Arama  |  Anket Sonuçları  |  Site Haritası  |

13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Doktora başvurmak
17.01.2008 11:01:20
Migrenle kendi kendinize baş edebileceğiniz kanısındaysanız, doktora gitmenize gerek olmadığı açık.
DOKTORA NE ZAMAN BAŞVURULMALIDIR?
Migrenle kendi kendinize baş edebileceğiniz kanısındaysanız, doktora gitmenize gerek olmadığı açık. Ama eczaneden aldığınız ilaçların yeterince etkili olmadığını düşünüyorsanız ya da baş ağrınızın nedeni veya niteliği konusunda kuşkularınız varsa ya da baş ağrılarınızın özelliklerinde değişme varsa, tanıdan emin olmak için doktora başvurmanızda yarar vardır.

Ciddi nedenlere bağlı baş ağrısı çok seyrektir, ancak zaman zaman baş ağrıları altta yatan tıbbi bir sorunun belirtisi olabilir. Doktorunuzun gereksiz yere zamanını aldığınızı düşünmeyin. Önemli bir sorun olmadığını öğrenmek, bir şeylerin kötü gittiği endişesiyle yaşamaktan çok daha iyidir.

Doktor size migrende kullanılan özgül bazı ilaçlar yazabilir. Daha önce doktora gidişiniz pek işe yaramasa da, yeniden gitmekte yarar vardır çünkü size en uygununu bulmak için birden çok tedavi tipini denemeniz gerekebilir. Kaldı ki, sürekli yeni tedaviler geliştirilmektedir.
 
DOKTORA HANGİ BİLGİLERİ VERMELİSİNİZ?
Tetikleyici ve atak güncelerinizi ve doldurduğunuz MIDAS anketini yanınıza alın. Kullandığınız tedavileri, bunları nasıl uyguladığınızı ve nasıl bir etki elde ettiğinizi gösteren bir liste hazırlayın. Baş ağrılarınızın ilk kez nasıl başladığını ve yıllar içinde ne gibi değişiklikler olduğunu not edin. Bu bilgiler doktorunuzun sorunu daha hızlı değerlendirmesini sağlayacak ve kişisel gereksinimlerinize uygun tedavileri belirlemesini kolaylaştıracaktır.

Migreni gösteren herhangi bir test bulunmadığı için, doktor ilk önereceği tedavinin en etkili yaklaşım olup olmayacağını bilemez; dolayısıyla doktora birkaç kez gitmeye hazır olun. Migrenin tamamen geçmesini sağlayan bir tedavi yoktur, ancak etkili tedavilerle atakları denetim altına alabilirsiniz.
 
UZMANA BAŞVURU
Ataklarınız alışılmış migren ya da diğer birincil baş ağrısı kalıplarına uymuyorsa, büyük bir olasılıkla doktorunuz sizi bir sinir hastalıkları uzmanına (nörolog) sevk edecektir. Öte yandan, migrenlilerin durumlarını anlamalarını ve yalnızca belirtileri değil, nedenleri de gidermeye çalışmalarını sağlamak amacıyla kurulmuş özel migren klinikleri ya da ağrı merkezleri de bulunmaktadır. Bunlara başvurmak için ağrılarınızın şiddetli ya da sık olması gerekmez.
 
DOKTORUN YAZABİLECEĞİ İLAÇLAR
Doktor size iki tip ilaç yazabilir: atağı tedavi etmekte kullanılan ilaçlar (semptomatik tedavi) ve atağı önleyen ilaçlar (önleyici ya da profilaktik tedavi). Eğer doktorunuz eczaneden sizin satın alabileceğiniz bildik ilaçları yazarsa, şaşırmayın. Belki de bu ilaçları uygun zamanda ya da uygun dozda kullanmıyor olabilirsiniz ve basit değişiklikler aynı ilaçları daha etkili kılabilir.

ATAK TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLAR
 
Atak tedavisi
Mevcut birçok tedavi vardır ve doktor size en yararlı olabilecek tedaviyi önerebilir. Tedavi uyguladığınız sırada atağın şiddetine bağlı olarak farklı birkaç ilaç kullanma seçeneğinizin bulunmasında yarar olabilir. Örneğin şiddetli bir atağın ortasında uyanırsanız, en iyisi triptanlar gibi özgül bir migren ilacı almak olabilir (doktorunuzun bu tip bir ilaç yazıp yazmadığını aşağıya bakarak kontrol edin). Ancak, gündüz saatlerinde bir atağın gelmekte olduğunu hissederseniz, başlangıçta aspirin, parasetamol ya da ibuprofen içeren basit ağrı kesiciler yeterli olabilir; ama bir saat içinde bunlar etkili olmazsa, genellikle daha fazla gecikmeden özgül tedaviler uygulamak gerekir. Farklı ilaçların birlikte alınması konusunda doktorunuza danışmalısınız.

Basit ağrı kesiciler etkili olmazsa, doktorunuz size domperidon ya da metoklopramid gibi bulantıya karşı bir ilaç yazarak, alışılmış ağrı kesicilerin kan dolaşımı nıza daha kolay geçmesini sağlayabilir. Bu ilaçların parasetamol ya da aspirinle birlikte tek tablet olarak alınabileceği formülasyonları henüz Türkiye’de yoktur.

Atak sırasında özellikle boyun ve omuz kaslarında hassasiyet olan kişiler steroid olmayan antienflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) adı verilen ilaçlardan yarar görebilir. Aralarında diklofenak, naproksen ve tolfenamik asit gibi ilaçların bulunduğu bu gruptaki bazı ilaçlar fitil olarak da kullanılabilir ve kusma nedeniyle hap alamıyorsanız bu yararlı bir seçenek olabilir.

Özel olarak migren tedavisinde etkili olan ve ağrı kesici etkisi göstermeyen bir başka ilaç grubu da var. Bunların migrendeki baş ağrısını genişleyen kan damarlarını daraltarak ve beyinde oluşan kimyasal değişiklikleri tersine çevirerek azalttıkları düşünülüyor. Bunlardan biri olan ergotamin 70 yıldır kullanılıyor. Triptanlar adı verilen yeni bir ilaç grubuna giren diğerleri 1990’ların başlarında kullanıma sunuldu. Gerek ergotamin, gerekse triptanlar migrende çok etkili olabilir, ama genellikle her atakta kullanılması gerekmez. Şiddetli atakları denetim altına almak için ergotamin ya da triptan kullanmanız gerekiyorsa, bunları mümkün olduğunca erken, diğer ilaçların yanıt vermemesinden yalnızca bir saat sonra almalısınız. Gebelikte ve emzirme sırasında bu ilaçların kullanılması önerilmiyor.

Günümüzde ergotamin genellikle basit ağrı kesicilerin ya da triptanların etkili olmaması durumunda yazılıyor. Türkiye’de bu ilaçların yalnızca tablet ve draje formu var, oysa başka ülkelerde ağızda eriyen tabletler ve fitiller de kullanılabiliyor. Özellikle yüksek dozlarda ergotamin bulantı ve kusmayı artırabilir. Bu durum ergotaminle birlikte bulantıya karşı bir ilaç da alarak giderilebilir. Başlıca yan etkileri sersemlik hali ve kas kramplarıdır. Bu belirtilerden biriyle karşılaşırsanız daha düşük bir doz, örneğin yarım tablet ya da yarım fitil kullanmayı deneyin. Fitillerin yarısını elde etmek için sıcak bir bıçakla uzunlamasına ikiye bölün.

Ergotaminden elde edilecek yararı en üst düzeye çıkarmak için ilacı migren baş ağrısı başlar başlamaz alın ve fitil olarak kullanıldığında ilaç daha iyi emildiği için, bu formunu kullanın. Ergotizm (el ve ayak parmaklarında kangrene, ishal ve kusmaya yol açan bir durum) ya da ergotamine bağlı baş ağrısı riski bulunduğu için, önerilen dozun üzerine çıkmayın. Bu ilaçlar, denetim altına alınmamış hipertansiyonu ya da anjina veya kalp krizi gibi iskemik kalp hastalıklarını ağırlaştırabileceği için, ergotamin bu gibi sorunları olan kişiler tarafından ya da beta bloker ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır.

Dihidroergotaminin ergotamin kadar etkili ve bu ilaçla migren belirtilerinin yineleme olasılığının daha düşük olduğu (böylece atakların daha kısa sürdüğü) bildiriliyor. Ergotamine başlıca üstünlüğü benzer nitelikteki istenmeyen etkilerinin daha seyrek görülmesidir. Ergotamin gibi, bu ilacın da iskemik kalp hastalığı veya hipertansiyonu olan ya da migren, hipertansiyon, anjina veya anksiyete nedeniyle beta bloker kullanan kişiler tarafından alınmaması gerekiyor.

Bazı ilaçların fitilleri de vardır ve bunlar özellikle kusma nedeniyle hap alamayan kişilerde yararlıdır. İlacın yan etkilerini hissederseniz dozu yarıya indirin.
 
Triptanlar
Yedi triptan var: Türkiye’de bunlardan dördü kullanıma sunuldu; ele- triptan, naratriptan, sumatriptan ve zolmitriptan. Türkiye’de bulunmayan diğer triptanlar almotriptan, rizatriptan ve frovatriptandır. Bu ilaçlar beyninizin serotonine yanıt veren özgül bölgeleri üzerinde etki yapar. Migreni tedavi yollarından birinin, vücuttaki bütün kan damarlarını daraltan ergotaminden farklı olarak, yalnızca atak sırasında genişleyen kan damarlarını daraltmak olduğu sanılıyor.

Çalışmalar triptanların migren baş ağrısının her evresinde etkili olduğunu düşündürse de, baş ağrısı başlar başlamaz alınırlarsa daha etkili olabilirler. Bilindiği kadarıyla triptanları aura başlangıcında almanın yararı yoktur; en iyisi baş ağrısının gelişmesini beklemektir.

Başlıca yan etkiler arasında bulantı, sersemlik hali, halsizlik ve vücudun herhangi bir bölgesinde ağırlık hissi olabilir. Bu belirtiler genellikle kısa sürelidir. Göğüste daralma ve ağırlık hissi de gelişebilir ve ilacın kalp üzerindeki etkilerinden korkmanıza neden olabilir. Bu “göğüs” belirtilerinin nedenini belirlemek amacıyla yoğun araştırmalar yapılmıştır ve vakaların çoğunda sağlıklı kişilerde bu belirtilerin kalpten kaynaklandığını düşündüren herhangi bir kanıta rastlanmamıştır. Bununla birlikte, şu gibi durumlarda “göğüsteki” belirtiler üzerinde durmak gerekir:
 
•   basınç hissi yerine, göğsünüzde ve kolunuzda ağrı hissederseniz
 
•   bu belirtiler 60 dakikadan uzun sürerse
 
•   ilk birkaç atakta herhangi bir yakınmanız yokken, daha sonra bu belirtiler ortaya çıktıysa
 
Baş ağrısının yinelemesi daha büyük bir sorundur; migren atağı etkili bir biçimde tedavi edildikten sonra, aynı gün ya da ertesi sabah belirtiler yeniden başlar. Bu durumda genellikle bir doz daha triptan almak yeterlidir, ancak bazen, özellikle de âdet kanamaları sırasında gelişen migren baş ağrısında atak birkaç gün boyunca yineleyebilir. Bu koşullarda birkaç gün boyunca triptan almak uygun olmayabilir ve bu gibi durumlarda diğer atak tedavilerini kullanmak daha iyi olabilir.

Başka sağlık sorunu olmayan migrenlilerde triptanların güvenli ve çok etkili ilaçlar olmalarına karşın, bazı kişilerin bunları kullanmaması gerekir. İskemik kalp hastalığı ya da denetim altına alınmamış hipertansiyon (kan basıncı yükselmesi) bulunan kişiler bunlar arasındadır. Kalp hastalığı riskiniz yüksekse (örneğin yakın akrabalarınızdan biri genç yaşta inme ya da kalp krizi geçirdiyse), sigara içiyorsanız ya da şeker hastalığınız varsa, triptan tedavisinden önce dikkatli bir doktor kontrolünden geçmeniz gerekir.

Sumatriptan ilk geliştirilen triptandır ve tablet, kişinin kendi kendine yapabileceği iğne ve burun spreyi biçiminde kullanıma sunulmuştur. İkinci doz sadece migreniniz birinci doza yanıt vermiş, ancak belirtiler yeniden başlamışsa kullanılmalıdır. Sumatriptan ergotamin içeren ilaçlarla, diğer triptanlarla ve bazı depresyon ilaçlarıyla birlikte kullanılmamalıdır. Sulfonamid içeren antibiyotiklere duyarlıysanız, sumatriptanı da kullanmamalısınız.

Naratriptan yalnızca tablet formunda kullanıma sunulmuştur. Sumatriptandan daha yavaş etkilidir ama yan etkileri daha azdır. Yine sulfonamid içeren antibiyotiklere duyarlıysanız ya da önleyici tedavi olarak metiserjid kullanıyorsanız naratriptan kullanmamalısınız. Naratriptan ergotamin içeren ilaçlarla ve diğer triptanlarla birlikte alınmamalıdır.

Zolmitriptan Türkiye’de standart tablet formunda kullanıma sunulmuştur, oysa İngiltere’de susuz da alınabilen ağızda eriyen portakal tadında tabletleri de vardır. Zolmitriptanın diğer triptanlara üstünlüğü, birinci dozun etkili olmaması durumunda ikinci bir dozun alınabilmesidir. Zolmitriptan ergotamin içeren ilaçlarla ve diğer triptanlarla birlikte kullanılmamalıdır. Migreni önleyici olarak ya da depresyon nedeniyle monamino oksidaz (MAO) inhibitörleri kullanıyorsanız, zolmitriptan dozunu azaltmanız gerekir. İlaç Wolf- Parkinson -White sendromu gibi bazı ritim kusurlarında kullanılmamalıdır.

Elitriptan tablet formunda kullanıma sunulmuştur. Klinik çalışmalar benzer yan etkileri olmakla birlikte, sumatriptandan daha çabuk etki gösterdiğini ve daha etkili olabileceğini düşündürmektedir. Elitriptan ergotamin içeren ilaçlarla ve diğer triptanlarla birlikte kullanılmamalıdır. Elitriptanla antidepresanlar, lityum, meperidin ve amfetaminler arasında etkileşim vardır ve eğer bu ilaçlardan birini kullanıyorsanız doktorunuza danışmanız gerekir.

Birbirinden farklı çok sayıda atak tedavisi (semptomatik tedavi) seçeneği vardır ve her birinin uygulanma yöntemi de farklıdır. Sizin için bunlardan biri diğerlerinden daha uygun olabilir.
 
Henüz Türkiye’de kullanıma sunulmamış olan almotriptan da tablet formundadır. Migren baş ağrısını tedavi edici etkisi sumatriptandan farklı değildir, ama çalışmalarda almotriptan verilen kişilerde görülen yan etkilerin ilaç içermeyen tablet (plasebo) verilen kişilerden farklı olmadığı bildirilmiştir. Almotriptan ergotamin içeren ilaçlarla ve diğer triptanlarla birlikte kullanılmamalıdır. Bazen küme tipi baş ağrısında, daha yaygın olarak da iki kutuplu hastalık adı verilen ruhsal bozuklukta kullanılan lityumla da etkileşime girebilmektedir. İlaç sulfonamid içeren antibiyotiklere duyarlı kişilerde kullanılmamalıdır.

Henüz Türkiye’de kullanıma sunulmamış bir diğer triptan da rizatriptandır. Bu ilacın da hem yutulan, hem de ağızda eriyen nane tadında tabletleri vardır. Ağızda eriyen tablet susuz kullanılabilir. İkinci doz, yalnızca birinci dozun etkili olmasına karşın belirtilerin yeniden başlaması durumunda kullanılmalıdır. Beta blokerlerden propranolol kullanıyorsanız, dozu azaltmanız gerekir. Rizatriptan ergotamin içeren ilaçlarla, diğer triptanlarla ve bazı depresyon ilaçlarıyla birlikte alınmamalıdır.

Türkiyede bulunmayan üçüncü triptan olan frovatriptan tedavisinde, diğer triptanlardan daha az yineleme görüldüğü ve yan etkilerin daha az olduğu bildiriliyor.
 
ATAĞI ÖNLEYİCİ İLAÇLAR
 
Yaygın kullanılan önleyici tedaviler
Migren baş ağrılarınız atak tedavisiyle (semptomatik ilaçlarla) yeterince denetim altına alınamıyorsa, her gün önleyici ya da profilaktik ilaç kullanmanız gerekli olabilir. Önleme yaklaşımında amaç sık ya da kısıtlayıcı atak döngüsünü kırmaktır. Bununla birlikte, yüzde yüz etkili bir önleyici ilaç yoktur; bu ilaçların çoğu atak sıklığını azaltır ve/veya atakların daha kısa sürmesini ve daha hafif seyretmesini sağlar, ama ilaca rağmen gelişen ataklarda yine semptomatik ilaç almanız gerekir.

Uzun süreli önleyici tedavi uygulanması gereken kişi sayısı azdır ve çoğunlukla üç ile altı ay süren bir uygulama yeterlidir. Doktorların çoğu olası yan etkileri en aza indirmek için düşük dozla başlanmasını tercih eder. Ancak düşük dozlar herkeste etkili değildir. Dolayısıyla, doktorunuzun belirlediği yeterli doz ve sürede uygulamadıkça, önleyici tedavinin etkisiz olduğu sonucuna varmamalısınız. Bu da kabul edilemez yan etkiler olmaksızın uygulanabilen en yüksek dozla, en az iki haftalık bir tedavi anlamına gelir. Önleyici tedavi olarak genellikle tek bir ilaç verilmesine karşın, bazen iki ilaç alınması gerekebilir; propranolol ve amitriptilin, daha etkili olmaları için birlikte uygulanabilen ilaçlara örnektir.

İlaçları her gün, gerektiği gibi kullanmak çok önemlidir. Günde üç kez almanız gereken bir ilaç verilmişse ve siz sürekli olarak almayı unutuyorsanız, doktorunuzla görüşerek bunun yerine günde yalnızca bir ya da iki kez alabileceğiniz benzer bir ilaç olup olmadığını öğrenin. Kanınızdaki ilaç düzeylerinin aşağı yukarı aynı kalması için, ilaçları her gün mümkün olduğunca aynı saatte aldığınızdan emin olun. Tedaviyi gerektiği gibi uygulamazken, ilacın etkisiz olduğunu ileri süren kişilerin sayısı şaşırtıcı ölçüde yüksektir! Bir başka olasılık da yanlış tanıdır; önleyici tedavinin etkili olmamasının yaygın bir nedeni, ataklar sırasında gereğinden çok semptomatik ilaç kullanılması sonucunda ortaya çıkan aşırı ilaç kullanımı baş ağrısıdır.

Önleyici ilaçları keserken, dozu birkaç hafta içinde yavaş yavaş azaltmakta yarar vardır. Böylece atakların yeniden başlayacağı korkusu en aza inecektir.

Stres önemli bir tetikleyici etmense ya da kan basıncınız yüksekse, beta blokerler (örneğin metoprolol, nadolol, propranolol ve timolol) yararlıdır, ancak ergotaminle birlikte kullanılmamalıdır. Yan etkiler arasında egzersize dayanıklılıkta azalma, kilo alma, halsizlik, uyku sorunları ve ellerin ve ayakların üşümesi bulunmaktadır. Şeker hastalığı ya da astımınız varsa beta bloker kullanmamalısınız.

Uyku sorununuz varsa ya da sabah migren atağıyla uyanıyorsanız, antidepresanlar (örneğin amitriptilin) özellikle yararlıdır. Tedaviye genellikle gece alacağınız düşük bir dozla başlanır. Yan etkiler arasında ağız kuruluğu, bulanık görme, kabızlık ve uyku hali olabilir. Bunlar özellikle tedavinin ilk iki haftasında belirgindir ve ilaç etkili olmaya başladıkça giderek yok olur. Dolayısıyla, sabırlı olmak ve yan etkiler ve yararlar konusunda karara varmadan önce tedaviyi en az üç hafta boyunca sürdürmek gerekir. Kalp sorunu, sara ya da göz tansiyonu ( Glokom ) olan kişilerin antidepresan kullanmaması gerekir.

Pizotifen özel olarak migrenin önlenmesinde kullanılan bir ilaçtır. İştah artışına yol açabilir, dolayısıyla beslenmenize dikkat etmeli ve kilo almamaya çalışmalısınız. Bir başka sorun da uyku halidir, ama ilacın geceleri alınmasıyla üstesinden gelinebilir.

Migrende sara (epilepsi) ilaçlarının etkisi araştırılmıştır. Daha çok sara nöbetlerinin önlenmesinde kullanılan (antiepileptik) bir ilaç olan sodyum valproatın, migrenin önlenmesinde de etkili olduğu gösterilmiştir. Migrenli kişilerin çoğunda bu ilaç çok az soruna neden olsa da, zaman zaman bulantı, mide sorunları, saç dökülmesi, titreme ve morartılara neden olabilir. Karaciğer sorununuz varsa, bu ilacı kullanamazsınız; dolayısıyla tedaviye başlamadan önce karaciğer işlev testlerini yaptırmanız gerekir. Gebelikte kullanılması durumunda doğmamış bebekte anormalliklere neden olduğu kanıtlandığı için, gebeyseniz ya da gebeliği önleyici bir yöntem kullanmıyorsanız sodyum valproat almamalısınız.
 
MİGRENİ ÖNLEMEK İÇİN YAYGIN OLARAK KULLANILAN BAZI İLAÇLAR
İlaç Doz Başlangıç dozu Günlük en yüksek doz
Beta bloker, örn. propranolol Günde iki kez 10 mg Üç doza bölünerek günde 240 mg (uzun etkilisi günde bir kez)
Amitriptilin* Geceleri 10 mg Geceleri 75 mg
Pizotifen Geceleri 0.5 mg Geceleri 3 mg
Sodyum valproat* Günde iki kez 200 mg Dozlara bölünerek günde 1000 mg
Metiserjid ** Geceleri 1 mg Günde üç kez 2 mg
*Migren için onaylanmamıştır, ancak doktorunuz bu ilacı tercih edebilir. Onay bulunmaması, ilacın esas olarak başka bir durumda kullanıldığını gösterir. Klinik çalışmalarda yukarıdaki ilaçların hepsinin etkili olduğu gösterilmiştir.** Türkiye’de yoktur.
 
Migren ataklarının gelişmesini önleyici diğer ilaçlar
Metiserjid belki de migrende en etkili önleyici ilaçtır, ama genellikle yalnızca diğer ilaçlara yanıt vermeyen şiddetli atakları olan kişilerde kullanılmaktadır. Bunun nedeni çok seyrek olarak karnın arkasında (retroperitoneal fibroz), kalp kapakçıkları çevresinde ve akciğerde nedbe (yara) dokusu gelişmesi riskidir. İlaç altı ayda bir en az bir ay süreyle kesilirse, bu risk önlenebilir. Erken fark edilmesi durumunda nedbe dokusu çoğu zaman yok olur.

Metiserjidin yan etkileri arasında bulantı, Hazımsızlık, bacaklarda kramp, sersemlik ve uyku hali vardır. Kollara ve bacaklara kan akışını yavaşlatan periferik damar hastalığı, şiddetli hipertansiyon, kalp hastalığı ya da karaciğer veya böbrek bozukluğu olan kişilerde metiserjid kullanılmamalıdır. Bu ilaç Türkiye’de yoktur.

Bazı ülkelerde flunarizin ve verapamil gibi kalsiyum kanal blokerleri migrenin önlenmesinde yaygın bir biçimde kullanılmaktadır.

Eskiden beri hipertansiyon tedavisinde kullanılan (antihipertansif) bir ilaç olan klonidin migren tedavisinde sınırlı bir etki göstermektedir. Migren atakları ve sıcak basmaları görülen ve hormon yerine koyma tedavisi görmek istemeyen menopozdaki kadınlarda yararlı olabilir. Şiddetli depresyon öyküsü olan kadınlarda depresyonu ağırlaştırabileceği için kullanılmamalıdır. Bu ilaç Türkiye’de yoktur.

Siproheptadin anti-serotonin özellikler taşıyan ve bazen migrende kullanılan bir antihistaminiktir. Yan etkileri uyku hali, kilo alma, ağız kuruluğu ve sersemlik halidir.
 
ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Basit ağrı kesiciler etkili olmazsa, baş ağrılarınıza bir doktor tarafından tanı konulmamışsa ve baş ağrılarınızın biçimi değişirse doktora gitmelisiniz.
  • Doktorunuz sizi bir uzmana, örneğin sinir hastalıkları uzmanına (nörolog) sevk edebilir.
  • Atak sırasında migren belirtilerini gidermek için doktorun yazabileceği farklı birçok ilaç vardır (atak tedavisi ya da semptomatik tedavi).
  • Önleyici ya da profilaktik tedavilerle migren ataklarının seyrekleşmesi sağlanır ve bu ilaçların genellikle üç ile altı ay boyunca düzenli olarak her gün alınması gerekir.

  

Bu yazı 9181 kere okundu.

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Çıktı Al Yukarı
Ne tür rahatsızlıklarınız var?
Bu anketin sonuçları anket tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.

ana sayfam yap | sık kullanılanlara ekle | iletişim | kullanım şartları | site haritası
Bu sitede yer alan bilgi, belge ve resimler yazılı, görsel veya daha başka bir yöntemle çoğaltılamaz, tamamen ya da alıntı yapılarak kullanılamaz.