Arama  |  Anket Sonuçları  |  Site Haritası  |

13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Doğum eylemi ve doğum
06.12.2008 13:30:59
Her yüz bebekten yalnızca beşi beklenen günde doğar. Gebelik süresi tamamlandığında neden doğum eyleminin başladığını tam olarak kimse bilmiyor. Doğum üç şekilde başlar.

DOĞUM NASIL BAŞLAR

Her yüz bebekten yalnızca beşi beklenen günde doğar. Gebelik süresi tamamlandığında neden doğum eyleminin başladığını tam olarak kimse bilmiyor. Doğum üç şekilde başlar.

Düzenli kasılmalar (sancılar)
Doğum eyleminin başladığını gösteren en yaygın işaret budur. Gebelik süreci boyunca zaman zaman karnınızın düzensiz olarak sertleştiğini ve gevşediğini (Braxton Hicks kasılmaları) hissedersiniz.

Gebeliğin sonlarına doğru bu kasılmalar daha güçlenir ve daha belirginleşir. Doğum başladığında, önce her 15-20 dakikada bir olmak üzere düzenli aralıklarla kasılmalar başlar ve giderek sıklaşarak daha fazla rahatsızlık verici olur. Ağrıyı karnınızda değil, belinizde hissedebilirsiniz, ancak kasılma sırasında elinizi karnınıza koyarsanız rahmin sertleştiğini hissedebilirsiniz.

Nişan gelmesi
Doğum başlamadan hemen önce ya da doğumun başlangıcında, gebelik süresince rahim ağzını kapatan sümüksü tıkaç yerinden oynar ve biraz kanla birlikte vajinadan dışarı çıkar. Buna "nişan" adı verilir.

Suyun gelmesi
Bebeği çevreleyen su kesesi doğum eyleminin herhangi bir evresinde patlayabilir, ancak bunun kasılmalar ya da "nişan" gelmesinden önce gerçekleşme ve doğum eyleminin ilk belirtisi olma olasılığı daha düşüktür. Kese patlayınca su, fışkırma tarzında gelebilir ya da ilk gebeliklerde görülebileceği üzere bebeğin başı leğen bölgesine inmişse yalnızca birkaç damla da olabilir.

HASTANEYE NE ZAMAN GİTMELİ?

Suyunuz geldiyse mümkünse hastaneye telefon edin; büyük bir olasılıkla size hemen gelmeniz söylenecektir. Bunun dışında, hastaneden çok uzakta yaşamıyorsanız, kasılmalar iyice güçlenene ve düzenli olarak her 10 dakikada bir gelene kadar hastaneye gitmenize gerek yoktur. İlk saatlerde evde olursanız zaman daha kolay geçebilir. Hareket edin -yavaş hareketler doğumun daha hızlı ilerlemesini sağlar. Mümkünse hafif bir şeyler yiyin; daha sonra canınız yemek istemeyecektir.

Mümkünse evden çıkmadan önce doktorunuza ya da hastaneye telefon edin.

HASTANEDE

Hastaneye gelince sizi doğum eylemi süresince kalacağınız odaya ya da koğuşa alacaklar. Burada kendi geceliğinizi ya da hastanenin vereceği gömleği giymeniz istenecek.

Doktor ya da ebe kan basıncınızı, ateşinizi ve nabzınızı ölçecek, bebeğin geliş konumunu anlamak için karnınızı muayene edecek ve bebeğin kalp seslerini dinleyecek. Ayrıca bir idrar örneği vermeniz istenecek, lavman yapılacak ve pubik kılları tıraş edilecek.

İki kasılma arasında doktor ya da ebe rahim ağzının ne kadar açıldığını anlamak için size ilk vajinal muayeneyi yapacak ve bu muayeneler birkaç kez tekrarlanacak. Rahim ağzı en az üç santimetre açıldığında artık tam olarak doğum eylemine girdiniz demektir.

Bütün bu kontroller yapıldıktan sonra, olanak varsa gebe kadının su dolu bir küvette gevşemesi uygun olur. Ancak kese patladıysa yalnızca duş almasına izin verilir.

DOĞUM EYLEMİ

İlk doğum yaklaşık 12-14 saat sürer. Birinci ve en uzun evrede rahim ağzı bebeğin başı geçecek kadar açılır. İlk bebekte bu evre yaklaşık 10-12 saat sürer. İkinci evrede bebek doğum kanalından aşağı doğru itilir ve doğar. Bu evre ilk bebekte en az bir saat sürerken, sonraki doğumlarda belirgin ölçüde kısalır. Üçüncü evrede plasenta rahim duvarından ayrılır ve hafif bir ıkınmayla dışarı çıkarılır.

BİRİNCİ EVRE

Gebelik süresince rahmin ince uzun boynundaki kanal (serviks) bir kas halkasıyla sıkıca kapalı tutulur. Ayrıca rahmin boynundan gövdesine doğru uzanan başka bazı kaslar vardır. Doğum eylemi sırasında işte bu kaslar kasılarak, rahim boynunu giderek gövdeye yaklaştırır ve rahim ağzını genişletir. Her kasılmayla kasın kanlanması durur ve kasta geçici bir oksijen yetersizliğine neden olur - işte kasılmaları ağrılı yapan da budur.

Kasılmalar arasında doktor ya da ebe vajinal muayeneyle rahim ağzının ne kadar açıldığını kontrol edecektir. Rahim ağzı sürekli aynı hızla açılmaz. Başta çok yavaş genişler ken, daha sonra birden hızla açılabilir. Bebeğin başının çapı 9.5 cm dolaylarında olduğu için, rahim ağzı 10 cm açılınca tam olarak açıldığı ve doğumun ilk evresinin tamamlandığı söylenir.


Doğumun üç evresi.
 
İlk evredeki duygular
Ne denli iyi hazırlanırsanız hazırlanın doğum bir kez başladıktan sonra geriye dönüş olmadığını fark etmek ürkütücü olabilir. Bedeniniz durdurulamayan ve denetim altına alamadığınız bir sürece girmiştir ve ağrılar beklediğinizden daha güçlü olabilir. Gevşemeye çalışın ve bedeninizle savaşmak yerine, kendinizi bedeninizin akışına bırakın. Bu evre eşinizin ya da bir yakınınızın yanınızda olmasını en çok isteyeceğiniz dönemdir.

İlk evrede konum

Başlangıçta hareket eder ve ayakta durursanız kendinizi daha rahat hissedebilirsiniz. Kasılma başlayınca durun, elinizin altındaki herhangi bir desteğe - sandalyenin arkasına, yatağın ayak ucuna ya da eşinize - yaslanarak yavaşça öne eğilin. Sandalyenin arkasına yerleştirdiğiniz yastığa dayanarak, sandalyeye tersten oturmayı deneyin. Yatmak isterseniz, büyük bir olasılıkla sırtüstü yatmaktansa yan yatınca kendinizi daha rahat hissedeceksiniz.

Rahim boynundan gövdeye doğru uzanan kaslar vardır. Doğum eylemi sırasında bu kaslar kasılır

Geçiş dönemi
Doğum eyleminin en zor gelen dönemi birinci evrenin sonudur. Kasılmalar çok kuvvetlidir ve öylesine sık gelmeye başlamıştır ki artık iki kasılma arasında dinlenmeye zaman yoktur. Sanki bu sürecin sonsuz olduğu duygusuna kapılırsınız. Gözleriniz yaşla dolabilir, çok heyecanlı olabilirsiniz ya da sizi rahatlatmak isteyen eşinize bağıracak kadar sinirli olabilirsiniz. İki kasılma arasında kendinizden geçebilirsiniz ve zaman duygusunu bütünüyle yitirebilirsiniz. Bu evrede mide bulantısı ve kusma da sık görülür.

Sonunda bebeğin başının rektuma basınç yapması nedeniyle yoğun bir ıkınma duygusu hissedeceksiniz. Bunu hissettiğiniz anda ebe ya da doktorun rahim ağzını muayene etmesini sağlayın. Rahim ağzı tam olarak açılmadan, erken ıkınma rahim ağzında zedelenmeye ve şişmeye neden olabilir. Ikınma isteğinizi soluk soluğa kalmış gibi kesik kesik iki kez, ardından da bir kez uzun soluk alarak önleyebilirsiniz.

Bebeğin kalp seslerinin izlenmesi
Her kasılmada plasentaya kan akışı geçici olarak durur. Bazen uzun ya da güç doğumlarda bebek oksijensiz kalabilir, işte bu nedenle doğum sırasında bebeğin kalp sesleri izlenir. Bebeğin kalp seslerindeki değişiklik, oksijensiz kaldığını, dolayısıyla doğumun hızlandırılması gerektiğini gösteriyor olabilir.


Bazı bebekler doğum eylemi sırasında oksijensiz kalabilir, dolayısıyla bunu saptamak için bebeğin kalp sesleri izlenir.

Kasılmalar arasında bebeğin kalp sesleri çeşitli tipte dinleme aletleriyle ebe ya da doktor tarafından dinlenebilir ya da karnınıza bağlanan veya bebeğin başına tutturulan (suyunuz geldikten sonra) ve kayıt cihazına bağlı olan bir monitörle elektronik olarak kaydedilebilir. Bazı hastanelerde rutin olarak bütün doğum eylemi süresince elektronik fetal monitör (EFM) kaydı tutulmakta, bazılarında ise bebeğin gerçekten oksijensiz kalma riskiyle karşı karşıya olabileceği düşünülmediği sürece izleme belli aralıklarla yapılmaktadır. Elektronik izlemenin dezavantajı dolaşma ve kasılmalar sırasında rahat bir pozisyon seçme özgürlüğünüzü kısıtlamasıdır.

İKİNCİ EVRE

Rahim ağzı tam olarak açıldıktan sonra, doğumun en aktif ve en heyecanlı evresi başlar. Kasılmalar daha güçlü olduğu halde, artık ilk evredeki kadar kötü gelmez. Sona yaklaştığınızı bilirsiniz ve süreci hızlandırmak için kendiniz de çaba harcayabilirsiniz.

Kasılmanın başladığını hissettiğinizde bir iki derin soluk alın, çenenizi göğsünüze dayayın ve kasılmanın en yoğun olduğu noktada uzun ve güçlü bir biçimde ıkının. Bir kasılma boyunca birden çok kez ıkınabilirsiniz, ancak uzun ve tekdüze bir ıkınmanın kısa ve sert birkaç ıkınmadan daha etkili olduğunu unutmayın. Tam doğru zamanda ıkınmanızı sağlayacak karşı konulmaz bir ıkınma isteği hissedebilirsiniz. Ama bebeğinizin gelişi biraz farklı bir konumdaysa bu geçerli olmayabilir ve ebe söyleyince ıkınmanız gerekebilir.

İkinci evredeki duygular
Ikınma eylemi gerçekten ağır bir çalışma olsa da (bunu yaşayan kadınlar eylem adlandırmasını onaylayacaktır), ağrılı değildir. Bununla birlikte, bazı kadınlar tüm büyüklüğüyle bebeği vajinada hissettiklerinde, kendilerine zarar verme korkusuyla zorlayarak ıkınmaktan kaçınır. Böyle bir kaygıya gerek yok. Vajina duvarları kıvrımlı ve esnektir ve bebek ilerlerken kolayca açılır.

İkinci evrede konum
Yerçekimine karşı değil, yerçekimiyle birlikte çalışabilmek için, elden geldiğince dik bir konumda olmak daha iyidir. Kadınların çoğu bol miktarda yastıkla desteklenen yarı oturur, yarı çömelir konumu rahat bulurlar. Kasılma başlayınca dizlerinizi tutarak öne eğilip ıkınabilirsiniz. İki kasılma arasında arkanızdaki yastıklara yaslanarak dinlenebilirsiniz.

Çömelmek ıkınmak için iyi bir konumdur, ancak çömelmeye alışkın değilseniz, bunu yorucu bulabilirsiniz. Dizüstü ya da dört ayak üzerinde durma konumları daha kolay olabilir.

Doğum
Her kasılmayla bebeğin başı aşağıya doğru biraz daha ilerler ve sonunda pelvis tabanında bir kabarıklık olarak görülür. Bundan sonraki ıkınmada vajina ağzında bebeğin başı görülebilir, ancak kasılmanın sonunda baş yeniden geri kayabilir. Her seferinde başın giderek daha büyük bir bölümü görünecektir. Baş doğum kanalı çıkışını gerdiğinde birkaç saniye için yanma duygusu hissedeceksiniz. Bu durumda ebe size ıkınmamanızı söyleyecektir - baş çok hızlı ya da çok büyük bir güçle dışarı itilirse, deri yırtılabilir.

Dolayısıyla gevşeyin ve ikinci evrenin başında yaptığınız gibi kesik kesik soluk alıp verin. Ebe başın yavaşça dışarı çıkmasını sağlayabilmek için, bir sonraki kasılma zayıflayana kadar bebeğin çıkışını önlemeye çalışacaktır. Sonraki iki kasılmada bebeğin vücudu kolayca dışarı çıkacaktır.


Bazı bebekler doğum eylemi sırasında oksijensiz kalabilir, dolayısıyla bunu saptamak için bebeğin kalp sesleri izlenir.
 
Episyotomi

Doğum kanalının ağzını çevreleyen deri kolayca esnese de, bazen biraz yırtılabilir. Ebe ya da doktor ciddi bir yırtık riski olduğunu düşünürse, bir kesikle (episyotomi) bu açıklığı genişletecektir. Doğumdan sonra bu kesik (lokal anesteziyle) dikilir.

Ebe, varsa bebeğin hava yolundaki sıvıyı temizler ve normal soluk alıp almadığını kontrol eder. Göbek kordonu klemplenip kesilirken kısa bir süre bebeği kucağınızda tutmanı-za izin verilebilir. Bebeğinizi anne sütüyle besleyecekseniz, bırakın hemen emsin.

Episyotomi vajina ağzını genişletmek için deride yapılan bir kesiktir.

ÜÇÜNCÜ EVRE

Doğum eylemi plasentanın atılmasıyla sona erer. Bebeğiniz doğar doğmaz kalçanıza yapılan ve rahmin hızla kasılmasını sağlayan bir iğneyle plasentanın çok kısa sürede atılması sağlanır. Bu yapıldığında, plasentanın kendiliğinden atılmasını beklemeye göre daha az kan kaybedersiniz. Plasentanın ayrılmasını hızlandırmak için ebe yavaşça kordonu çekebilir.

Apgar skoru
Bebek doğar doğmaz ve beş dakika sonra ebe solunumunu, deri rengini, kalp hızını, hareketlerini ve uyarıya verdiği yanıtı değerlendirerek, bebeğe 0 ile 10 arasında bir puan (Apgar skoru) verir. Bebeklerin çoğunda Apgar skoru 7 ile 10 arasındadır.

DOĞUM EYLEMİNDE AĞRININ GİDERİLMESİ

Bazı doğumlar kolay, bazıları ise zordur, ama ağrısız doğum olmaz. Gevşeyip, yavaş ve düzenli soluk alıp verirseniz, ağrıyla daha kolay baş edebilirsiniz. Kasılmanın en güçlü olduğu noktada ağızdan kesik kesik ve normalden hızlı soluk alıp vermek yararlı olabilir.

Doğumunuzun nasıl bir seyir izleyeceğini önceden tahmin etmek mümkün değildir, dolayısıyla ilaç kullanmadan "doğal" bir doğum yapmak istiyor olsanız bile, ağrıyı hafişetici ne gibi olanaklar bulunduğunu önceden bilmelisiniz. Size yalnızca kendiniz ve bebeğiniz için bütünüyle güvenli ilaçlar önerileceğinden emin olabilirsiniz.

Gaz ve oksijen
Yüze tutulan bir maskeyle solunan bu gaz azot protoksit ("gülme gazı") ve oksijen karışımından oluşur. Ağ-rının şiddetini azaltır, ama tümüyle ortadan kalkmasını sağlamaz.

Yaklaşık yarım dakikada etkili olur, bu nedenle gazı kasılma başlar başlamaz solumanız gerekir. Hafifçe başınızı döndürebilir, uyku verebilir ya da mide bulantısına neden olabilir, ancak bu durumda gazı hemen kesebilirsiniz. Size ve bebeğe herhangi bir zararı yoktur.

Petidin
Bu enjeksiyonla kalçanıza ya da uyluğunuza yapılan bir ilaçtır. Doğum eyleminin başlarında yaygın olarak kullanılır. Petidin insanlar üzerinde farklı etki yapmaktadır. Kadınların çoğunda gevşeme sağlar ve biraz uyku verir ve ağrıyı azaltır, oysa bazılarında mide bulantısına, sarhoşluk hissine ve kontrol kaybına neden olabilir. Petidin bebeğin doğumuna yakın verilirse, solunumunu yavaşlatabilir ve uykulu olmasına neden olabilir.

Meptazinol
Türkiye'de preparatı bulunmayan bu ilaç petidine benzer, ama bebeği daha az etkilediği için doğumun bütün evrelerinde kullanılabilir. İlacın kolunuzdan verilmesini sağlayan bir sistemle dozu kendiniz kontrol edebilirsiniz. Petidin gibi, bu ilaç da mide bulantısına neden olabilir.


Epidural anestezi doğumda ağrıyı denetim altında tutmada çok etkili bir yöntemdir.

Epidural
Özel bir lokal anestezi tipi olan epidural anestezi, doğumda ağrıyı denetim altına almada çok etkili bir yöntemdir. Ancak bu tür anestezi eğitimi görmüş bir anestezi, uzmanı tarafından uygulanması gerektiği için, her hastanede uygulanmıyor. Bu konuyla ilgileniyorsanız, doğum yaklaşmadan önce doktorunuza ya da ebenize epidural anestezi olanağını nerede bulabileceğinizi sorun.

Epidurali uygulamak yaklaşık 20 dakika alır, etkili olması için de 15-20 dakika gerekir. Zamanlaması iyi yapılarak doğum eyleminin ilk evresinde mümkün olan en fazla ağrı giderici etkiye ulaşılması, ancak ıkınma yetinizi azaltmaması için ikinci evrede ilacın etkisinin geçmiş olması sağlanmalıdır.

Bacaklarınızı karnınıza doğru kıvırarak yan yatmanız istenir, böylece sırtınızın bombeleşmesi sağlanır. Daha sonra ince bir tüp aracılığıyla anestetik madde omuriliğinizi çevreleyen boşluğa verilir. Tüp yerinde bırakılarak, gerektiğinde yeniden anestezik madde verilebilir.

Epiduralin bazı sakıncaları vardır. Doğum eylemi sırasında ya da doğumdan sonra birkaç saat boyunca yataktan kalkamazsınız. Kolunuza damardan sıvı verilmesi ve karnınıza bağlanan bir kemerle kasılmaların monitörde izlenmesi gerekir. Bu da hareketlerinizi kısıtlar ve rahat bir konum almanızı güçleştirir. Günümüzde doğum eylemi sırasında odada hareket etmeye olanak veren epidural yöntemleri geliştirildi, ancak bunlar henüz çok az sayıda merkezde uygulanabiliyor. Bazı kadınlarda daha sonra birkaç saat süren baş ağrısı olabiliyor ve bacaklarınızda birkaç saat boyunca ağırlık hissedebiliyorsunuz.

Son olarak da, ikinci evrede etkisi geçmemişse, içinizden kendiliğinden ıkınma isteği gelmeyebilir. Ne zaman ıkınacağınızı size ebe ya da doktor söyler ve bebeğin doğumu biraz uzayabilir.

TENS (deriden elektriksel sinir uyarısı)
Bu ağrı denetimi yöntemi yalnızca bazı hastanelerde uygulanıyor. Küçük elektrik akımı uyarılarıyla vücudun kendi ağrı kesicilerinin (endorfinler) üretimini uyarma yoluyla etkili olduğu söyleniyor. Sırtınıza bantla dört elektrot tutturuluyor ve bunlara kabloyla bağlı bir düğmeyle elektrik akımının gücünü kendiniz elle denetim altında tutabiliyorsunuz.

TENS son derece güvenli bir yaklaşım ve bu yöntemde herhangi bir ilaç kullanılmıyor. Bazı kadınlar özellikle doğumun başlarında TENS ile ağrılarının azaldığını belirtiyor, ancak bazıları yöntemin hiç etkili olmadığını düşünüyor. TENS ile ilgilenirseniz, bunu gebelik sırasında deneyerek, uygulamayı doğumdan önce öğrenmelisiniz.

ÖZEL İŞLEMLER

B Grubu Streptokoklar
Bazı kadınlar yeni doğan bebeklerde ciddi bir enfeksiyona neden olan B grubu Streptokok adlı bakteri taşıyıcısıdır. Sizin de taşıyıcı olduğunuz biliniyorsa, doğum eylemi sırasında size bir antibiyotik verilecektir. Taşıyıcı olup olmadığınız bilinmiyorsa, erken doğum, su kesesinin kasılmalar başlamadan önce patlaması ya da doğum eylemi sırasında ateşlenmeniz halinde, bunlar bebek için riskli olduğundan size antibiyotik verilebilir.

Doğumun hızlandırılması
 
Doğum eylemi çok yavaş ilerliyorsa, doktorunuz sizin için ve bebeğiniz için doğumu hızlandırmanın daha iyi olacağını düşünebilir. Çoğu zaman henüz patlamadıysa su kesesini patlatmak doğumu hızlandırmak için yeterlidir. Bu kolay ve ağrı vermeyen bir işlemdir ve vajinal muayene sırasında su kesesi zarını delmek yeterlidir.

Bu yeterli olmazsa size vajinal fitil olarak rahim boynunu yumuşatan bir hormon ya da damardan bir başka hormon verilebilir (aşağıya bakınız).

Epidural anestezi doğumda ağrıyı denetim altında tutmada çok etkili bir yöntemdir.

Doğumun başlatılması
Gebeliğin devam etmesi annenin ya da bebeğin sağlığı açısından bir risk oluşturuyorsa, bazen doğum eyleminin yapay olarak başlatılması gerekebilir. Örneğin kan basıncınız yüksekse ya da bebeğin günü geçmişse ve testler plasentanın artık bebeği yeterince besleyemeyeceğini gösteriyorsa doğumun başlatılması gerekebilir.

Gebeliğin 40. haftasından sonra plasenta etkisizleşmeye başlar ve bebeğe sağlanan oksijen miktarı giderek azalır. Gebeliğin gereğinden uzun süre devam etmesine izin verilirse, bebeğe gelen oksijen yalnızca onun hayatta kalmasına yetecektir. Bu gibi günü geçmiş bebeklerde rahim kasıldıkça bebeği besleyen kan miktarı tehlikeli ölçüde azalabileceği için, doğum eylemi özellikle risklidir.

Doğumun başlatılması her zaman daha önceden planlanır, böylece doktorunuzla ya da ebenizle buna neden gerek duyulduğunu tartışma fırsatı bulabilirsiniz. Doğum eylemi vajinaya rahim boynunu yumuşatan bir fitil yerleştirilerek başlatılabilir. Bazen bu, kasılmaları başlatmak için yeterli değildir. Bu durumda kolunuzdaki bir toplardamara bağlanan sıvıyla rahmin kasılmasını sağlayan bir başka hormon verilir.
 
Doğumun başlatılması gerektiğini bilseniz bile, özellikle bu sizin ilk gebeliğinizse kendinizi aldatılmış gibi hissedebilirsiniz.
Dokuz aylık gebelikten sonra önceden belirlenmiş bir tarihte ve önceden belirlenmiş bir saatte hastaneye gitmek size ters gelebilir. Ancak doğum eylemi başlayınca, süreç kendiliğinden başlayan doğum gibi ilerleyecektir.

Müdahaleli doğum


Bazen bebeğin gelişi uygunsuzdur, yeterli oksijen alamaz, annenin kasılmaları çok zayıftır ya da annenin artık ıkınmaya devam edecek gücü kalmamıştır.

Bu durumda bebeğin doğumuna yardım etmek için forseps ya da vakum kullanılacak ve epidural uygulanmadıysa anneye bir lokal anestezik verilecektir.

Forseps yalnızca serviks tam olarak açıldıktan sonra kullanılır ve bebeğin başının tam olarak kavranıp yavaşça aşağı doğru çekilmesine olanak verir. Forsepsle doğumda hemen her zaman episyotomi yapılması gerekir. Vakumla doğumda bir vakum pompasına bağlı küçük bir emici başlık bebeğin başına tutturulur. Gerek forseps, gerekse vakum başlığı bebeğin başında morartılara neden olur, ancak bunlar zararsızdır ve birkaç günde geçer.

Forsepsle doğum.



Vakumla doğum.

Sezaryenle doğum
 
Sezaryenle doğan bebek, pubis kıllarının başlama çizgisinin hemen üzerinde karında ve rahim duvarında açılan yatay bir kesikten (bikini kesiği) dünyaya getirilir. Bebeğin doğması yaklaşık 5 dakika, kesiğin dikilmesi ise 20 dakika kadar sürer. Üç ile altı ayda bu iz neredeyse bütünüyle kaybolur.

Örneğin leğen kemiklerinizin vajinal doğumu çok zor kılacak ölçüde dar olması gibi bir nedenle, sezaryenle doğum yapacağınızı önceden bilmeniz mümkündür ("elektif sezaryen). Ancak bazen doğum eylemi sırasında bebeği tehlikeye sokan ve sezaryen gerektiren acil bir durum ortaya çıkabilir.

Özellikle önceden planlandıysa, bu ameliyatın epidural anesteziyle yapılması mümkündür. Bu durumda hiçbir şey hissetmemekle birlikte ameliyat süresince uyanık kalırsınız ve bebeğinizi hemen kucağınıza alabilirsiniz. Yapılan işlemleri görmemeniz için araya bir perde gerilir.

Bununla birlikte acil durumlarda yalnızca genel anestezi uygulamak için zaman olabilir.

Doğumdan kısa bir süre sonra yürüyebilirsiniz. Yaranız birkaç gün ağrı yapar ve hastanede biraz daha uzun kalmanız gerekebilir. Yaklaşık iki gün sonra fizik tedavi uzmanı size karın kaslarınızı güçlendirici egzersizler gösterir. Birkaç gün içinde kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz, yine de en az altı hafta boyunca karnınızı zorlamamanız gerekir.

Sezaryenle doğum.

İkiz doğum
İkiz bebekleriniz varsa, hemen her durumda doktor hastanede doğurmanızı isteyecektir. İkiz bebekler genellikle erken doğar, ufak olabilir ve özel bakım gerektirebilir. Çoğu zaman ikizlerden biri makat gelişindedir ve doğuma müdahale edilmesi gerekebilir. Bebeklerin kalp sesleri monitörden dikkatle izlenecektir. Genellikle ikinci ikiz birinciden 10-30 dakika sonra doğar. Bazen birinci doğumdan sonra kasılmalar kesilir ve kasılmaları yeniden başlatmak için damara bağlanan sıvıyla bir hormon verilmesi gerekir.

 
Makat gelişi
Her yüz bebekten dördünün doğumunda önce makat ya da ayaklar gelir. Makat gelişiyle doğum genellikle daha uzun ve daha zordur ve hastanelerin çoğunda bu bebekleri sezaryenle doğurmanın daha güvenli olduğu düşünülmektedir. Makat gelişindeki bazı bebekler normal doğar, ancak genellikle episyotomi yapılması ve çoğu zaman da forseps kullanılması gerekir.

Doğumda önce makat ya da ayakların gelmesine makat gelişi doğum adı verilir.

ÖZEL BAKIM GEREKTİREN BEBEKLER

Çoğu zaman erken doğum ya da düşük doğum ağırlığı nedeniyle bazı bebeklere doğumdan sonra özel bakım uygulanması gerekir.
Bu bebeklerde solunum, beslenme ve vücut sıcaklığını koruma sorunlarıyla karşılaşılır ve bebeklerin birkaç gün boyunca küvezde tutulması gerekebilir. Özel bakımla 28. haftada doğan bebekler bile hayatta kalabilir.

Henüz tanıma fırsatı bulamadan bebeğinizden ayrılmak size zor gelecektir, ancak onunla istediğiniz kadar zaman geçirebilirsiniz ve günlük bakımına katılabilirsiniz. Küvezden çıkarılamayacak kadar küçük olsa bile, onunla konuşabilir ve küvezin yanlarındaki giriş deliklerinden yavaşça sırtını okşayabilirsiniz.

Bebeğiniz emebiliyorsa, onu normal şekilde emzirebilirsiniz. Aksi durumda burnundan ya da ağzından midesine indirilen bir tüple beslenecektir.
Bebeğinize en çok sizin kendi sütünüz yarar, dolayısıyla sütünüzü sağarak bebeğinizi onunla besleyebilirsiniz.

Sarılık
Erken doğanlar başta gelmek üzere bazı bebeklerde doğumdan kısa süre sonra sarılık gelişerek, derinin ve göz akının hafifçe sararmasına neden olur.

Bunun nedeni bebeğin karaciğerinin henüz yeterince olgunlaşmaması ve gerektiği gibi çalışamamasıdır. Genellikle sarılık tedavi edilmeksizin birkaç gün içinde yok olur, ancak bazı bebeklere özel ışık tedavisi uygulanması gerekir. Bu tedavi genellikle bebek henüz hastaneden çıkmadan uygulanabilir.

Sarılıklı bebeklerin çoğu uykuludur ve beslenmeden önce uyandırılmaları gerekir.

BEBEĞİNİ KAYBETMEK
Gebelikte ve doğumda yeterli sağlık bakımı alan annelerin bebeklerinde ölü doğum oranı çok düşüktür, ancak çok seyrek de olsa bu mümkündür. Çoğu zaman bu ölü doğumlara neyin yol açtığı belirlenemez, bu da ölü doğumları daha dayanılmaz kılar. Genellikle bebeği görmek ve kucağına alabilmek, adını koymak, hatta bir fotoğrafını edinmek aileyi biraz rahatlatır. Bunlar, bebeği çok az görmüş olsalar bile ailenin onu gerçek bir kişi gibi algılamasını ve yasını tutmasını kolaylaştırır. Çoğu zaman anne ve babayı anlayacak birisiyle bu konuda konuşmak yararlıdır.

ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Doğum eylemi birkaç şekilde başlayabilir: düzenli kasılmalarla, nişan gelmesiyle, suyun gelmesiyle
  • Doğum eylemi üç evreye ayrılabilir: birinci evrede kasılmalarla rahim ağzı 10 cm açılır; ikinci evrede bebek doğar; üçüncü evrede ise plasenta atılır.
  • Ağrının giderilmesinde gaz ve oksijenden ilaçlara, epiduralden elektriksel bir yönteme kadar değişen çeşitli yaklaşımlar vardır.
  • Sorunlu olabilecek durumlarda özel yaklaşımlar benimsenir; doğumun hızlandırılması, doğumun başlatılması, doğuma müdahale edilmesi, sezaryen ya da makat doğumu

  

Bu yazı 6895 kere okundu.

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Çıktı Al Yukarı
Ne tür rahatsızlıklarınız var?
Bu anketin sonuçları anket tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.

ana sayfam yap | sık kullanılanlara ekle | iletişim | kullanım şartları | site haritası
Bu sitede yer alan bilgi, belge ve resimler yazılı, görsel veya daha başka bir yöntemle çoğaltılamaz, tamamen ya da alıntı yapılarak kullanılamaz.