
•  adrenal bezinin aktivitesinde azalma; bu ağır vakalarda şoka yol açar,
•  çocuklarda büyümenin baskılanması gibi yan etkiler vardır.
 
Bir inhaler aracılığıyla topikal ilaç kullandığınızda, ilacı ağızdan aldığınızda kullanacağınız dozun ellide biri ile yüzde biri arasında bir doz almış olursunuz. Bu düşük dozlarla da yan etki gelişmesi pek olası değildir. Astım hastalığınızın çok ağır olması dışında, ağızdan düzenli steroid ilaç almanız gerekmeyecektir, ancak ağır bir akut astım atağı geçirirken bu ilaçları birkaç gün kullanmanız gerekebilir.
 
Yüksek dozda inhale steroid, burun spreyi veya cilt kremi kulanıyorsanız ya da aynı anda değişik steroid ilaçlar alıyorsanız dikkatli olmanız gerektiğini unutmayın, çünkü bunların yan etkiye yol açma güçleri birbiri üzerine eklenir. 

Yüksek dozda herhangi bir steroid ya da faklı steroidlerin bir kombinasyonunu kullanıyorsanız bunu doktorunuza bildirmeniz gerekir.

Doktorunuz kullandığınız dozları, semptomları en iyi tedavi edecek olan en düşük düzeye indirmeye çalışacaktır. Yüksek dozda steroid tedavisi gören çocuklar düzenli olarak muayene edilmeli, mümkün olduğunca dozlar düşürülmeli ve büyümeleri yakından izlenmelidir.
 
Lökotrien reseptör antagonistleri
Kısa bir süre önce astım tedavisinde yeni bir ilaç sınıfı olan lökotrien reseptör antagonistleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu ilaçlar alerjik rinit ve egzama tedavisinde de çok etkilidir. Günümüzde bu gruptan iki ilaç, montelukast ve zafirlukast kulanımdadır.
 
Çoğu hasta için bu ilaçların en iyi yönü ağızdan alınan tablet formunda olmalarıdır. Çoğunlukla bu ilaçlar inhale steroid kullanacak kadar ağır astımı olanlara verilir. Bir tedavi döneminden sonra inhaler dozunu azaltmak mümkün olabilir. Aynı zamanda saman nezlesi ve egzamanız da varsa, bunlarda da düzelme olabilir.
 
Bu ilaçların en sık görülen yan etkisi, tedaviye bir kaç hafta devam edildiğinde genellikle kaybolan başağrısıdır.
 
Ne yazık ki bunlar herkes için yararlı değildir; kimileri iyi yanıt verirken diğerlerinde neredeyse hiç etki görülmez. Bu ilaçlardan birini almaya başladığınızda muhtemelen doktorunuz yarar görüp görmediğinizi anlamak için üç dört hafta boyunca semptomlarınızı kaydetmenizi isteyecektir.
 
Adrenalin
Adrenalin vücutta doğal olarak bulunan ve adrenal bezde üretilen bir kimyasal maddedir. Bir diğer adı da (özellikle ABD’de) epinefrindir. Adrenalinin, hava yollarında gevşeme ve kılcal damarların geçirgenliğinde düzelme (ağır alerjik reaksiyonlarda yararlı olabilir) sağlamak gibi birkaç etkisi vardır.
 
Adrenalin, enjeksiyonla, genellikle de kas içine verilmelidir, ancak hastanede doğrudan toplar damara uygulanabilir. Hastanın kendi başına kolayca uygulayabileceği şekilde takım olarak da bulunabilir (bk. s. 42, “Anafilaksi”). Adrenalin etkisini çabuk gösterir ancak bu etkiler yaklaşık 30 dakika içinde ortadan kalktığından tıbbi müdahale yapılabilecek bir merkeze ulaşmadan önce ikinci bir doza ihtiyacınız olabilir. Bu nedenle yanınızda en az iki enjektör bulundurmanız ve adrenalin enjeksiyonunun hemen ardından tıbbi yardım almak üzere harekete geçmeniz gerekir.
 
İMMÜNOTERAPİ (BAĞIŞIKLIK TEDAVİSİ)
Duyarsızlaştırma olarak da bilinen immünoterapi hastanın bir alerjene karşı daha az duyarlı kılındığı bir uygulamadır. Bunu sağlamak için hastaya çok küçük miktarlarla başlayarak, giderek artan dozlarda alerjik olduğu maddeden verilir. Alerjen genellikle enjeksiyon yoluyla, ancak ağızdan ya da burundan da verilebilir. Tedavinin başarılı olması durumunda bazofil ve mast hücre sayısı ve bunların alerjene duyarlılıkları azalır ve alerjene özgül IgE düşer. İmmünoterapi, alerjenden kaçınma yanında klasik ilaç tedavisi görmesine rağmen kontrol altına alınamayan ve şiddetli semptomlara yol açan alerjisi bulunan hastalarda kullanılmalıdır. En çok, tek bir alerjene karşı alerjisi olan kişilerde etkilidir, ancak birden çok alerjisi olanlarda da yararlı olabilir. İmmünoterapiyle en sık tedavi edilen hastalık polen alerjisine bağlı saman nezlesi ve arı ve yabanarısı sokmasına karşı ağır alerjidir. Astım tedavisinde immünoterapi nadiren kullanılır. Her defası nda yalnız bir alerjen tedavi edilmelidir.
 
İngiltere’de, tedavi döneminin uzunluğu ve ağır alerjik reaksiyon riskinin yüksek olması nedeniyle oldukça az sayıda kişi immünoterapiyle tedavi edilmektedir. Riskler yüzünden, yalnızca özel alerji merkezlerinde uygulanması gerekir.
 
İmmünoterapi enjeksiyonları
Bu enjeksiyonlar çok küçük dozlarla başlanarak, deri altına (subkütan) haftada bir, hatta iki kez uygulanır. Alerjen, planlanan en yüksek doza erişinceye dek giderek artan konsantrasyonlarda aylarca verilir. Bu doz, sağlanan yararın sürmesi için ayda bir tekrarlanır. Bütün bu uygulama yıllar alabilir. Bu tedavinin avantajları, özenle seçilmiş hastalarda çok etkili olabilmesi ve uygulama tamamlandıktan sonra yararlarının uzun ömürlü olabilmesidir.
 
Dezavantajları ise şöyledir:
•  Tedavi zaman alır, çünkü önceleri haftada iki kez olmak üzere birçok doz verilir ve her dozdan sonra birkaç saat gözlem altında tutulmanız gerekir.
•  Uygulama yıllarca sürer, bu yüzden büyük bir sabır ve kararlılık gerektirir.
•  Genellikle iki ya da üç yıl sonra hastaların yaklaşık yarısında semptomlar tekrarlanır.
 
Bu tedavinin tehlikeli yan etkileri olabilir. Semptomlarınızın sorumlusu olan alerjene maruz kalacağınız için ağır alerjik reaksiyon gelişme riski vardır. Bu risk, özellikle iyi kontrol edilmeyen astımı bulunan hastalarda çok fazladır. Hastaların %3 ila %12’sinde ağır alerjik reaksiyon gelişir. Bunların çoğu ilk otuz dakikada görülür. Her enjeksiyon sonrasında saatlerce hastanede kalmanızı gerektiren neden budur.
 
Pek ender olarak, alerjik reaksiyon ölüme yol açabilecek denli ağır olabilir. Bu nedenledir ki immünoterapi uygulanacak hastalar büyük bir dikkatle seçilir ve bu işlem yalnızca uzmanlaşmış merkezlerde çalışan uzmanlarca uygulanır.
 
Ağız ve burun yoluyla immünoterapi
İmmünoterapinin risklerini azaltmak amacıyla alerjen dozlarını başka yollardan verebilme yöntemleri denenmiştir. Ağız ve burun yoluyla verildiğinde daha yüksek dozda alerjen gerekir, daha yavaş sonuç verir ve ürtiker ve anjiyoödeme yol açma riski daha fazladır. Ancak anafilaksi riski deri altına enjeksiyonlarda olduğundan daha düşüktür.
 
Ne yazık ki bu uygulama yolları daha az etkilidir ve sonuçlar enjeksiyonlar kadar iyi değildir. Burun yolu sadece burunda lokal olarak yarar sağlıyormuş gibi görünmektedir, bu yüzden sadece alerjik rinitte etkilidir.
 
ALERJİK RİNİTTE (SAMAN NEZLESİ) EN İYİ TEDAVİ HANGİSİ?
  Hapşırma/Kaşıntı Sulu Burun Akıntısı Burun Tıkanıklığı Göz Semptomları
Sodyum kromoglikat + + - +
Antihistaminkler +++ ++ - +++
Nazal Steroidler +++ +++ ++ +
Dekonjestanlar - - +++ -
- Etkisi yok, + Sınırlı etki, ++ Oldukça etkili, +++ Çok etkili
 
BAŞKA NE YAPABİLİRİM?
 
Tahriş ediciler (iritanlar)
Alerjilerinize doğru tanı konulmuşsa, sorumlu alerjenle teması azaltmışsanız ve uygun ilaçları kullanıyorsanız semptomlarınız iyi kontrol ediliyor demektir. Bununla beraber, tedaviye yardımcı olacak başka şeyler de yapılabilir. Tahrişe yol açabilecek maddelerle temastan kaçınabilirseniz alerjileriniz sizi daha az etkiler.
 
Akciğerler, burun, göz ve deride tahrişe yol açabilen çok sayıda maddeden en yaygın olanı tütün dumanıdır. Sigara kullanıyorsanız bırakmayı denemelisiniz. Sigara içmiyorsanız başkalarının sigara dumanına mümkün olduğunca az maruz kalmaya çalışmalısınız. Bebek ve çocukların sigara dumanı solumalarına hiçbir zaman izin verilmemelidir.
 
Hava kirliliğine yol açan egzoz dumanları, ozon, sigara dumanı, formaldehid ve nitröz oksit gibi maddelerin düzeyinin yükselmeside alerji semptomlarınızı kötüleştirebilir. Zamanımızın büyük bir kısmı evde geçtiğinden ev ortamını olabildiğince duman ve isten arındırmak akıllıca olacaktır. Evin, özellikle de gaz sobası ve gazocağı bulunan odaların iyice havalandırılmasını sağlayın. İş yerindeyken, işverenin sizi toz ya da duman solumaktan korumak için önlem aldığından emin olun. Açık havada, yüksek düzeyde egzoz gazına ve toza maruz kalacağınız kalabalık yol kenarlarında yürümekten olabildiğince kaçının.
 
Künye
Sizde ya da çocuğunuzda ağır alerji varsa kişisel bilgilerinize ek olarak tıbbi sorununuza ilişkin ayrıntıların, doktorunuzun adı, soyadı ve telefon numarasının yazılı olduğu bir künye takmak güven verici olabilir.
 
Tamamlayıcı tedaviler
Çeşitli uygulayıcılar tarafından sunulan çok çeşitli tedaviler mevcuttur. Bu noktada, tıp uzmanlarının sunduğu tedavilerin yerine geçmesi hedeflenen alternatif tedaviler ile geleneksel tedavilerle birlikte kullanılması amaçlanan tamamlayıcı tedaviler arasında bir ayrım yapılması önem taşır. Ağır alerjinin etkileri çok nahoş, hatta yaşamı tehdit edici olabildiğinden doktorunuzun verdiği ilaçları aniden kesmemeniz önemlidir. Başka bir terapist kendi uygulayacağı tedavinin diğer tedavileri kesmediğiniz taktirde bir etkisinin olmayacağını söylerse önce doktorunuzla konuşun. Yazarın görüşüne göre diğer tedaviler en çok geleneksel ilaçlarla birlikte uygulandıklarında yararlı olmaktadır.
 
Tamamlayıcı tedavilerin nasıl etki gösterdiği konusunda fazla bir bilgi olmamakla birlikte, bunlardan birinin sizde etkili olduğuna inanıyor ve tedaviyi sürdürebiliyorsanız, devam edin. Bununla beraber, tamamlayıcı tedavilere akut bir alerjik reaksiyonda hiçbir zaman güvenilmemelidir. Bu durumda geleneksel ilaçlar en etkili çözümleri sunar. Tamamlayıcı tedavi uygulayan terapistlerin çoğunun resmi bir tıbbi eğitim almadıklarını ve sizin tıbbi sorunlarınıza tanı koymak ve uygun şekilde tedavi etmek için gerekli deneyim ve bilgiye sahip olmayabileceklerini unutmamak gerekir. Bazen, başka hastalıklar alerji semptomları nı taklit edebilir ve tamamlayıcı tedavi uygulayıcılarınca yanlıştanı konulabilir.
 
Tamamlayıcı tedaviler genellikle düşük riskli bir seçenek olarak kabul edilir, ancak tehlikeli yan etkileri olabilir ve daha da kötüsü, hayatınızı kaybedebilirsiniz. Çin bitkisel ilacı Aristolochia bazı hastalarda böbrek yetersizliğine yol açtı ve 1999 yılında yasaklandı. 1998’de Londra’da otohemoterapi adı verilen bir tedavi uygulanan 12 hastaya ölümcül olabilen hepatit B bulaştı.
 
Türkiye’de resmen kabul gören ve yasayla uygulama koşulları düzenlenen tek tamamlayıcı tedavi yöntemi akupunkturdur. Bu türden bir tamamlayıcı tedavi almayı düşünüyorsanız mevcut akupunktur derneklerinden bu konuda yeterli bir uygulayıcının adresini öğrenebilirsiniz. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı ile temasa geçip uzman kurumlar konusunda bilgi alabilirsiniz. Doktorunuz da size bu konuda yardımcı olabilir.
 
TAMAMLAYICI TEDAVİ TERAPİSTİNE SORMANIZ GEREKEN SORULAR
• Ne tür bir eğitim aldınız?
• Uzmanlık alanlarınız nedir?
• Ne kadar deneyimlisiniz?
• Resmen tanınan bir örgüte üye misiniz?
• Uygulanacak tedavi neleri içerecek?
• Bu benim için en uygun tedavi midir?
• Ne gibi yararlar görebilirim?
• Doktoruma bu tedavi hakkında bilgi verecek misiniz?
• Normal ilaçlarıma devam etmemden memnun musunuz?
• Kaç seans öneriyorsunuz?
• Bu tedavinin maliyeti nedir?
 
TAMAMLAYICI TIP İÇİN KISA KILAVUZ
 
•  Akupunktur: Akupunktur, Çin’e özgü eski bir tıbbi uygulamadır. Tanı, hastanın duygu durumunun, karakterinin ve yaşam şeklinin değerlendirilmesine dayanır. Vücutta açıkça belirlenmiş kanallar boyunca akan enerjinin önünün kesilmesinin hastalıklara yol açtığına inanıldığından, akışın iyileştirilmesi tedavinin hedefidir.


Akupunktur

Bunu sağlamak için enerji akış kanalları boyunca özel noktalara çok ince çelik iğneler batırılır. İğneler 5 ila 30 dakika süreyle yerinde bırakılır. Akupunktur, astımı ve saman nezlesi olanlara bazen önerilirse de tedavinin çok sık tekrarlanması gerekir, üstelik de bu hastalıklarda fayda sağladığına ilişkin bilimsel bir kanıt henüz yoktur.
 
•  Homeopati: Bu uygulama “benzer benzerini tedavi eder” teorisine dayanır. Hastalık semptomlarını taklit ettiğine inanılan maddelerden çok küçük miktarlarda verilerek hastalık tedavi edilmeye çalışılır. İlaçlar ağızdan verilir. Homeopatinin sonuçları yavaş alınır ve başlangıçta semptomlar kötüleşebilir. Ancak, bu ilaçların güvenli olduğu düşünülmektedir çünkü kullanılan madde miktarı çok azdır. Homeopati, uygulayıcıları tarafından tüm alerjik hastalıkların tedavisi için önerilmekteyse de, yalnızca saman nezlesinde bilimsel çalışmalarla kanıtlanabilen bir yarar sağladığı düşünülmektedir.
 
Akupunktur vücuttaki özel noktalara ince steril iğneler batırılmasına dayanan bir ağrı giderme yöntemidir. İğneler döndürülerek uyarılma sağlanır.
 
•  Enzimle güçlendirilmiş duyarsızlaştırma: Bu tedavide bir alerjenin çok küçük dozları ya da ilgili birden çok alerjen bir enzimle (betaglukuronidaz) karıştırılır ve deri altına enjekte edilir. Tek bir dozun uzun süreli yarar sağladığı ileri sürülmekte ve destekleyicileri birçok alerjik hastalıkta etkili olduğuna inanmaktadır.
 
Bununla beraber, şu anda bunu kanıtlayacak veri çok azdır ve bu konuda daha fazla çalışma yapılmasına gerek vardır. Bu tedavide istenmeyen şiddetli reaksiyonlar ortaya çıkabilir, bu nedenle yalnızca bu tür reaksiyonların hızla ve uygun şekilde tedavi edilebileceği ve gerektiğinde resüsitasyon (yeniden hayata döndürme) uygulanabilecek, örneğin uzman bir alerji kliniği ya da büyükçe bir hastanede gerçekleştirilmelidir.


Bitkisel çaylar hastalığın tedavisinde bitki özlerinin kullanılmasını içerir. Genellikle "çay" şeklinde içilmek üzere hazırlanır.

•  Bitkisel (herbal) ilaçlar: Bitkilerin yapraklarından, çiçeklerinden, gövde ya da köklerinden yapılan bitkisel ilaçlar binlerce yıldır kullanılmaktadır. Dünyanın bazı bölgelerinde, kullanılan tek ilaç biçimidir. Batılı herbalistler kişinin sorununa özel, farklı bitkisel ilaç kombinasyonları reçete eder. Ayrıca, Çin bitkisel tedavileri büyük bir ün kazanmıştır ve egzamada çok etkili olduğu belirlenmiştir. Ancak, bazı ürünlere başka maddelerin, örneğin steroid preparatlarının karıştığı ve bazılarının da karaciğer hasarı gibi ciddi komplikasyonlara yol açtığı bulunmuştur.
 
ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Henüz alerjileri tamamen iyileştiremiyoruz.
  • Çoğu kişinin semptomları ilaç tedavisi ve alerjenden kaçınma yoluyla iyi kontrol edilebilmektedir.
  • Alerjik olduğunuz alerjen her ne ise, onunla temasınızı azaltabilmenin birçok pratik yolu vardır.
  • İngiltere’de en sık görülen alerji ev tozu akarına karşıdır.
  • Zamanımızın yaklaşık %90’ını kapalı ortamlarda geçirdiğimizden, kapalı çevre çok önemlidir.
  • Nasıl ve ne zaman kullanılacağı dahil ilaçlarınız hakkında her şeyi öğrenin, böylece etkili bir şekilde kullanabilirsiniz.
  • İmmünoterapi yalnızca alerji semptomları şiddetli olan ve ilaç tedavisi ve alerjenden kaçınmanın yeterli olmadığı kişilere uygulanır.
  • Tamamlayıcı tedaviler çok çeşitlidir.
  • Tamamlayıcı tedavi terapistinizi dikkatle seçin.

  

Bu yazı 13526 kere okundu.

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Çıktı Al Yukarı
Ne tür rahatsızlıklarınız var?
Bu anketin sonuçları anket tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.

ana sayfam yap | sık kullanılanlara ekle | iletişim | kullanım şartları | site haritası
Bu sitede yer alan bilgi, belge ve resimler yazılı, görsel veya daha başka bir yöntemle çoğaltılamaz, tamamen ya da alıntı yapılarak kullanılamaz.