Arama  |  Anket Sonuçları  |  Site Haritası  |

13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Vücut ve egzersiz
07.12.2008 23:00:06
Dolaşım sistemi ve akciğerlerin kaslara kanı ve oksijeni daha etkin ve verimli bir şekilde taşımasını saplayan egzersiz etkisi, zinde olmanın yalnızca bir boyutudur. Zindelikte meydana gelen bu değişiklikler bilimsel yollarla da ölçülebilir.

Düzenli egzersiz kalbin daha etkin çalışmasını sağlar. Kalbin her atışıyla vücuda pompalanan kanın hacmi artar, böylece nabız yavaşlar ve efor harcadığınız sırada hızlanma kapasitesi artar. Buna "egzersiz etkisi" denir. En iyi sporcuların nabzı egzersiz yapmadıkları sırada dakikada 40'tan az atar (egzersiz yapmayan bir insan için ortalama dakikada 72 atış kadardır).

dolaşım sistemi ve akciğerlerin kaslara kanı ve oksijeni daha etkin ve verimli bir şekilde taşımasını saplayan egzersiz etkisi, zinde olmanın yalnızca bir boyutudur. Zindelikte meydana gelen bu değişiklikler bilimsel yollarla da ölçülebilir. Kaslar güçlenir, daha dayanıklı hâle gelir, daha sıkı bir şekilde kasılır ve böylece çalışma ve hareket etme kapasiteleri artar. Eklemleri saran kirişler güçlenir ve böylece eklemler sağlamlaşır ve yaralanmalara karşı daha dayanıklı hâle gelir - bu, özellikle yaşlı insanlar için önemlidir. Eklemlerin kendilerinin hareket etme kabiliyeti artar ve daha esnek hâle gelir. Son olarak, yaşlanmanın ve koroner atardamar rahatsızlıkları gibi kronik hastalıkların etkileri azalır.

ZİNDE OLMAK NEDİR?

Oxford Spor Bilimi ve Tıbbı, sözlüğü zindeliği şöyle tanımlar: "Bir kişinin mutlu ve dengeli bir hayat yaşayabilme becerisi. Yalnızca fiziksel değil zihinsel, duygusal, sosyal ve ruhsal boyutları da içine alır."

Tek başına fiziksel zindeliğin pek çok etmeni vardır. Bunlar güç, hız, esneklik ve dayanıklılıktır. Spor ve egzersizde yeteneğin de önemi büyüktür. Bu, genelde önceden belirlenmiş bir dizi hareketi tekrar ederek öğrendiğiniz bir şeydir. Yaralanmalardan korunmak konusunda yetenek, önemli bir faktördür.


Egzersiz etkisi, dolaşım sistemi nin ve akciğerlerin kaslara ve hayati organlara besini ve oksijeni daha etkin bir şekilde taşımasını sağlar.

Güç
Bu, bir kasın veya kas grubunun tek kasılmayla sarf edebileceği en büyük kuvvet olarak tanımlanır. Pratik olarak ifade etmek gerekirse 90 kilogram kaldırabilen bir kişi, 45 kilogram kaldırabilen bir kişiden iki kat güçlüdür. Kaslarınızın gücünü güç dinamometreleri, serbest ağırlıklar veya izokinetik güç ölçen makinelerle tartabilirsiniz. Sporda gücün nasıl ölçüldüğüne bir örnek, halter kaldırma ve gülle savurmadır. Diğer sporlarda da belirli hareketler defalarca tekrarlanır, bu da vücudun bazı bölgelerinin güçlü olmasını gerektirir (tenis oyuncusunun kolları gibi.


Güç - Bir kasın veya kas grubunun tek kasılmayla sarf edebileceği en büyük kuvvet.

Hız
Bu, tek bacağı (bacak hızı) veya tüm vücudu (vücut hızı) belli iki nokta arasında harekete geçirmek için gereken zaman olarak tanımlanır ve ölçülür. Zaman olarak (saniye) ya da mesafe biliniyorsa sürat birimi cinsinden (metre/saniye gibi) kaydedilebilir. Kısa bir koşu (60 metreden az) veya karate vuruşu yapmak için geçen süre, hız testine bir örnektir. Bunlar lazerler ve ışık algılayıcılar gibi mekanizmalar yardımıyla ölçülür.

Hız - Tek bacağı veya tüm vücudu belli iki nokta arasında harekete geçirmek için gereken zaman
Kas Gücü
Kas gücü güç ve hareket hızının bileşimidir. Matematiksel olarak Kuvvet = Güç x Hız, Kuvvet = Güç x Sürat olarak hesaplanır. Örneğin iki kişi 68 kilogramlık bir ağırlığı kaldırabilir ama bu ağırlığı diğerinin harcadığı zamanın yarısını harcayarak kaldıran kişi, yavaş olanın iki katı güce sahiptir. Güç, çoğu spor faaliyetleri için kilit bir etmendir. Örneğin, bir tenis oyuncusunun servisi nasıl atacağını, bir golf oyuncusunun golf topunu nasıl süreceğini ya da penaltı atan bir futbolcunun kaleciyi gafil avlayıp avlayamayacağını ne kadar güçlü olduğu belirler.


Kas gücü – Güç ve hareket hızının bileşimidir.

Esneklik
Bu, zindelik konusunda çoğu zaman yanlışlıkla göz ardı edilen bir etmendir. Esneklik, özellikle kaslar ve kirişlerde meydana gelen yaralanmaları önlemek için önemlidir ve bütün sporcuların eğitim programlarının bir parçası olmalıdır. Hem ABD'de hem de İngiltere'de sporcu eğitim uzmanları herkesin vücudunun biraz esneklik kazanması gerektiğini söylemektedirler. Esneklik konusunda ilginizi çekebilecek bazı hususlar şöyledir:

  • Pratik yaparak geliştirebilirsiniz.
  • Fazla enerji harcamazsınız.
  • Güvenlidir ve alet kullanmanız gerekmez.
  • Eğlencelidir.

Haftada iki, üç defa en az 15, 20 dakika esneme ve gerdirme egzersizleri yapmak sağlık programınızın vazgeçilmez bir parçası olacaktır. Esneme egzersizleri iki türlüdür: Balistik ve durağan. Yaralanmalara yol açma riski daha düşük olduğundan durağan esneme egzersizleri tercih edilir.

Balistik egzersizler yukarı aşağı zıplamak veya oturup kalkmak, bacaklarınızı germek ve karın ve sırt kaslarınız için gövdenizle hızla daireler çizmek gibi hareketleri içerir. Bu hareketler çok etkili olmakla beraber, durağan gerdirme egzersizlerine göre daha kontrolünüz dışında dır ve hareketlerinizi kısıtlayan bir kas refleksine yol açabilir.


Esneklik - Kolları, bacakları veya tüm vücudu kolayca eğme becerisidir. Esneklik özellikler kaslarda ve kirişlerde meydana gelen yaralanmaları önlemek için önemlidir.

Durağan egzersizler, kontrollü gerdirme hareketleridir. İstediğiniz etkiyi almak için haftada iki ya da üç defa 20, 30 dakika kadar bu egzersizleri yapmanız gerekir. Bu hareketleri yapmak için fazla enerji harcamanız gerekmez, ayrıca bunlar güvenli hareketlerdir. Vücudunuzu hafif bir rahatsızlık hissedene kadar yavaşça gerer ve sonra 20 saniye kadar gergin halde tutarsınız. Kendinizi sıkmamayı, nefes almayı ve dikkatinizi gerdiğiniz noktada tutmayı unutmayın.

EGZERSİZ SIRASINDA VÜCUTTA NELER OLUR?

Kasların gerektiği gibi kasılabilmesi için enerjiye gereksinimi vardır ve bu da parçalanıp kaslarda ve karaciğerde enerji ve yağ deposu oluşturan gıdalardan gelir. Vücut bu depolardan enerjiyi iki şekilde üretir:

  • Oksijenli yollarla (oksijen aracılığıyla)
  • Oksijensiz yollarla (oksijen yardımı olmadan)

Bu sürece "metabolizma" denir.

Oksijensiz enerji koşma, yük kaldırma veya zıplama gibi kısa süreli faaliyetler için kullanılır. Oksijensiz enerji bittiği zaman kolayca telafi edilemez. Oksijensiz enerjinin kullanıldığı iki aşama vardır: Çok yoğun faaliyetlerin ilk birkaç saniyesinde (örneğin 100 metre koşusunda) fosfor sistemi kullanılır. Bu birkaç saniyeden sonra başka iki sistem, kaslarda meydana gelen yeni kasılma ve gevşemeler için enerji sağlamak için devralır. Bunlar oksijensiz glikoz yıkımı ve oksitlenme sistemi (oksijensiz enerji üretimi) olarak bilinir. Oksijensiz glikoz yıkımı, koşuların ilk bir iki dakikasında enerji sağlayacaktır ama kaslarda ve vücut sıvılarında laktik asit toplanmasına yol açtığından bir süre sonra oksijensiz enerjinin açığa çıkmasını sağlayan glikojen parçalanmasını engeller. Bundan sonra oksijenli enerji gerekir çünkü bunun olmadığı durumlarda egzersiz yapma becerimiz yalnızca bir iki dakikayla sınırlı kalır.

Oksijenli enerji orta ve uzun mesafe koşuları, yüzme ve tempolu yürüyüş gibi uzun süreli efor isteyen faaliyetlerde kullanılır. Bu enerji sürekli olarak egzersiz boyunca vücudun gereksinimini karşılayacak kadar üretilebilir ama oksijensiz metabolizma kadar yüksek orana ulaşamaz. Vücudun enerji gereksinimlerini oksijenli yoldan karşılayamaz hâle geldiği nokta "oksijensiz eşik" şeklinde tanımlanır. Bu noktadan sonra vücut, oksijensiz olarak çalışmaya başlar ve laktik asit ve metabolizmaya zararlı diğer zehirleri üretir.

Sağlığınız iyileştikçe vücudun bu iki tür enerjiyi üretme ve kullanma şekli değişir. Sağlıklıysanız vücudunuzdaki bütün sistemler enerjiyi mümkün olan en verimli şekilde üretecek ve kullanacak şekilde kendini düzenler.

Uzun süren egzersizler sırasında öncelikle oksijensiz enerji kullanılır. Ancak vücudunuz oksijenli metabolizmanın gerçekleşebilmesi için kaslara yüksek miktarda oksijen göndermeye çalışarak sarf edilen çabaya uyum sağlamaya başlar. Bunun için kalbiniz daha hızlı atmalı ve ciğerleriniz daha çok ve daha hızlı hava solumalıdır ki kaslarınıza oksijen taşıyan kan hücreleri istikametlerine daha çabuk varabilsin.

Kaslarınızın gereksinim duyduğu kana ulaşmasını sağlamak için pek çok başka değişiklik de olur - örneğin bağırsaklarınıza ve böbreklerinize giden kan azalarak kaslarınıza düşen payın artmasını sağlar. Egzersiz yapmak bunun gibi (vücudu zorlayan) değişikliklere kısa sürede duyulan ihtiyacı azaltır ve bu şekilde ancak uzun süre egzersiz yaptıktan sonra bu değişikliklere gereksinim duyarsınız.
Bunun yerine kalbiniz, ciğerleriniz, kaslarınız ve taşınan kan egzersizi "hafifletmek" için kendini ayarlar. Böylece çok efor isteyen faaliyetler için kapasite ayırmış olur ve yorgunluk ve rahatsızlık hissetmeye daha geç başlarlar.

Belli bir noktanın ötesinde efor sarf etmiyorsanız her şeyi kısa hamlelerle yaparak sürekli oksijensiz enerji kullandığınız için kendinizi zinde zannedebilirsiniz. Ancak daha uzun süre koşacak olursanız nabzınız sizi rahatsız edecek bir şekilde hızlanır, hemen nefesiniz kesilir, kaslarınız zayıflar ve yorulur ve kısa sürede durmak zorunda kalırsınız.


Kasların kasılmak için enerjiye gereksinimleri vardır ve bu enerji parçalara ayrılan ve kaslarda, karaciğerde ve yağdokuda saklanan besinlerden alınır.

Oysa zinde olan bir kişi kasları için oksijenli enerji üretmeye devam edebilecek şekilde kendini ayarlamıştır ve kalbi ve ciğerleri de daha verimli çalışarak bunun için gereken oksijeni sağlayabilir.

Her ne kadar enerjiyi daha yavaş üretse de oksijenli enerji üretimi, oksijensiz yollara göre on kat fazla enerji ortaya çıkarır. Aynı zamanda oksijenli enerji "daha temizdir" - yan etki olarak su ve karbon dioksit ortaya çıkarır. Oksijenli metabolizma daha az laktik asit üretir -kaslarda laktik asit birikmesinin yorgunluk ve acı hissedilmesinin bir nedeni olduğu düşünülmektedir. Artan asit metabolizmanın çalışmasını engeller.

Enerji Kaynakları
Yarışmalara katılan sporcular için doğru egzersiz programının uygulanması önemlidir çünkü onların enerji gereksinimleri farklı şekildedir ve spora bağlı olarak kaslarının farklı şekillerde çalışması gerekir.
 
Ancak zindelik seviyenizi korumak istiyorsanız oksijenli ve oksijensiz egzersizleri birleştiren, biraz güç ve esneklik egzersizleriyle gevşemeyi birleştiren daha rahat bir program uygulayabilirsiniz.

YORGUNLUK NEDİR?

Yukarıda da belirtildiği gibi kas yorgunluğunun kısmen oksijensiz metabolizmadan kaynaklanan laktik asit birikmesinden meydana geldiği düşünülmektedir. Diğer kaynaklar (oksijenli veya oksijensiz çalışmadan dolayı) kaslarda enerji kaynaklarının tükenmesidir. Oksijenli egzersiz sırasında vücut atıklardan kolayca kurtulur. Enerji üretimini engelleyen ve sonuç olarak yorgunluğun başlamasına yol açan etmenler glikojen ve oksijenin bulunmasıdır. Egzersiz yapmak, kalp damarlarının çalışmasını (kardiyovasküler çalışmayı) ve kaslara iletilen oksijeni artırır ancak vücutta depolanabilecek glikojen miktarı sınırlıdır. Depolanabilen en fazla glikojen yalnızca iki saatlik yoğun egzersiz için yeterlidir. Eğer hiçbir şey yemeden iki saatten fazla koşarsanız kaslarınızın yakıtı kısa sürede biter. Bu durum "duvar" veya "darbe" olarak bilinir. Yine daha çok "merkezi yorgunlukla" yani yalnıza kas acıması yerine vücudun tamamında hissedilen derin yorgunlukla ilgili başka bir neden, beyindeki triptofan isimli bir kimyasalın seviyesidir. Egzersiz, beyne giden triptofan seviyesini ve bu da serotonin veya 5-hidroksitriptamin isimli başka bir kimyasalı artırır. Bu madde sübjektif ya da algılanan yorgunluk olarak bilinen ve kişinin dinlenme gereksinimini hissettiği durumla bağlantılı olabilir. Bu, bizi daha fazla acıya veya rahatsızlığa katlanmak zorunda kalmaktan koruyan bir mekanizma olarak kabul edilebilir.

ENERJİ KAYNAKLARI

Enerji Kaynağı

Enerjinin Süresi

Oksijensiz
Kas içindeki fosfor
Kas içindeki glikojen
Oksijenli
Glikojen

Yağ
Protein

Birkaç saniye
En fazla 50 saniye

2 saat (orta-yüksek yoğunlukta egzersiz)
Günlerce
Aşırı efor ve dayanıklılık gerektiren durumlarda protein enerji kaynağı olabilir.

TERLEME NEDİR?

Egzersiz yapmak vücut ısısını artırır. Uzun mesafe koşucularının vücut ısıları normalinden iki üç derece yüksektir. Ancak insanların her zamanki gibi verimli çalışmalarına devam edebilmeleri için vücut içi sıcaklıklarının sabit bir seviyede korumaları gerekir. Bu, 36°C ila 38°C arasında değişir. Bu sınırlar dışında hipertermi (aşırı ısınma - sıcak krampları, sıcak yorgunluğu ve sıcak çarpması) veya hipotermi (vücut ısısının düşmesi - yavaşlayan nabız, solunumun yavaşlaması, soğuk çarpması) görülebilir. Eğer vücut ısısı yükselirse terleyerek yanıt veririz. Ter buharlaştıkça üşümeye neden olur. Aynı şekilde soğuk ortamlarda vücut ısımızı artırmak ve sabit bir iç ısıyı korumak için titreriz. Çok efor harcadığımız faaliyetler sırasında inanılmaz miktarda ter üretilebilir. Yarışı iki buçuk saatte tamamlayan bir maraton koşucusunun bu süre içinde beş litreden fazla suyu ter olarak kaybettiği hesaplanmıştır. Vücut ısısının aşırı derecede artarak sporcunun çalışamaz hâle gelmesini önlemek için bu gereklidir. Ancak kaybedilen su miktarı çok yüksekse susuz kalmaya (dehidrasyona) ve kalp krizine yol açabilir.

Resimm

Bu sorunu önlemek için;

  • Egzersizin başında su içmeyi
  • Az miktarlarda su içmeyi
  • Sık sık su içmeyi unutmayın.

KRAMP NEDİR?

Kramp bir kasın aniden uzun süre ve diğer kaslardan bağımsız olarak kasılmasıdır. Susuz kalma (dehidrasyon), yorgunluk, kas zedelenmesi veya düşük kan şekeri krampa neden olabilir. Bugüne kadar krampın nasıl başladığının tam bir açıklaması yapılamamıştır. Uzun süren egzersiz sırasında kramptan en fazla etkilenen bölgeler kalçalar ve baldırlardır. Yavaş yavaş masaj yaparak ve dinlenerek krampı geçirebilirsiniz.

SÜRAT KOŞUCULARIYLA MARATON KOŞUCULARI ARASINDA NE GİBİ FARKLAR VARDIR?

Vücut şeklinin uygun olması sporcuya avantaj sağlayabilir. Üst seviye yarışmalarda, o spor dalının ortak fiziksel özelliklerini taşımayan sporcuların bulunması sık görülen bir şey değildir. Örneğin çoğu jimnastikçiler kısa boylu, zayıf ve kaslıyken basketbol oyuncularında uzun boy aranır. Diğer bir önemli farklılık da kas liflerinin türünden kaynaklanmaktadır. Bunlar iki türlüdür: Hızlı kasılanlar ve yavaş kasılanlar. Bir kasınızda hangi lif türünden ne oranla bulunduğu kalıtımsaldır.

Hızlı Kasılan Lifler
Bu tür kas lifleri hızlı gerilir, hızlı yorulur ve oksijenli metabolizma kullanır. Bu liflerin çoğunlukta olduğu kaslar güçlüdür.

Yavaş Kasılan Lifler
Bu lifler daha uzun sürede kasılır, güçleri daha azdır ve çoğunlukla oksijensiz metabolizma kullanır. Bu lifler genellikle uzun mesafe yarışlarında başarılı olan insanların kaslarında yoğun olarak bulunur.

Yürüyüş yapmak veya bisiklete binmek gibi oksijensiz egzersizler sırasında yavaş kasılan lifler, aşırı enerji isteyen faaliyetler sırasında hızlı kasılan lifler kullanılır. Maraton koşucularının vücutlarındaki yavaş kasılan liflerin %90'ı baldırlarında veya kalçalarında bulunurken sürat koşucularında bu oran yalnızca %25 kadardır. Yavaş kasılan lifler oksijenli enerji kaynaklarını, hızlı kasılan lifler ise oksijensiz enerji kaynaklarını kullanmak üzere şekillenmiştir.

FORMDA OLMAK VÜCUDU NASIL ETKİLER?

Genellikle yararını görebilmek için önce sekiz-on hafta egzersiz yapmalısınız.

Kalp Damarları Sistemi (Kardiyovasküler Sistem)
Düzenli egzersiz yapmanın kalbiniz üzerinde pek çok etkisi vardır: Nabzınız yavaşlar ve kalbin her atışıyla pompalanan kan miktarı (atım hacmi) artar. Karıncıklar da (kalbin alt odacıkları) genişler.

Bu değişiklikler yaptığınız egzersizin etkilerini hissetmeye başlamadan önce vücudunuzun daha fazla egzersiz yapma kapasitesini sağlamak için kaslarınızdaki değişikliklerle birlikte ilerler. Nabzınız yavaşladıkça kalbiniz de daha az efor harcayarak çalışmaya başlar ve tansiyonunuz da bundan etkilenir. Normal (sağlıklı olan ve yüksek tansiyonu bulunmayan) insanlarda egzersizden sonra tansiyon düşer ve düzenli egzersiz yaparsanız egzersiz sırasında tansiyonunuz daha yavaş ve kontrollü bir şekilde yükselir. Orta derecede hipertansiyonu (yüksek kan basıncı) olan insanlarda düzenli yapılan hafif egzersiz, kan basıncını 10 miliava (mmHg) düşürür ki bu rakam, egzersizin pek çok ilaçtan daha etkili olduğunu gösterir.

Düzenli egzersizle kalbin elektriksel faaliyetinin daha düzenli hâle geldiği ve böylece (birden ölümlere yol açabilen) kalp ritminin aniden değişmesinin daha az görüldüğü yolunda da kanıtlar vardır.
 
Kaslar
Kaslardaki liflerin sayısı artmamakla beraber bu lifler büyür ve güçlenir. Kas liflerine giden kan miktarı da artar ve bu, kaslara ve kaslardan eskisinden daha çok kanın ve oksijenin taşınabileceği anlamına gelir. Kasların kasılabilmesi için enerji kaynaklarını enerjiye dönüştürmeye yardımcı olan enzimler de daha etkin hâle gelir. Eldeki oksijeni daha iyi kullanır ve daha az laktik asit üretirler ve böylece kas daha geç yorulur. Bütün olarak baktığımızda kasların performansının arttığını görürüz.

Akciğerler
Akciğerler vücut dokularına yeterli oksijeni taşımaktan ve egzersiz sırasında artan gereksinimi karşılamaktan sorumludur. Büyüklükleri değişmese de alabildikleri ve dışarıya verebildikleri hava miktarı artar. Dinlenme sırasındaki nefes alma hızı da yavaşlar ve böylece egzersiz sırasında kolayca artabilir.

Kemikler
Egzersizle kemik yoğunluğu korunur ve geliştirilir. Kemik Erimesi -yaşlı insanlarda kemiklerin kolayca kırılmasına neden olur - hareketsiz bir hayat yaşayan kişilerde daha ağırdır. Yapılan çalışmalar kalça kemiği ve omurganın alt kesimlerinin yoğun olmasının yüksek dirençle alakalı olduğunu göstermiştir. Kemiklerin yoğunluğunun yüksek oluşu ilerleyen yaşlarda kırıkların ve hareketsiz kalmanın önüne geçer.

Eklemler ve Kirişler
Eklemlerin düzenli olarak hareket ettirilmesi esnekliği artırır ve sertleşmelerini engeller. Kemikleri birbirine bağlayan kıkırdak kalınlaşır ve hem bağlar hem de kirişler kemiğe daha sıkı şekilde bağlanır. Daha güçlü kaslar ve kemiklerle birleştirildiği zaman egzersiz altındaki eklemlerin daha sağlam, burkulmaya ve diğer yaralanmalara karşı daha dayanıklı olduğu sonucu ortaya çıkar.

Diğer Değişiklikler
Egzersiz yapmak yüksek yoğunluklu lipoproteinlerin (HDL) seviyelerini artırarak ve düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) seviyelerini düşürerek kan yağlarının var olan düzenini değiştirir. Bunların her ikisi de kan kolesterolü tipleridir ve HDL'nin kalp hastalıklarına karşı kişiyi korurken LDL'nin kan hücrelerinde yağ depolanmasını artırdığı ve bunun da kalp krizine yol açabildiği düşünülmektedir. Uygun bir HDL-LDL oranı koroner kalp rahatsızlığı riskinin düşük olduğunu gösterir.

Vücudun insülin le ilişkisi de değişir yani yemek yediğiniz zaman artan kan şekerini düşürebilmek için daha az insülin gerekir. Bu durum şeker hastası olan ve şeker hastalığı riski taşıyan insanlar için yararlıdır.

Egzersizin en yoğun olarak yapıldığı durumlarda vücut dokuları kandan oksijeni daha verimli bir şekilde çekmeye başladığından kandaki oksijen miktarı artar. Kanın aktif vücut dokularına dağıtılması da artar.

Psikolojik Değişiklikler
Egzersiz yapan insanlar depresyona girmeye ve endişe duymaya daha az eğilimlidirler. Dahası egzersiz stres, gerilim ve saldırganlık duygularını dışarı vurmak için güzel bir yoldur - düzenli egzersiz yapan insanlar daha iyi uyur ve kendilerini iyi hissederler. Orta seviyedeki endişe ve depresyon vakalarının tedavisinde egzersiz kullanılabilir - böyle durumlarda ilaçlar veya Psikoterapi kadar yararlı olabilir. Ancak aşırı depresyon, ruh hastalıkları egzersize yanıt vermez.

Egzersiz yapmanın nasıl zihinsel etkiler doğurabildiği henüz belli değildir ama muhtemelen beyindeki kimyasal maddeler bir şekilde değişmektedir. Burada bahsedilen iki tür kimyasal maddedir: Bunlara endorfin ve merkezi monoaminler denir ancak rollerinin ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bunlar "koşucu çapması" olarak bilinen bazı uzun mesafe koşucularının bildirdiği aşırı neşe halinin de nedeni olabilir.

ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Düzenli egzersiz "antrenman etkisi" oluşturur.
  • Güç, hız, esneklik ve dayanıklılık zindeliğin etmenleridir.
  • Sakatlanmaları önlemek için beceri ve esneklik önemlidir.
  • 8-10 hafta boyunca düzenli egzersiz yaptıktan sonra yararları görülmeye başlanır: Kaslar güçlenir, akciğerler daha verimli çalışır ve kemikler güçlenir, psikolojik olarak daha iyi hissederiz.

  

Bu yazı 10865 kere okundu.

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Çıktı Al Yukarı
Ne tür rahatsızlıklarınız var?
Bu anketin sonuçları anket tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.

ana sayfam yap | sık kullanılanlara ekle | iletişim | kullanım şartları | site haritası
Bu sitede yer alan bilgi, belge ve resimler yazılı, görsel veya daha başka bir yöntemle çoğaltılamaz, tamamen ya da alıntı yapılarak kullanılamaz.