Arama  |  Anket Sonuçları  |  Site Haritası  |

13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Diş tedavisi
22.01.2008 15:13:33
Uzak geçmişte, diş çekmeyi kendi kendini eğitmiş berber-cerrahlar yapardı. Diş cerrahisi
DİŞ DOKTORUNUN ROLÜ
Uzak geçmişte, diş çekmeyi kendi kendini eğitmiş berber-cerrahlar yapardı. Diş cerrahisi bu noktalardan başlayarak bugün bildiğimiz uzmanlığa ulaştı.

Diş doktorunun rolü yıllar içinde büyük ölçüde değişti ve günümüzde artık diş doktorları, yumuşak doku hastalıkları da dahil, ağız sağlığını ilgilendiren tüm konuların tedavisinden sorumlu ve yetkilidir.
 
Diş doktorunuz ne yapabilir?
Diş tedavisi birçok biçimde olabilir ve bunların çoğu günümüzde uzmanlık alanları olarak kabul ediliyor. Diş doktorluğundaki özel alanlar arasında şunlar yer alır:
 
•   Koruyucu diş doktorluğu; diş hastalıklarının meydana gelmesini önler.
•   Onarıcı (restoratif) diş doktorluğu; çürüyen ya da yaralanan dişlerin onarılması ya da değiştirilmesiyle ilgilenir.
•   Periodontoloji; dişeti hastalıklarını önlemek ve tedavi etmekle uğraşır.
•   Pediyatrik diş doktorluğu; çocukların ağız ve diş bakımıyla ilgilenir.
•   Ortodonti; dişlerin ve çenelerin büyümesi, gelişmesi ve dişlerin güçlenmesiyle ilgilidir.
•   Ağız cerrahisi; ağız-yüz (orofasyal) bölgesi cerrahisini içerir.
•   Ağız hastalıkları; ağızdaki yumuşak doku hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsar.

Diş doktorunun ağızdaki hastalığa tanı koyabilmesinin bir yolu röntgen filmi (radyografi) çekmesidir. Diş çürükleri, dişeti hastalığı (periodontal hastalık), apse ve kaynaşmış dişler gibi çeşitli sorunlar röntgen filminde görülür. Aslında, bazen diş çürüğü ve dişeti hastalığının boyutlarını, doğrudan ağza bakmaktan çok, X ışınıyla açıkça görmek mümkündür. Bu yüzden diş doktorunuz ağız sağlığınızı değerlendirmek için neredeyse her zaman röntgen filmine gerek duyacaktır. Ancak buna ne sıklıkla gerek olduğu kişiden kişiye değişir.
 
KORUYUCU DİŞ HEKİMLİĞİ
Diş tedavisinin bu yönü hakkında ayrıntılı tavsiyeleri bu kitaptaki diğer bazı bölümlerde bulacaksınız. Koruyucu diş hekimliğine etkili diş fırçalama ve diş ipi kullanma, florlu diş macunu ve takviyeleri kullanma gibi ağzı temiz tutma yollarına ilişkin tavsiyeler, diş çürüğü riskini azaltmaya yönelik beslenme tavsiyeleri, tütünün ağızda yol açtığı hasarı azaltmak için sigarayı bırakma konusunda tavsiye ve destek ile çatlak örtücülerin uygulaması gibi işlemler dahildir.
 
Çatlak örtücü
Kalıcı dişler en çok çatlakların (fisür) oluştuğu ısırma (üst üste gelme) yüzeyinde çürümeye karşı duyarlıdır. Bu yüzeyleri temizlemek son derece zordur ancak çocuklar ve ergenlerde koruyucu bir tabaka uygulanarak korunabilir. Bu tabakaya “çatlak örtücü” denir ve dişin daha önce doldurulmadığı ve yerleşmiş bir diş çürüğü belirtisinin olmadığı yerlere konulabilir. Çatlak örtücüler kolayca yerleştirilir: lokal anestezi ya da oyma gerektirmez ve çocukların çoğu, diş tedavisine alışık olmayanlar bile girişimden bir rahatsızlık duymaz. Geçmişte çocuğunuzun sütdişlerinde fazla çürük var idiyse, ilk fırsatta kalıcı azıdişlerinin çatlak örtücüyle kapatılması için doktora başvurmalısınız. Örtücü, dişe yapıştırılan ve ışığa tabi tutulan (ışık verilerek sertleştirilen) plastik bir madde ya da beyaz dolgu maddesidir.
 
ONARICI DİŞ HEKİMLİĞİ
Diş doktorluğunun bu dalında, çürüme, yaralanma ya da önceden geçirilmiş diş tedavisi nedeniyle zedelenmiş dişler onarılır. Bu onarım, duyarlı dişlerin basitçe kaplanmasını, dolgu ya da kaplama yapılmasını veya eksik dişlerin yerine protez, köprü veya implant (çene kemiğine sabitlenir) koymayı içerir.

Zaman zaman bazı onarıcı tedavilerlere gerek olup olmadığı ve ne zaman gerektiği konusunda sorular ortaya çıkar. Farklı diş doktorları farklı tavsiyerlerde bulunabilir, ki anlaşılacağı üzere bu kafa karıştırır. Böyle bir durumla karşılaşırsanız söz konusu tedavinin neden tavsiye edildiğini ve tedaviyle ne elde edileceğini sorun.
Daha önce bahsedildiği gibi, dolgular zamanla bozulur ve kenarları ufalanır. Bu durum, sonuçta dolgunun çevresinde ve altında yeni çürüklerin gelişmesine neden olacaktır. Bu durumdaki bir dolguyu ne zaman değiştirmek gerektiğine, ağzın tümüne yönelik bir tedavi planı kapsamında karar verilecektir. Böylece diş doktoru belli bir dolgunun değiştirilmesini erteleme ya da birkaçını tek bir tedavi planında değiştirme gibi stratejik bir karar verebilir. Tedavi gerekiyorsa, doktorunuz tedavi planının boyutlarını ve toplam maliyetini önceden size açıklayacaktır.

1.Diş yüzeyi temizlenir, hazırlanır ve kurutulur.
2.Koruyucu, diş yüzeyine uygulanır, burada akarak yerine yerleşir.
3.Koruyucu dişe yapışır ve ışık kaynağı kullanılarak sertleştirilir.
4. Diş çatlakları artık kapatılmıştır.
 Isırma yüzeyindeki çatlaklar dişleri çürümeye yatkın kılar. Koruyucu bir kaplamayla bu önlenebilir.
 
 
 
Duyarlı dişler
Dişeti hastalığı ya da bazen aşırı gayretli fırçalama, dişetlerinin diş boynuna doğru çekilerek köklerin bir bölümünün açığa çıkmasına yol açar. Kökün üzerindeki kabuk taç minesinden çok daha yumuşaktır ve fırçalamayla kolayca aşınır. Böylece sıcak, soğuk, tatlı ve tuzlu yiyeceklere karşı çok duyarlı olan alttaki diş kemiği (dentin) ortaya çıkar. Bu, bir şey yerken ani ve keskin bir ağrıya neden olur. Bu ağrıyı kırık bir dolgudan ya da oyuktan kaynaklanan ağrıdan ayırt etmek zordur, ancak diş doktorunuz sizi muayene ettikten sonra doğru tanı koyabilir. Gerektiğinde, diş köklerini korumak ve duyarlılığını azaltmak için diş boynu üzerine florlu bir cila sürülebilir. Daha sonra doktorunuz gelecekte sorunun ağırlaşmaması için dişlerinizi doğru fırçalamanın yollarına ilişkin tavsiyelerde bulunulacaktır.

Duyarlı diş kemiği için özel olarak üretilmiş bir diş macunu kullanmalısınız, çünkü bu macunlar diş kemiğindeki duyarlı gözenekleri tıkayarak zaman içinde dişin duyarlılığını azaltır. Bu önlemlerin sorunu çözmemesi halinde, her 6 ya da 12 ayda bir flor cilasını tekrarlatmanız gerekebilir. Diş kemiğinde duyarlılık rahatsız edici olsa da ciddi bir durum değildir ve bu nedenle dişten olmazsınız.

Dişetleri diş boynundan çekilirse diş kökündeki diş kemiği ortaya çıkabilir. Diş kemiği çok duyarlıdır ve temas şiddetli ağrıya yol açabilir.
 
Dolgu
Dolgu, çürüklerin neden olduğu oyukların onarılması, ilerleyerek dişözünü tutmasının, sonuçta ağrı ve apseye yol açmasının engellenmesi için gereklidir. Oyuklar sıklıkla arka dişlerin tepesindeki çatlaklarda (ısırma yüzeyinde) ya da plakların rahatsız edilmeden biriktiği ve temizlemeyle kolayca çıkarılamadığı diş aralarında oluşur. Diş doktoru bir oyuk saptadığında daha fazla yayılmasının önüne geçmek için yumuşak ve enfekte olmuş diş kemiğini oymalı ve sonra da oluşan boşluğu doldurmalıdır. Dolguların birkaç türü vardır. Çok ufak oyuklar iğne yapmaksızın oyulabilir, ancak dişler çok duyarlıdır ve görece ağrısız olduğundan çoğu kişi iğneyi tercih eder. Eğer iğneden korkanlardansanız bunu aşmanın bir yolu, korkunuzu zaman içinde azaltacak ağrısız iğnelerden yaptırmaktır.

Dişe anestezi uygulandıktan sonra doktor diş matkabıyla tüm eski dolguları ve çürümüş diş maddesini çıkartabilir. Normalde önce yüksek hızlı bir matkap kullanılır: çok ses çıkarır ancak dişiniz üzerinde pek hissetmezsiniz. Yüksek hızlı matkapla diş maddesi çabucak çıkartılabilir. Sonra, biraz titreşime yol açan küçük ve daha yavaş bir matkapla doktor oyuğa son halini verir. Bu matkap daha keskin kenarlar oluşturur ancak diş dokusunu daha yavaş çıkartır.
Çürümüş diş maddesini çıkarmak için daha yeni teknikler geliştiriliyor. Bunlar arasında lazer ve çürüğü eriten kimyasallar yer alır. Diş maddesi matkapla çıkarıldıktan sonra dişe tam şeklini verebilmek için oyuğun doldurulması gerekir. Bu işlem farklı maddeler kullanılarak gerçekleştirilebilir.

Diş önce bir iğneyle bölgesel olarak uyuşturulur. Eski dolgu ve çürük diş maddesi yüksek hızlı matkapla çıkarılır.
 
Artıklar çıkarılır ve alan temizlenir.
 
Oyuk, dişin tam şeklini oluşturacak biçimde doldurulur.
Dolgu, çürüğün neden olduğu oyuğu doldurmak ve daha fazla genişlemesini önlemek için gerekir.
 
• Amalgam: Amalgam gümüş ve bakır gibi metallerin cıvayla karışımıdır. Cıva metalleri çözmek içindir, böylece karışım dişteki oyuğa sıkılabilir. Sıkıldıktan sonra karışım sertleşir ve kalıcı hale gelir. Amalgam metal gibi serttir, ısırmaya ve aşınmaya karşı dayanıklıdır. Bununla birlikte, oldukça kırılgandır ve çok miktarda diş maddesiyle desteklenmezse kırılır. Genelde, amalgam bir, iki ya da üç ayrı yüzeyi olan arka dişlerdeki dolgular için uygundur.
Bu nedenle, dayanıklılık açısından amalgam arka dişler için tercih edilen bir malzemedir çünkü kullanımı çok kolaydır. Bununla beraber, yiyeceklerdeki asit ve bakterilerce kolaylıkla aşındırılması olumsuz yönüdür ve metal bu durumda siyahlaşır, çirkin bir görüntü yaratır.

Amalgam yerleştirildikten sonra az ama önemli miktarda cıva dışarı sızar. Bu sızma endişe konusudur. Sızan civa miktarı zehirlenmeye yol açmak için çok azdır, ancak mümkünse gebe kadınlara yeni dolgu yapılmayarak fetüsün olası bir zarardan korunması tavsiye edilir. Bazı Avrupa ülkelerinde amalgam 16 yaşından küçük çocuklarda kullanılmaz.

Bazı kişilerin cıvaya karşı aşırı duyarlılığı vardır ve dolguya karşı alerjik reaksiyon geliştirirler. Bu reaksiyona bağlı olarak, dolguların mukoza yüzeyine temas ettiği noktalar olan yanaklarının iç kısmında ya da dil üstünde aşınmış, yama gibi beyaz lekeler (likeni]deride yuvarlak sert kabarıklıklar] andıran reaksiyon) gelişir. Popüler basında civa içeren dolguların yol açtığı çeşitli bozukluklarla ilgili birtakım iddialar yer almıştır. Bunlar arasında multipl skleroz ve miyaljik ensefalomiyelit (kronik yorgunluk sendromu) da sayılmaktadır. Buna karşılık, bu iddiaları destekleyecek herhangi bir kanıt yoktur ve çoğunlukla zaman alıcı ve zor bir iş olan metal dolguların çıkarılması, özellikle zaten hastalık nedeniyle bitkin düşmüş kişilerde haklı görülemez.
 
•   Kompozitler: Amalgamın yerine diş dolgusu olarak kullanılabilecek başka seçenekler vardır. Bunlardan ilki kompozit adı verilen bir maddedir. Kompozit diş rengindedir ve dişinizin tam rengini tutturacak şekilde ton ayarlaması yapılabilir. Aşınmaya karşı dayanıklı olan akrilik (plastik) ve silikadan oluşur. Karıştırılıp yerleştirilebilir, ancak genellikle üzerine bir ışık kaynağı tutularak yerleştirilir. Kompozit serttir, aşınmaya karşı dayanıklıdır ve bazen arka dişlerin onarımında kullanılabilir. Ancak, çevresindeki diş yüzeyine yapıştırılması ya da tutturulması gerekir, bu nedenle arka dişlerdeki geniş karmaşık dolgular için uygun değildir. Ön dişler için ideal malzemedir.

Diş doktoru önce çürümüş ya da hasar görmüş diş yüzeylerini temizler, sonra kalan yüzeyin üstünü, kompozit dolgu maddesini yerleştirmeden önce yapıştırıcı bir maddeyle örter. Dolgu malzemesi oyuğa ya itilir ya da macun gibi, bir kenar ya da köşe biçimi verilir. Yapıştırıcı madde ve dolgu malzemesi ışık kaynağıyla yerleştirilir ya da sertleştirilir, ancak bundan önce doktor, hızla sertleşmesine izin vermeden dolgu malzemesini biçimlendirebilir. Hazır olduğunda, malzemeye ışık verilir ve birkaç saniyede sertleşir. Yapıştırmanın böyle başarılı olmasının nedeni yapıştırılacak yüzeyin ilkönce asitle işleme tabii tutulması, bu yolla yapıştırıcının sıkıca tutunmasına olanak veren mikroskopik kaba bir yüzey oluşturulmasıdır. Bu öylesine güçlü ve etkilidir ki, bir ön dişin kırık ucu yerine başarıyla yapıştırılabilir. Zamanla dolgular aşınabilir ya da rengini kaybedebilir ve değiştirilmeleri gerekir. Arka dişlerdeki küçük oyuklar da kompozitle doldurulabilir.
 
•   Seçenekler: Kompozitin alternatifi olan bir malzemeye cam iyonomer denir ve diş boynundaki oyukların doldurulması ya da geçici dolgu olarak kullanılır. Günümüzde kompozitle cam iyonomeri birleştiren malzemeler (kompomer) de vardır. Diş dolgu malzemelerindeki gelişmeler çok hızlı olduğundan mevcut en iyi malzeme hakkında daima diş doktorunuza danışmalısınız.
 
İnleyler
Ağzın arkasındaki geniş diş oyukları inley kullanılarak onarılabilir. Bunlar, oyuğun hazırlanmasından sonra alınan kalıba göre üretilir; önce laboratuvarda bir modele göre dolgu hazırlanır ve özel bir alçıyla yerine yerleştirilir. İnleyler altın, porselen ya da önceden biçim verilmiş kompozitten yapılabilir. Altın yeterince serttir ve kırılgan değildir, aşındırıcı ya da zehirleyici değildir ve eritilebilir, ancak yerine özel bir alçıyla yerleştirilmesi gerekir, bu da daima tam oturmama riski taşır. Porselen, diş rengindedir ve yapıştırıcılarla yerine tutturulabilir ancak kırılgandır. Bununla beraber, zaman alıcı ve pahalı olsalar da, bu dolgu türlerinin görüntüsü iyidir ve iyi iş görür.
 
Kuronlar
Dişin büyük bölümü yaralanma, çürük ya da tekrarlanan dolgularla kaybedildiğinde dişin üzerine bir kuron (taç) ya da “kılıf” yerleştirmek gerekebilir. Bunun için dişin tüm yüzeyi bir iki milimetre aşağıya indirilerek kalıbı alınır ve daha sonra geri kalan diş üzerine özel alçıyla oturtulan bir kılıf yapılır, böylece diş asıl biçimine uygun olarak onarılmış olur. Bu kuronlar ön dişlerde altın ya da değerli bir metal tabakanın üzerine yapıştırılan porselenden ya da tamamen altın veya metalden hazırlanabilir. Bu son seçenek görünüm açısından arka dişlerde oldukça tatminkârdır. Kuron yerleştirme ileri derecede hasar görmüş dişleri onarmanın son derece tatminkâr ve başarılı bir yoludur. Ancak, dişin büyük bir kısmını yok eder, bu yüzden diş doktorunuz bu yöntemi uygulamayı son çare olarak tercih edecektir.

Dişlerin kalıbı paslanmaz çelik ya da plastik bir kalıp gereci içindeki kalıp malzemesine bastırarak alınır. Bundan yola çıkılarak dişlerin ve dişetlerinin alçı modeli hazırlanabilir.
 
Kuronu yerine oturtmak için dişin tüm yüzeyi birkaç milimetre kesilir. Kesilen dişin kalıbı alınarak buna göre bir kılıf yapılır. Kılıf ya da kuron kalan diş çekirdeğinin üstüne özel bir alçıyla tutturulur.
 
Kaplamayı dişin ön yüzüne uydurmak için diş hafifçe kesilir ve kalıbı alınır. Yerleştirilecek ön yüzey parçası hazırlanarak dişin önüne yapıştırılır.
 
Kaplama
Ön dişlerin görüntüsünü düzeltmenin daha az yıkıcı bir yolu kaplama kullanmaktır. Bu teknikte, dişin ön yüzeyi hafifçe düzeltilir ve kalıbı alınır. Daha sonra diş ya da dişlerin ön yüzeyine yerleştirilecek parça laboratuvarda hazırlanır. Bu porselen yüzeyler yukarıda anlatıldığı gibi yapıştırıcılarla dişe tutturulur. Kaplama, diş üzerinde kuron gibi hasar yaratmadan iyi bir görünüm sağlar. Genellikle alt dişler için uygun değildir.
 
Kanal tedavisi
Diş kökü kanal tedavisi (endodonti) dişin merkezinden sinirin ve dişözünün (pulpanın) çıkarılması işlemidir. Çürük ya da oyuk dişözüne kadar uzanıp iltihaba ya da dişözünün ölümüne neden olursa ya da diş yaralanma sonucu ölürse kanal tedavisi gerekir. Dişi bu şekilde etkilenen kişide bazen şiddetli ağrı olabilir ya da hiçbir belirti olmayabilir. Merkezdeki dişözü ölmeye başladığında, kan dolaşımı olmadığından bağışıklık sistemince korunmaz. Bunun anlamı, bir noktada mikrop kapıp “alevlenebileceği” ve en beklenmedik anda Diş Ağrısı na ve apse oluşumuna yol açacağıdır. Tedavi bunu önlemek için tasarlanmıştır ve dişözünün ölümü nedeniyle dişin renk değiştirmesini de önler. Kanal tedavisinin başarılı olabilmesi için dişözünün, sinir boşluğunun ve kökün mikroptan arındırılması ve sonra yeniden mikrop kapmasını önlemek için kimyasal etkisi olmayan bir maddeyle doldurulması gerekir.

Bu işlemde önce sinir ya da dişözü boşluğuna bir giriş deliği açılır. İdeali, bulaşmayı önlemek için bu sırada dişin ağzın diğer kısımlarından tercihan ince bir kauçuk levhayla (kauçuk duvar) ayrılmasıdır. Aksi halde, bulaşma içeriye ulaşır ve yarıklara dolarsa enfeksiyon, apse ve ağrı meydana gelecektir. Daha sonra yumuşak doku artıkları dişözü bölmesinden temizlenir ve yüzeyindeki diş kemiği törpülenerek düzeltilir. Kanal temizlendikten sonra doktor dişi geçici olarak kapamak, böylece kanalı doldurmadan önce herhangi bir belirtinin geçmesini beklemek ya da hemen doldurmak isteyebilir. Bu, alçıya benzeyen, gütaperka gibi kimyasal etkisi olmayan bir madde kullanılarak yapılır. Kanal dolgusu yerine yerleştirildikten sonra dişteki geri kalan oyuğa bir dolgu yapılır. Özellikle ön dişlerde diş kökü dolgusu, dişi kırılganlaştırır ve zayıflatır, daha sonra bir kuronu destekleyemez. Böyle bir durumda, tekrar delinen kanalının içine metal bir destek yerleştirilir, böylece sonradan bunun üzerine bir kuron yerleştirilebilir.

Bazen kanal tedavisi sonrasında bile dişin kök ucu çevresinde iltihap sürebilir. Bu gibi durumlarda alanın cerrahi olarak temizlenmesi ve kök ucunun çıkarılması gerekebilir. Bu işleme “apisektomi” adı verilir

1.Çürük dişin ortasındaki dişözünü tutmuş
2.Dişözü bölmesine girmek için bir delik açılır; tüm çürük, dişözü boşluğunun ve kök kanalının içeriğiyle birlikte çıkarılır.
3.Dişözü boşluğu ve kök kanalı mikroptan arındırılmalı, sonra da kimyasal etkisi olmayan bir maddeyle doldurulmalıdır. Ardından, giriş deliği doldurulur.
4.Kökün doldurulması dişi kırılganlaştırabilir. Bu durumda kuronu desteklemesi için kök kanalına bir destek yerleştirilebilir.
 Kanal tedavisi; çürük, dişin dişözünü tutarsa, dişözü boşluğunun ve ortasındaki kök kanalının içinin boşaltılması gerekebilir.
 
Diş yerine koyma (replasman)
Onarma ya da korumaya yönelik bütün çabalara rağmen bazı kişiler dişlerinin bazılarını çürüme ya da yaralanma sonucu kaybedecektir. Bu durumda, boşluğu doldurmak gerekip gerekmediği konusunda bir karara varmak gerekir. Ağzın gerisindeyse, birden fazla diş yitirilmiş olsa bile buna gerek olmayabilir, çünkü bir bütün olarak ele alındığında dişlerin işlevselliğini ya da görünümünü olumsuz etkilemez. Öte yandan, geri kalan dişlerle ilişkisine bağlı olarak arkada eksik tek bir diş bile ağız kavislerinde bazı çökmelere yol açar. Bunlar daha çok bir köprünün kemerlerine benzer; dişler de taşlardır. Birini çıkarmak çökmeyi kolaylaştırabilir ve bu durumda diş yerine koyma tavsiye edilir.
Ön dişler görüntü nedeniyle, neredeyse kaçınılmaz olarak yerine koyma gerektirir. Bir dişin yerine konulması kararı verildikten sonra diş doktorunuzla bunun olası yollarını konuşmanız gerekecektir; seçenekler arasında protez, köprü ve implant yer alır.
 
•   Takma dişler (Protezler): Bir zamanlar takma dişler fildişi, kemik, tahta, altın gibi çeşitli maddelerden yapılırdı. Sonraları ebonit ve porselen kullanıldı. Akrilik takma dişler ilk olarak kauçuğun zor bulunduğu İkinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı. Bütün dişlerin yerine konulanlara komple ya da tam protez denir; yalnızca bir kısmının yerine konulanlar ise kısmi protezdir. Tam protezlerin en iyileri akrilikten (plastik) yapılır. Bunlar alttaki dişetlerinin üzerine oturur, yüz ve dil kasları ile emiş gücü yardımıyla yerinde durur. Alt tam protezler çok oynaktır ve kemiklerin küçülmesinden ötürü kullanımları zordur. Bunu aşmanın bir yolu protezlerin implantlarla kemiğe sabitlenmesidir.

Kısmi protezler akrilik ya da kobalt-krom alaşımından (metal bir taban üzerinde akrilik dişler ve dişetleri) yapılabilir. Sonuncusu genellikle daha iyidir çünkü daha incedir ve yerine daha güvenli bir şekilde sabitlenebilir. Buna karşılık daha pahalıdır. Kısmi protezler de bütün protezler gibi tamamen alttaki dişetlerinin üzerine oturur ancak bu, ısırırken çok fazla güç uygulamanıza olanak vermez. Protezlerin komşu dişlerin üzerinde durması daha tatminkâr sonuç verir; bu şekilde ısırmada daha büyük bir güç kullanılabilir. Kısmi protezler komşu dişler ve genellikle bu dişlerin etrafındaki birkaç kıskaçla yerinde tutulur.

Tam protezlerin en iyisi plastikten yapılanlardır; dişetlerinin üzerine oturur ve esas olarak emiş gücüyle yerinde durur.
 
Kısmi protezler tamamen plastikten ya da plastik ve metal karışımından yapılabilir. Yerinde durması için genellikle komşu dişe bağlanır.
 
Protez yapımındaki evreler
•   1. ziyaret: Protezlerinizi yapabilmek için diş doktorunuz önce dişlerin kalıbını almalıdır. Doktor önce ilk kalıbı alır. Bunun için alçı benzeri kalıp malzemesi ağzınıza uyacak büyüklükte bir gerece yerleştirilir. Bunlar, diş ve dişetlerinizin üstüne ağzınızın bir kalıbını oluşturmak üzere bastırılır; daha sonra kalıbın içine dişlerin bir modelini oluşturmak için özel bir alçı dökülür.
 
•   2. ziyaret: İkinci kalıp alınır. Ağza daha iyi oturması için kişiye özel kalıp gereçleri hazırlanabilir. Böylece ikinci kalıp daha doğru şekilde alınabilir. Alçı modeller laboratuvarda hazırlanır (masraftan kaçınmak için genellikle ikinci ziyaret atlanır).
 
•   3. ziyaret: Dişetlerinin birbirine göre pozisyonunun saptanması gerekir; bunun için genellikle üst ve alt balmumu bloklarının ağızda birbirine sabitlendiği balmumu blokları kullanılır; Laboratuvarda yapılan balmumu protezler (dişlerin yerine düz bloklar vardır) ”ısırma” pozisyonunu (üstçene ve altçene arasındaki ilişki) saptamak için muayenehanede törpülenir ve birbirine kenetlenir.

Artık dişin renk tonu ve şekli (kalıbı) belirlenebilir.           

•   4. ziyaret: Protez kobalt-kromdan olacaksa laboratuvarda metal taban hazırlanır ve balmumundan protez dişler (bunlar da laboratuvarda hazırlanır) ağızda denenerek “ısırma” kontrol edilir ve görünüşüne bakılır. Ancak bu aşamada protez çok iyi oturmaz. Size göre bir yanlışlık varsa o anda belirtmeniz gerekir çünkü daha sonra çok geç kalınmış olur. Büyük ayarlamalar yapılması gerekiyorsa ikinci bir “deneme” gerekecektir.
 
•    5. ziyaret: Artık, laboratuvarda “balmumunun eritilmesi” işlemiyle protezler akrilikten (plastik) yapılmıştır ve takılmaya hazırdır. Son ayarlamalar muayenehanede yapılır. Herhangi bir ağrılı bölgenin oluşması durumunda tekrar doktora gelmeniz söylenecektir.
 
Bu ziyaretler normalde yaklaşık birer haftalık aralarla yapılır, ancak bu süre bazen daha kısa olabilir. Genellikle bir hafta ya da daha uzun bir süre sonra küçük ayarlamalar yapılması gerekir.

Bazen, dişler çekilecekse, protez önceden hazırlanıp diş çekiminden hemen sonra yerleştirilebilir. Buna hazır protez denir ve hiç dişsiz kalmayacağınız anlamına gelir. Protez diş yuvasını hemen kapattığından ağızla temasını önler; bu işlem tahmin edildiği kadar ağrılı değildir.

Hazır protezler yaklaşık üç ay içinde alltaki kemiğin küçülmesi sonucu gevşer ve yeniden ayarlanması ya da değiştirilmesi gerekir. Protezler zaman içinde gevşer ve ayrıca aşınır, bu yüzden iyi işlev görmelerini ve güzel görünmelerini temin etmek için en az beş yılda bir değiştirilmeleri gerekir.

Köprüler komşu dişler üzerine kalıcı olarak tutturulan takma dişlerdir.
 
Köprüler
Köprüler, eksik dişin yerine konulan ve komşu dişe kalıcı şekilde tutturulan dişlerdir. Köprülerin komşu dişler üzerinde destekleri vardır ve köprü alanına pontik adı verilir. Köprünün uzunluğu, iki tarafındaki dişlerin gücüyle sınırlıdır. Komşu dişler kuron olarak hazırlanabileceği gibi, köprü yan dişlere asitle oyarak ve kompozit kullanılarak da sabitlenebilir; buna adezif (yapışan) köprü denir. Köprülerin yapılması çok zaman alır ve pahalıdır, ancak görüntüsü çok iyidir; takılan dişler porselen olduğundan çok zor aşınır ve uzun yıllar dayanmaları beklenir.

İmplantta kemiğe delik açılır ve içine metal bir tüp (implant) yerleştirilir. Yapay diş tutturulmadan önce implant iyileşmeye bırakılır.
 
İmplantlar
Yakın zamanlarda implantlar ortaya çıkmıştır. Bu teknikte dişin yitirildiği yerdeki kemik açığa çıkarılarak bir delik açılır ve içine metal bir tüp yerleştirilir. Bunun iyileşmesi için birkaç ay beklenir, böylece kemiğin implantı sıkıca tutacak şekilde büyümesine olanak verilir. İkinci bir girişimle artık sabit hale gelmiş metal tüpe bir çivi vidalanır ve dişetinden dışarıya çıkan bu çiviler üzerine kuron, köprü ya da protez takılabilir. Bu yolla, köprü yapmanın mümkün olmadığı durumlarda bile eksik dişlerin yerine yenileri konulabilir. Ancak bu teknik ileri derecede uzmanlık gerektirir ve işlemi yapacak olan diş doktoru ya da diş ekibinin cerrahi ya da onarım becerilerinin uzmanlık düzeyinde olması gerekir. Aynı zamanda, son derece pahalı bir girişimdir.
 
PERİODONTAL TEDAVİ
Bir diş tedavisi sürecinde genellikle dişler temizlenir ve cilalanır. Doktor, diş boyunlarında birikmiş taşları (tartar) kırar ya da tıraşlar ve herhangi bir boyanma varsa yok eder.

Periodontal bir hastalığınız varsa bundan daha yoğun bir müdahaleye ve ağız temizliği tavsiyelerine gereksiniminiz olabilir. Bu tedavide kök kenarlarına dek uzanan daha yoğun, uzun süreli tıraşlama ya da bazen periodontal cerrahi gerekebilir. Bu durumda, dişetleri (jinjiva) anestezi uygulandıktan sonra alttaki kemikten ayrılır; dişler ve açığa çıkartılan alan taşlardan ve iltihaplı dokudan temizlenir. Dişetleri daha sonra yerine dikilir ve bir hafta süreyle yatıştırıcı bir tamponla kapatılır. Bu şekilde cepler ortadan kaldırılabilir ve dişetlerine daha kolay temizlenebilecek, daha sağlıklı bir şekil verilebilir. Bu bile başlı başına iyi bir şeyken, bir de işlem sonucu dişleri kaybetme olasılığı azalır ve uzun dönemde, daha da ucuza çıkar, çünkü oluşacak yarıkları doldurmak daha pahalıya mal olacaktır.

İyice yerleşmiş bir periodontal hastalığınız varsa sorunu gidermek için ameliyata gerek olabilir.
 
ORTODONTİ
Ortodonti tedavisinde amaç dişlerin güçlendirilmesidir. Dişler, yer yokluğundan ya da sadece pozisyonları yanlış olduğundan, sıkışık ya da eğri olabilir. Sorun aşırı sıkışıklık olduğunda daha fazla alan yaratmak için dişler çekilebilir ve sonra da geri kalan dişler bir hizaya getirilir. Bazen dişler diğer çenedekilerle uygun pozisyonda olmayabilir. Örneğin, bazı durumlarda alt ön dişler üst ön dişlerin önüne gelir. Bu durumdaki çocuklar, ortodonti tedavisi için daha alışılmış olan 11-12 yaşlarına dek beklenmeden, 8-9 yaşlarında ortodontik tavsiye almak üzere doktora götürülmelidir. Bu bozukluğa çapraz ısırma denir ve çıkarılıp takılabilir bir aletle oldukça hızlı bir şekilde düzeltilebilir. Bu yapılmazsa dişler hasar görebilir.

Çocuğunuzun ortodontik tedavi görmesi düşünülüyorsa dişlerinin diğer yönlerden sağlıklı olması önemlidir. Hiçbir ortodontist, ağzını temiz ve sağlıklı tutabileceğinden emin olmadıkça bir çocuğu tedavi etmeyi kabul etmeyecektir. Açıkçası, fena şekilde çürümüş olduktan sonra dişlerin düzgün olmasının bir anlamı yoktur. Dolayısıyla, çocuğunuzu bir ortodontiste götürmeden önce, dolgu gibi basit tedavilerini yaptırmalı ve çocuğa ağzını temiz ve sağlıklı tutmasında yardımcı olmalısınız.

Sabit teller (raylar) giderek daha popüler oluyor. Bunlar yardımıyla çok sayıda ortodontik sorun tedavi edilebilirse de, bu tür bir tedavi süresince diş ve ağız temizliğini sürdürmek daha da büyük önem taşır. Aksi halde, plak oluşmasına izin verilirse, teller sonunda çıkarıldığında diş yüzeylerinde iz kalabilir ve lekelenebilir, dişler de tedaviden öncesine göre daha kötü görünür.

Genellikle, aktif ortodonti tedavisinin sonunda dişlerin eski duruma dönmesini önlemek için, 3-6 aylık bir süre boyunca aynı pozisyonda tutulmaları gerekir. Çocuğun başlangıçta, yaklaşık üç ay boyunca sürekli olarak, sonraki üç ay boyunca da sadece geceleri basit çıkarılabilir bir kalıp kullanması gerekir. Çocuğunuzun ortodontiste gitmeden önce, ortalama tedavi süresinin yaklaşık iki yıl olduğunu, ayda bir ya da on beş günde bir doktora gitmek için zamana gereksinimi olacağını bilmek önem taşır.

Günümüzde daha fazla erişkin ortodonti tedavisi talep ediyor ve 20-30 yaşlarında olup ortodontik malzeme takmış kişi sayısı giderek artıyor. Ergenlik çağında tedavi olmak istemeyen kişilerin artık dişlerini düzeltmek istemesiyle bu eğilim sürecek gibi görünüyor. Genellikle bir erişkinde ortodontik tedavi biraz daha uzun sürüyor, ancak sonuçlar çoğunlukla iyi oluyur.
 
Ortodonti sıkışık ya da düzensiz araları olan dişlerin düzeltilmesidir. Ortodontik tedavi genellikle büyük çocuklara ve ergenlere uygulanır ancak erişkinler de yarar görebilir.


 
Tedavinin başlaması
Üst ön dişler arasında büyük bir boşluk var. Yan dişler sıkışık ve alt ön dişler ısırdığında ağzın tavanına geliyor. Tedaviye başlamak için her dişe önce paslanmaz çelikten ince bir destek bağlanır.


Tedavi sırasında
Sabit tel (ray), her dişe kılavuzluk eden yaylı kavisli tellerin ve üst ön dişleri geriye çeken ince esnek bantların eklenmesiyle tamamlanır. Tedavi süresince diş ve ağız temizliğinin çok iyi olması önemlidir.
 
Tedavinin sonu
Sabit tel çıkarılır; dişler düzgündür ve artık fırlamıyor. Genellikle, aktif tedavinin sonunda dişlerin duruşunun bozulmaması için 3-6 ay boyunca çıkarılabilir bir kalıpla pozisyonda tutulması gerekir.
 
Ortodontist dişleri zorlamadan daha düzgün bir biçime sokmak için teller kullanır.
 
ÇOCUKLAR İÇİN DİŞÇİLİK
Pediyatrik dişçilik çocukların diş ve ağızlarının muayene edilmesi ve değerlendirilmesini kapsar. Tüm diş doktorları çocuklardaki diş çürüklerini tedavi edebilecek yeterlilikte olmalıdır. İlk dişler çürüdüğünde ya da apse oluştuğunda çok ağrı verebilir ve sadece çekmekle yetinmek sıklıkla kalıcı dişlerin sıkışmasına neden olur, Ortodonti). Bu nedenle bu tür sorunlardan kaçınmak için çürüyen sütdişlerinin olabildiğince erken doldurulması gerekir.
Çoğunlukla diş hastanelerinde ya da çocuk hastanelerinde pediyatrik dişçilik uzmanları vardır. Bu kişiler özel gereksinimleri olan ve diyabet, kistik fibroz ve hemofili hastası olan çocuklarla da ilgilenir. Ayrıca, çocuklarda sık rastlanılan ağız ve diş yaralanmalarında da deneyimlidirler.

Diş hekimliği fakültelerinde öğrenme güçlüğü olan veya sakat kişileri tedavi etme konusunda uzmanlığı olan diş doktorları da vardır. Çevrenizde çocuğunuzu, tedavi edebilecek uygun bir diş doktoru bulamıyorsanız diş hekimliği fakültelerine başvurabilirsiniz.
 
Özelliği olan tedaviler
•   Florozis: Çok ender olarak bir çocuk, diş macunu yutarak, gereksiz yere çok miktarda flor takviyesi alarak ya da milyonda bir kısımdan daha yüksek düzeyde flor içeren su tüketerek aşırı miktarda flor almış olabilir. Yüksek flor düzeyi diş minesinde florozis diye bilinen güve yeniği görünümü oluşmasına yol açabilir. Bu görünüm neredeyse zor fark edilir beyaz noktacıklardan, çirkin kahverengi lekelerle birlikte minenin bazı kısımlarının yok olmasına kadar değişebilir. Neyse ki daha sık görüleni hafif biçimidir ve mikroabrazyon denilen teknikle kolayca tedavi edilebilir. Bu teknikte minenin yüzeyi bir asit jelle yumuşatılır ve sonra rengi değişmiş mine aşındırıcı diş malzemeleri kullanarak cilalanır. Florozis daha şiddetli olduğunda, daha tatmin edici sonuç almak için kaplama kullanılır.
 
•   Beyazlatma: Bir dişin kan akışı kesilirse, dişin ortasındaki dişözü ölürse diş kararır ve rengi değişir. Bu genellikle diş çürümesi sonucunda dişözüne bakteriler bulaştığında ya da ciddi bir yaralanmaya bağlı olarak kan akışı azaldığında meydana gelir.
Bir diş öldüğünde, beyazlatılmadan önce kök kanalının uygun şekilde doldurulması gerekir. Bu teknikte, dişin iç tarafını beyazlatmak için hidrojen peroksit gibi bir beyazlatıcı eriyikle kapamadan önce, dişlerin çevresine koruyucu bir lastik kılıf (lastik duvar) uygulanır. Genellikle beyazlatıcı eriyik dişin içinde bir hafta bırakılır. Daha sonra dişe kendi renginden bir kompozit dolgu maddesiyle eski görünümü kazandırılır.
Eczanelerde dişleri beyazlattığı iddia edilen çok sayıda madde satılıyor; örneğin sigara içenler için diş macunları, diş beyazlatıcı macunlar ve evde kullanılan beyazlatma takımları. Ancak bunların etkisi son derece tartışmalıdır.
 
•   Kazalar ve yaralanmalar: Bebekler ve oyun çağındaki çocuklar sık sık yüzükoyun yere düşerek ağız ve dişlerini yaralar. Öte yandan daha büyük çocuklar sıklıkla bisikletten düşer ya da dişlerini spor ve oyun sırasında yaralar.
Sütdişleri en çok çocuğun yürümeyi öğrendiği ancak hâlâ bastığı yere pek dikkat etmediği 18 aylıkla iki buçuk yaş arasındaarasında hasar görür. En sık görülen sütdişi yaralanması intrüzyon (dişin dişeti içine girmesi) ve avülsiyondur (dişin tamamen yerinden çıkması).

Sütdişlerinin dişetine girmesi en sık görülen yaralanma türüdür ve alttaki kalıcı dişlere hasar verme kaygısı yoksa genellikle yeniden çıkması için diş kendi haline bırakılabilir. Sütdişinin kalıcı dişe zarar verecek bir biçimde itilmesi durumunda çekilmesi gerekir.

Sütdişlerinin tamamen yerinden çıkması da sık görülür, çünkü bunların görece kısa olan kökleri kolayca yerinden çıkabilecekleri anlamına gelir. Böyle bir durumda diş yerine yerleştirilmemelidir; zira mikrop kaparsa, o anda ya da daha sonra kalıcı dişe zarar verebilir.

Kalıcı dişlerdeki hasarlar genellikle daha ciddidir ve tedavileri de daha karmaşıktır. Bir diş sadece kırılmışsa genellikle kompozit bir dolgu maddesiyle ya kırık parçayı tutturarak ya da boşluğu doldurarak tedavi edilebilir. Ancak, kökü kırılmışsa ya da örneğin dişin ete doğru girmesinde olduğu gibi destek yapılarda hasar oluşmuşsa dikkatli bir muayene ve inceleme yapılmalıdır. Kökü kırılmış gevşek dişler ile yerinden çıkmış ve sonra yerine yerleştirilmiş dişler için gereken, onları yerinde tutmak için bir süreliğine sabitlemektir. Ne şekilde ve ne süreyle sabitleneceği yaralanmanın şekline ve ağırlığına bağlıdır. Ağız ve dişlerdeki tüm yaralanmalar bir diş doktoru tarafından görülmelidir.
 
AĞIZ CERRAHİSİ
Ağız cerrahisinin alanı, basit diş çekiminden, yüzde şekil bozukluğuna ve kanser tedavisi için baş ve boyna yönelik önemli ameliyatlara kadar uzanır. Bu uç girişimler maksilofasiyal cerrahlar tarafından uzman hastane birimlerinde gerçekleştirilmekle birlikte, diş doktorunuz birtakım küçük girişimleri aşağıda anlatıldığı gibi muayenehanesinde yapabilir. Ağrı tedavisine gelecek bölümde değinilecektir.

Dişler elevatör denen keski benzeri bir aletle yuvalarından çıkartılabilir.
 
Dişin çekilmesi
Geleneksel olarak diş doktorları diş köküne kadar ittikleri penselerle dişi çeker. Ancak, dişler yuvalarından elevatör denen keski benzeri bir aletle kaldırılabilir ve diş fena halde kırılmışsa bu teknik tercih edilebilir. Geride sadece bir kök kalmışsa diş doktoru dişetinin bir yanını kaldırıp kemiğin bir kısmını matkapla almak ve bir elevatör yardımıyla kök parçasını çıkarmak zorunda kalabilir. Dişin tamamının çıkarılması önemlidir çünkü kalan bir kökparçası mikrop kapabilir ve apse oluşmasına neden olabilir. Bu işlemde, normal bir çekimde olduğundan daha fazla rahatsızlık ve şişlik oluşabilir ve kaldırılan dişeti parçasının da yerine dikilmesi gerekir.

Çekilecek diş periodontal bağlarla sıkıca çene kemiğine tutunmuştur.
 
Özel penselerle sıkıca kavranan kök hafifçe sallanarak aşağıya doğru bastırılarak diş yuvası genişletilir.
 
Diş yuvasında yükselir ve dışarı çıkar.
 Geleneksel olarak diş doktorları diş köküne doğru itelenen penseyle dişi çeker.
 
Yirmi yaş dişlerinden biri kaynadığında üstündeki dişeti plak oluşumu ve karşı dişin neden olduğu yaralanmaya bağlı olarak iltihaplanabilir.
 
Yirmi yaş dişlerinin çekilmesi
Bazen bir yirmi yaş dişini çekmek diğer dişler kadar kolay olabilir. Ancak kemiğe kaynamış ya da gömülmüşse cerrahi yoldan çıkarılması gerekir.

Yirmi yaş dişlerinden biri sıkıştığında (kaynadığında), özellikle kısmen süren dişlerde belli bir rahatsızlık yaşamak olasıdır, çünkü dişin üzerindeki etler plak birikmesi ve karşı dişlerin neden olduğu yaralanma sonucu iltihaplı bir hal alır. Bu sürekli tekrarlıyorsa yirmi yaş dişinin çekilmesi akıllıca olabilir.

Bunun kolay ya da zor olup olmayacağı yirmi yaş dişinin kemiğe ne ölçüde kaynadığına ve ne kadarının sürebildiğine bağlıdır. Çoğu, diğer dişler gibi lokal anesteziyle ve çok hafif rahatsızlığa yol açarak kolayca çekilebilir. Bununla beraber, kimi zaman kemiğin bir bölümünün çıkarılması gerekir ve bu durumda girişim sonrasında biraz ağrı ve morluk olur. Yaklaşık on kişiden birinde bu girişimden sonra dilde ya da dudaklarda belli ölçülerdehissizlik oluşur, ancak genellikle bir-iki hafta içinde geçer. Girişim, yirmi yaş dişi çekmekte deneyimli bir diş doktoru ya da cerrah tarafından gerçekleştirilirse, bir sorun görülme olasılığı çok daha düşük olur.

Diş doktorunuz ya da cerrahınız yirmi yaş dişlerinizin dördünü de çekmeyi önerebilir; bu genel anestezi altında bir kerede ya da lokal anesteziyle birkaç seferde yapılabilir.
 
Apisektomi
Bazen, diş doktorunuzun bütün çabalarına rağmen kanal tedavisinden sonra diş kökünün ucunda enfeksiyon ya da iltihap kalır. Bu durumda kökün ucu kesilip alan temizlenir ve küçük bir dolgu kökün kesik ucuna yerleştirilir. Bunu yapmak için diş doktorunun diş kökü üzerindeki dişetinin bir parçasını kaldırması, kök ucu çevresindeki kemiğe girmesi ve sonra dişetini yerine dikmesi gerekir. Bütün bunlar yarım saatten daha kısa bir sürede yapılabilir; girişim sonrasında rahatsızlık ya da şişlik de azdır.

Kanal tedavisinden sonra diş kökünün ucunun çevresinde enfeksiyon kalır.
 
Dişeti geriye doğru soyulur ve kökün ucu çene kemiğinde açılan bir delikten çıkarılır
 
Kökün kesilen ucuna küçük bir dolgu yerleştirmeden önce alan kazınarak temizlenir ve dişeti yerine dikilir.
 Kanal tedavisinden sonra diş kökünün ucunda enfeksiyon kalırsa, apisektomi gerekebilir.
 
Diğer küçük ameliyatlar
Kimi zaman, diş kaybedildikten sonra çene kemiklerinde kalmış kök, enfeksiyon veya kistler görülebilir. Bu durumda diş doktoru yine dişetinin bir parçasınıkaldırıp sorunlu alanı çıkardıktan sonra dikmek isteyebilir. Küçük şişlikler, ülserler ya da mukozada beyaz lekeler varsa, diş doktoru nedenini belirlemek için bir doku örneği alabilir ya da bunları çıkarabilir. Her iki durumda da alan uyuşturulduktan sonra doku parçası kesilir ve kanamayı durdurmak ve iyileşmeyi kolaylaştırmak için dikilir. Bu tür biyopsiler basittir ve sonrasında genellikle ağrı olmaz.
 
Girişim sonrası bakım
Ağızdaki bütün ameliyatlardan sonra iyileşmeyi hızlandırmak ve herhangi bir sorun çıkmasının önüne geçmek için bazı tavsiyelerde bulunulur.
 
•   Diş yuvalarını ya da kesim yerlerini pıhtılaşmanın gerçekleşmesi için 6 saat kendi haline bırakmaya çalışın; bu, bölgeye dilin değdirilmemesi, yemek yenmemesi ya da ağzın çalkalanmaması demektir.
•   Sonrasında, bir bardak ılık suya (ideali, kaynatılıp soğumaya bırakılmış olmasıdır) atılan bir çay kaşığı tuzla hazırlanan bir gargarayla bu bölge günde üç ya da dört kez çalkalanmalıdır.
•   Herhangi bir ağrı ya da rahatsızlığın önüne geçmek için gerekli durumlarda altı saatte bir parasetamol türü ağrı kesici alın.
•   Bölge kanamaya başlayacak olursa temiz bir mendili yuvarlayarak katlayın ve kanayan bölgenin üstüne yerleştirdikten sonra en az 10 dakika ısırın. Kanama genellikle durur, ancak durmazsa mendili yerinde bırakın ve hemen diş doktorunuzla bağlantı kurun.

Kimi zaman dişin çekilmesinden sonra yuvadaki pıhtı iyileşeceğine, dişetinde ağrılı bir boşluk bırakarak dağılabilir. Buna kuru oyuk denir ve sıklıkla belirgin bir neden olmadan oluşur. Ancak, zor bir diş çekiminden sonra, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda ve sigara içenlerde daha sık görülür. Diş çekiminin ertesi günü diş yuvası ağrılı bir hal alırsa, neden genellikle budur ve bölgenin temizlenip üzerinin pansumanla kapatılması için diş doktoruna gitmeniz gerekir. Böylece ağrı giderilmiş ve tampon enfeksiyon riskini azalttığından iyileşme hızlandırılmış olur.
 
ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Koruyucu diş hekimliği diş hastalığı oluşma riskini azaltmayı hedefler.
  • Onarıcı diş hekimliği çürük ya da yaralanma sonucu veya önceden geçirilmiş bir diş tedavisi sonrasında hasar görmüş dişleri eski haline getirmekle ilgilenir.
  • Çürüklerin yol açtığı oyukları doldurmak ve hasarın büyümesini önlemek için dolgu kullanılır.

  

Bu yazı 7694 kere okundu.

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Çıktı Al Yukarı
Ne tür rahatsızlıklarınız var?
Bu anketin sonuçları anket tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.

ana sayfam yap | sık kullanılanlara ekle | iletişim | kullanım şartları | site haritası
Bu sitede yer alan bilgi, belge ve resimler yazılı, görsel veya daha başka bir yöntemle çoğaltılamaz, tamamen ya da alıntı yapılarak kullanılamaz.