Arama  |  Anket Sonuçları  |  Site Haritası  |

13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto
Kadınlarda baş ağrıları
17.01.2008 11:02:21
Yaşamın acı bir gerçeği, baş ağrılarının büyük bir bölümünün kadınlarda daha sık görülmesidir,
Yaşamın acı bir gerçeği, baş ağrılarının büyük bir bölümünün kadınlarda daha sık görülmesidir, ancak cinsiyetler arasındaki bu fark en çok doğurganlık yıllarında kendini gösterir. Bunun belirgin nedeni kadınlardaki cinsiyet hormonlarının oynadığı önemli rol olsa da, tek etmen bu değildir ve her iki cinsiyetten erişkinlerdeki baş ağrılarına ilişkin bir sonraki bölümü kadınlar da okumalıdır.
 
HORMONLARIN BAŞ AĞRILARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Hormonların migren dışındaki baş ağrıları üzerindeki etkisi çok az incelenmiş olsa da, Londra Kenti Migren Kliniği’ne başvuran kadınlarla ilgili çalışmalar, migrenleri olsa bile kadınlarda âdet dönemlerine yakın günlerde migren dışı baş ağrılarına yatkınlığın da daha fazla olduğunu gösteriyor. Baş ağrıları aynı zamanda adet öncesi gerginlik sendromu (bk. s. 63) ve menopozun da bilinen belirtilerindendir. Bazı kadınlarda doğum kontrol hapı kullanmaya başladıkları zaman baş ağrıları daha sık görülür. Bu baş ağrıları genellikle birkaç ay sonra giderek geçer, ama az sayıda kadının hapı değiştirmeleri gerekebilir. Bu özgül olaylar dışında hormonal değişikliklerin migren dışı baş ağrıları üzerindeki etkisi azdır.
 
MİGREN VE HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER
İsveç’te gerçekleştirilen bir araştırmada 11 yaşına kadar her iki cinsiyette migrene yatkınlığın benzer düzeyde olduğu, bu yaştan sonra kadınların erkeklerden daha fazla etkilendiği belirlenmiştir. Bir kadın ilk migren atağını geçirdiyse, doğurganlık yılları boyunca migren atağı geçirme olasılığı erkeklerden daha yüksektir. İsveç’teki çalışmada incelenen çocuklar 30 yaşına geldiklerinde migren ataklarının kadınların %70’inde, erkeklerin ise yalnızca yüzde 48’inde devam ettiği anlaşılmıştır. Elli beş yaşından sonra genellikle ataklar her iki cinsiyette de daha seyrek görülür.

Âdet migreni adet kanamasının başlangıcından iki gün önce ile âdet kanamasının ilk günleri arasında görülür.
 
ÂDET MİGRENİ
Londra Kenti Migren Kliniği’nde gerçekleştirilen bir çalışmada kadınların %50’si migren ataklarının âdet döngüsüyle bağlantılı olduğunu düşünmektedir. Soru sorulan kadınların %15’i ilk migren atağını ilk adet gördükleri yıl yaşadıklarını bildirmiştir. Bu ilk ataklar genellikle düzensizdir ve âdet döngüsünün herhangi bir anında görülebilir, ama kadın otuz yaşlarının ortalarına ya da sonuna yaklaştıkça atakların aylık bir dağılım kalıbı olduğunu fark eder. Bazen bu kalıp ancak bir çocuk doğurduktan sonra adet kanamaları yeniden başlayınca belirginleşir.

Aynı çalışmada kadınların %10’undan az bir kısmında migren ataklarının düzenli olarak âdet kanaması başlamadan iki gün önce ve kanamanın ilk günlerinde (âdet kanamasından 2 gün önceden başlayarak 2 gün sonraya kadar) görüldüğünü ve diğer zamanlarda atak olmadığını fark ettik. Âdet döngüsünün bu evresi östrojen ve progesteron hormonlarının en düşük düzeyde olduğu döneme denk geliyor. Bu araştırma sonucunda âdet kanamasından iki gün önceyle kanamanın ilk günleri arasında görülen migren atağını “âdet migreni” olarak adlandırdık.

Daha geniş bir kadın grubunda (%35) âdet kanamalarıyla bağlantılı migren ataklarının düzenli olarak görülmesine karşın, ayrıca ay içinde herhangi bir anda da migren atağı geliştiği görüldü. Bunu “adetlerle ilişkili migren” olarak adlandırdık. Bu iki grup arasındaki fark önemlidir; hormonal etmenlerin “âdetlerle ilişkili migren”de de rolü olmasına karşın, bu grup hormonlar dışındaki tetikleyicilere de duyarlıdır.

Âdet migreni ile âdet döngüsü sırasında östrojen düzeylerinde doğal olarak gelişen dalgalanmalar arasında bağlantı kurulmuştur. Bu durumdaki kadınlarda herhangi bir sorun olmadığından hormon testleri yapılmasına gerek yoktur; öyle görünüyor ki bu kişilerde sadece normal hormonal dalgalanmalara duyarlılık daha yüksektir. Bununla birlikte, migrenin sorumlusu tek başına hormonlar değidir. Östrojen takviyesi ile östrojen düzeyindeki düşüş önlenebilir, ama yapılan çalışmalar âdet migreninde bu tedavinin etkili olmadığını gösteriyor. Âdet döngüsü sırasında diğer kimyasal maddelerin düzeylerinde de değişiklikler olur; bunlardan biri âdet kanamalarından hemen önce ve kanamalar sırasında salınan prostaglandinlerdir.

Özellikle yalnızca âdet kanamasının ilk ya da ikinci günü migren gelişen kadınlarda bu gibi kimyasal maddeler önemli bir tetikleyici olabilir.

Âdet migreninin, âdet döngüsü sırasında östrojen düzeylerinde doğal olarak gelişen dalgalanmalarla bağlantılı olduğu ileri sürülmüştür.
 
Âdet migreninde hormonlar dışındaki diğer bazı tetikleyiciler de önemli olabilir. Çalışmalar, hormon düzeylerindeki değişikliklerin diğer migren tetikleyicilerine duyarlılığı etkilediğini gösteriyor; örneğin kadınlar adet kanamalarına yakın dönemlerde Alkol ün etkisine ve atlanan öğünlere karşı daha duyarlıdır.
 
KENDİ KENDİNE YARDIM
Âdetlerinizle migren atakları arasında bağlantı olduğundan kuşkulanıyorsanız, ilk yapmanız gereken bir günce tutmak olmalıdır. Bu, atak zamanı ile âdet döngünüzün farklı evreleri arasındaki ilişkiyi tam olarak görmenize yardım edecektir. Tatlı yeme isteği, memelerde hassasiyet gibi adet öncesi belirtilerini ve migren atakları ile âdet kanamalarınızı tam olarak kaydedin. Her atağın başlangıç saatini, ne kadar sürdüğünü ve ne gibi belirtiler olduğunu yazın. Ayrıca uyguladığınız tedaviyi, uygulama saatini ve etkili olup olmadığını da kaydedin. Âdet kanamanızın alışılmıştan daha fazla ya da daha ağrılı olup olmadığını belirtin. Ayrıca “Migren tetikleyicileri” bölümündeki (s. 20) listede yer alan ataktan sorumlu olabilecek hormonal olmayan tetikleyicileri de belirtin.

Birkaç ay sonra geriye dönüp, tuttuğunuz bu kayıtları inceleyerek ataklarla ilgili belli bir dağılım kalıbı olup olmadığını araştırın. Özellikle hormonal olmayan migren tetikleyicilerini inceleyin, çünkü hormonlarla bağlantılı gibi görünen bir atağı önlemek için âdet kanamanızdan önce bunlardan kaçınmak tek başına yeterli olabilir. Örneğin, bu dönemde aşırı yorulmamaya ve gerekiyorsa Alkol ü azaltmaya çalışın. Öğün atlamak ya da çok uzun süre bir şeyler yememek atağı tetikleyebileceği için, sık sık az miktarda ara öğünler yiyerek kan şekerinizin yükselmesini sağlayın.

Ne yazık ki, âdet migrenine karşı etkili pek az tedavi vardır. Buna karşın çoğu zaman B6 vitamini önerilmektedir (aslında bu vitamin âdet öncesi gerginlik sendromunda etkilidir; aşağıya bk.). Bazı kişilerde toksik yan etki (örneğin sinir hasarı) yapabileceği için, yüksek dozda B6 vitamini kullanmadan önce doktora ya da eczacıya danışın. Reçetesiz satılan diğer ilaçlar arasında, âdet öncesi memelerdeki hassasiyeti gideren eşekotu (evening primrose) yağı (günde iki kez 1.5 grama kadar) ile baş ağrısı ve migren gibi diğer âdet öncesi belirtilerinde yararlı olan magnezyum takviyesi yer alır.
 
DOKTOR SİZE NASIL YARDIM EDEBİLİR?
Belirtiler şiddetliyse ya da birkaç ay boyunca kendi kendinize uyguladığınız tedaviye karşın ataklarda herhangi bir değişiklik olmuyorsa, doktorunuzun görüşünü almalısınız.

Hormonal migreni olan kadınların çoğu doktorların neden herhangi bir test yapmadığını merak eder. Bunun yanıtı basittir: halen doktoru sorunun nedenine yönlendirecek herhangi bir test yoktur ve standart hormon testleri genellikle normal sonuç verir. Hormon düzeylerinin ölçüldüğü çalışmalarda, hormon değişikliklerinin tetiklediği migren bulunan kadınlar ile migrensiz kadınlar arasında herhangi bir fark saptanmadı. Bu durum bütün migren tetikleyicileri açısından geçerlidir; eldeki bulgular doğal kadınlık hormonlarının düzeylerindeki dalgalanmalar, atlanılan öğünler ve parlak güneş ışığı gibi normal olaylara duyarlılıkta bir artış olduğunu düşündürüyor. Bu da tedavinin bir noktaya kadar deneme sınama yöntemiyle uygulanması anlamına geliyor. Bununla birlikte, atakların âdet döngünüzün hangi evresinde ortaya çıktığına bağlı olarak özgül tedavilerin bir bölümü diğerlerinden daha etkili olabilir.

Migren, birçok kadında âdetlerden birkaç gün önce gelişen ve yorgunluk, huzursuzluk, memelerde hassasiyet ve sıvı birikmesine bağlı kilo artışı belirtileriyle seyreden âdet öncesi gerginlik sendromuyla bağlantılı olabilir. Bu âdet öncesi migren, fluoksetin gibi hormonal olmayan tedavilere yanıt verebilir. Ayrıca, âdet öncesi migren, âdet döngüsünün bu evresinde östrojen düzeyindeki doğal düşüşe bağlı olabileceği için normal adet döngüsünü durduran doğum kontrol hapı ve iğnesi gibi hormonal tedaviler de etkili olabilir.

Bir seçenek de atakların östrojen desteğiyle önlenmesi, örneğin âdet döneminden yaklaşık üç gün önce başlayarak toplam yedi gün boyunca günde 100 mikrogram östradiol kullanmak olabilir. Yalnızca doğal hormon düzeyinin düştüğü bir dönemde ek östrojen sağladığı için, bu tedavi doğurganlık üzerinde etki yapmaz. Gebelik üzerinde olumsuz etki yapacağını gösteren herhangi bir kanıt da yoktur, ancak gebe kalmaya çalışıyorsanız bu tedavi önerilmez. Böyle kullanılan östrojen takviyesi, bütün âdet döngüsü boyunca östrojen verilen hormon yerine koyma tedavisinden farklıdır. Ayrıca hormon yerine koyma tedavisinde östrojenle rahim duvarının aşırı kalınlaşmasını önlemek için tedaviye ilave edilen progestojen burada gerekli değildir; bu kadınlarda normal âdet kanamaları ve doğal koruyucu progestojen olan progesteron üretimi devam etmektedir.

Yalnızca âdet kanamalarınız sırasında gelişen migrende, özellikle âdet kanamalarınız ağrılı ya da şiddetliyse, prostaglandin salımını önleyen bir ilacı denemekte yarar olabilir. Bu amaçla en çok kullanılan ilaç mefenamik asittir. Bu ilaç âdet kanamalarınız başlar başlamaz yedi gün süreyle günde üç ya da dört kez alınmalıdır. Bu ilacın üstünlüğü, âdet kanamaları düzensiz kadınların da kullanabilmesidir.

Mirena sisteminde rahminize yerleştirilen gebeliği önleyici bir araç tarafından küçük miktarlarda progesteron salınarak, rahim duvarının östrojene yanıt olarak kalınlaşması önlenir. Bu sistem kullanıldığında gebeliği önleyici etki yanında, âdet kanamaları daha hafif ve daha az ağrılı seyreder. Mirena kullanan birçok kadının da âdet kanamalarıyla bağlantılı migren ataklarında düzelme olduğunu bildirmeleri ilginçtir.

Östrojen düzeyindeki doğal düşüşün yol açtığı âdet öncesi migren, ek östrojen verilerek önlenebilir. Bu ek östrojen deriye yapıştırılan flasterlerden emilerek vücuda alınabilir.
 
BU TEDAVİLER ETKİLİ OLMAZSA?
Üç âdet döngüsü boyunca denemenize karşın tedaviler etkili değilse, umudunuzu yitirmeyin. Doktorunuz hormonlarla ilişkili migrende testlerden sonuç alamayacağına göre, olası farklı mekanizmaları tedavi etmek için farklı ilaçların denenmesi gerekir. Bir tedavi etkili olmazsa, doktorunuza yeniden başvurarak bir başkasını deneyin.

Hormon döngünüzü etkileyen başka birçok ilaç, örneğin beyninizdeki hormon döngüsünü kapatarak sizi tıbbi menopoza sokacak ilaçlar da vardır. Ama bu ilaçların yan etkileri kullanımlarını kısıtlıyor ve genellikle bu ilaçlar yalnızca jinekologlar (kadın hastalıkları uzmanları) tarafından yazılabiliyor.
 
GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ YÖNTEMLER
 
Kombine doğum kontrol hapları
Baş ağrısı standart kombine (hem östrojen hem de progestojen içeren) doğum kontrol haplarının yaygın yan etkilerinden biridir, ancak genellikle hapın uzun süre kullanılmasıyla geçer. Bu baş ağrıları dozla ve kullanılan hormon tipiyle ilişkilidir ve çalışmalar daha yeni olan “üçüncü kuşak” progestojen ile 20 mikrogram östrojen içeren en düşük dozlu haplarda baş ağrısının daha seyrek bildirildiğini gösteriyor. Baş ağrısı genellikle ilk birkaç aylık kullanımda görülür ve altıncı aydan başlayarak giderek kaybolur.

Hap kullanmaya başlamadan önce baş ağrısı çeken kadınlar, genellikle hap almadıkları ve hormon düzeylerindeki düşüşün, ilacın kesilmesine bağlı kanamaya yol açtığı dönemde migren atağı yaşadıklarını fark eder. Bazen farklı bir hapa geçmek yararlı olabilir. Hap alınmayan günlerde doğal östrojen takviyesi kullanmak da yararlı olabilir, ama ilacın kesilmesine bağlı kanama yine de gerçekleşecektir. Bunlar yanında, iki-üç kutuyu kesintisiz kullanma ve daha sonra ara verme yoluyla da atak sıklığı azaltılabilir.

Bazı kadınlar hapı sürekli kullanıp, hiç ara vermiyor. Bu durumda genellikle migren atakları kesilir, ancak ilacın kesilmesine bağlı kanama denetim altında olmadığından, beklenmedik ara kanamalar rahatsız edici olabilir. Hapın ayda bir kez kesilmesinin, sağlık açısından kesintisiz kullanıma üstün olduğunu gösteren bir kanıt yoktur; aksine kesintisiz kullanımda âdet dönemi sorunları azalmakta ve hap daha etkili olmaktadır. Kadın doktorların çoğunun hapı sürekli kullanması ilginçtir!
 
Migren, hap ve inme riski
Aurasız migren atakları olanlar da dahil (aşağıda tartışılacak nedenlerle auralı migren atakları olanlar hariç) kadınların büyük bir bölümünde hap kullanmak çok güvenli bir yöntemdir. Ayrıca hapın âdet sorunlarını ve âdet öncesi gerginlik sendromunu ve genel olarak kanser riskini azaltmak gibi ek bazı yararları da vardır.

Güvenlikle ilgili böylesine temiz bir sicili olmasına karşın, bazı kadınlarda hapın riskleri yararlarından daha fazladır. Örneğin hipertansiyonu olan ya da çok sigara içen kadınlar bunlar arasında yer alır. Bunun nedeni, sağlıklı kadınlarla karşılaştırıldığında bu kadınlarda inme riskinin daha yüksek olması ve hap kullanıldığında bu riskin daha da artmasıdır.
Son zamanlarda genç kadınlarda auralı migrenin inme riskinde artışla bağlantılı olduğu bildirilmiştir. Gerçek anlamda bu risk son derece düşük olmakla birlikte, çalışmalar, kombine hap kullanan auralı migreni olan kadınlardaki inme riskinin, migreni olmayan ve hap kullanan kadınlardan beş kat yüksek olduğunu gösteriyor.

Bu risk nedeniyle bazı otoriteler auralı migreni olan kadınların hap kullanmaması gerektiğini, günümüzde geri dönüşlü birçok başka doğum kontrol yöntemi bulunduğunu ve 35 yaş altındaki kadınlarda tek başına progestojenli hap kullanmanın sakıncaları dışında, bu yöntemlerin büyük bir bölümünün haptan daha etkili olduğunu belirtiyor (aşağıya bakınız). Aynı şekilde, aurasız migreni olan bir kadında hap kullanmaya başladıktan sonra aura gelişirse, hap derhal kesilmeli ve doktor görüşü alınmalıdır; bu arada korunmasız cinsel ilişki yaşandıysa acilen doğum kontrol önlemleri için de doktora başvurmak gerekir.
 
Diğer doğum kontrol yöntemleri
Yalnız progestojenli doğum kontrol yöntemlerine (örn. yalnız progestojenli hap, iğne, implantlar ve Mirena rahim içi araç sistemi) inme riskinde artış eşlik etmez; bunlar bütün migren tiplerinde güvenli bir seçenektir. Bu yöntemlerin migren üzerindeki etkileri birbirinden farklıdır, ancak eldeki kanıtlar, uygulanan yöntemle yumurtlama ve âdetler “durduruluyorsa” genellikle migrenin yok olduğunu gösteriyor.

Bakırlı rahim içi araç kullanan kadınlarda, özellikle âdet kanamaları şiddetliyse, migren ataklarının âdetler sırasında görülme olasılığı daha fazladır. Bu kadınlar bir başka doğum kontrol yöntemine geçmeyi tercih edebilir.
 
GEBELİK VE EMZİRME
Gebeliğin ilk birkaç ayında atakların sıklığı ve şiddeti artabilir, ancak yapılan çalışmaların sonuçları migrenli kadınların %60-70’inde gebeliğin sonraki evrelerinde bunların ikisinde de azalma olduğunu gösteriyor. İlerlemiş bir gebelikte migrende düzelme olmasının, östrojen düzeylerinin daha istikrarlı hale gelmesine bağlı olduğu düşünülüyor. Ancak, gebelik sırasında vücuttaki doğal ağrı kesicilerin üretimindeki artış, kasların gevşemesi ve kan şekeri dengesindeki değişiklikler gibi bu düzelmeyi açıklayabilecek çok sayıda fiziksel, biyokimyasal ve duygusal değişiklik yaşandığı göz önüne alındığında, gerçek mekanizmanın bu denli basit olması pek mümkün değildir.

Gebelik öncesinde aurasız migren atakları olan kadınlarda, özellikle migrenle âdet kanamaları arasında bir bağlantı olduğunu fark edenlerde, gebelik sırasında migren ataklarının geçici olarak kesilme olasılığı daha fazladır. Bu durum genellikle emzirme süresince, âdetlerin yeniden başlamasına kadar devam eder, ancak doğumdan hemen sonra östrojen düzeyindeki ani düşüş de migrene yol açabilir. Ne var ki, aurasız migreni olan her kadının migreni gebelikte düzelmez; yaklaşık %16’sında ataklar gebelik süresince devam eder.

Aurasız migrenin tersine, daha önce auralı migreni olan kadınlarda gebelik sırasında migren ataklarının devam etme olasılığı daha fazladır. Ayrıca, migren ilk kez gebelik sırasında başlarsa, bu büyük bir olasılıkla auralı olacaktır.
Auralı ya da aurasız migrenin gebeliğin sonucu ya da bebeğin büyüme ve gelişmesi üzerinde herhangi bir etkisi olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur.

Gebe kadınların çoğu, migrenlerinde düzelme olasılığını fark ettikleri zaman gebelik süresince ilaç dışı yöntemleri uygulamayı tercih eder.

Gebeliğin ilk başlarındaki belirtiler migren ataklarını şiddetlendirebilir. Mide bulantıları, özellikle şiddetliyse sıvı alımını azaltarak kan şekerinin düşmesine ve vücudun susuz kalmasına neden olabilir. Gebelik sırasında ara öğün olarak sık sık az miktarda karbonhidrat yiyin ve bol sıvı alın. Aşırı yorulmayı önlemek için yeterince dinlenin. Güvenli bir biçimde uygulanabilecek diğer önlemler arasında akupunktur, biyoenerji, yoga, masaj ve gevşeme teknikleri bulunmaktadır.

Anlaşılabilir kaygılar nedeniyle gebelik ve emzirme sırasında pek az ilacın güvenliliği test edilmiştir. Veri eksikliği ilaç üreticilerinin genel olarak gebelikte ilaç kullanılmasını tavsiye etmedikleri anlamına gelir, ancak bu hiç ilaç kullanılmamalıdır sonucunu doğurmaz. Ne var ki, yalnızca olası yararlar risklerden daha fazlaysa ilaç kullanılması düşünülmelidir ve elde veri olmaması bu değerlendirmeyi güçleştirmektedir. İlaçların çoğu bebek için en çok gebeliğin ilk üç ayında, özellikle de kadın henüz gebe olduğunu fark etmeden önce tehlikelidir.

Migren için mutlaka ilaç almanız gerekiyorsa, parasetamol gebelik ve emzirme süresince güvenlidir. Aspirin kanama sorunlarına neden olabileceğinden gebelikte ağrı kesici olarak kullanılması önerilmez, bu nedenle doktor ya da ebeye danışmadan kullanmayın. Steroid olmayan antienflamatuar ilaçların (NSAID’ler) gebelikte kullanılması önerilmemektedir.
Gebelikle ilişkili bulantı tedavisinde yıllardır proklorperazin kullanılmaktadır. Gebelikte, ağrı kesicilerin emilmesini kolaylaştırarak bulantı ve kusmayı hafifletmek amacıyla metoklopramid ve domperidon birlikte yaygın olarak kullanılmıştır, ancak gebeliğin ilk aylarında bu ilaçların kullanılmamasında yarar vardır. Günlük önleyici tedaviyi gerektiren sürekli sık migren ataklarında güvenli olduğu en iyi kanıtlanmış ilaç beta bloker propranololdür.
 
MENOPOZ
Kadınlarda âdet kanamalarının kesilmesine (menopoz) yaklaşılan yıllarda yumurtalıklarda östrojen üretimi giderek azalır. Hormonal dengesizlikler görülen bu dönemde migren atakları sıklaşıp şiddetlenebilir.

Gerçekleştirilen az sayıda çalışmanın sonuçları, kadınların %45’inde menopozla migrenin arttığını, %30-45’inde fark edilen herhangi bir değişiklik olmadığını ve yaklaşık %15’inde düzelme olduğunu düşündürmektedir. Menopoz sırasındaki baş ağrılarının hiç değilse bir bölümünün sorumlusu doğrudan hormonlar değildir; sık sık gece terlemeleri yaşayan kadınlarda uykusuzluk ve aşırı yorgunluk da migreni tetikleyebilir.

Kadınların çoğunda menopozdan sonra migren yok olur. Bunun nedeni hormonal dalgalanmaların kesilmesi olabilir; östrojen düzeyi daha düşük ama daha dengelidir. Bununla birlikte, az sayıda kadında menopozdan sonra da düzenli migren atakları görülmektedir.
 
HİSTEREKTOMİ
Hormonal baş ağrılarının tedavisinde histerektominin (rahmin ve bazen aynı zamanda yumurtalıkların alınması) yararlı olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur. Normal âdet döngüleri kadının vücudundaki çeşitli organlar arasındaki etkileşim sonucunda ortaya çıkar. Bunlar arasında yumurtalıklar ve rahim yanında, beyin de vardır.

Tek başına rahmin alınması durumunda âdet kanamaları kesilir, ancak bunun âdet döngüsündeki hormonal dalgalanmalar üzerinde etkisi pek yoktur. Yumurtalıkların alınması östrojen düzeyini etkiler, ancak östrojen yerine koyma tedavisinin migren üzerindeki etkisini inceleyen herhangi bir çalışma yürütülmemiştir. Bununla birlikte, histerektomi yapılmış kadınlarda hormon yerine koyma tedavisi migren ataklarının denetim altına alınmasında yararlı olabilir.
 
HORMON YERİNE KOYMA TEDAVİSİ
Hormon yerine koyma tedavisinde menopozdan sonra yumurtalıkların artık üretmediği östrojen dışarıdan verilir. Bu tedavi genellikle sıcak basmaları, gece terlemeleri ve baş ağrıları gibi menopoz belirtilerini gidermek amacıyla uygulanır. Bununla birlikte, hormon yerine koyma tedavisi birkaç yıl boyunca sürdürülürse, Kemik Erimesi (osteoporoz) ve kırık riskini azaltma gibi başka bazı yararları da vardır. Bu tedavi kalp hastalığı ve inme riskini de azaltabilir. Östrojen yerine koyma tedavisinde kullanılan doğal östrojenlerin etkisi, doğum kontrol haplarında kullanılan güçlü yapay (sentetik) östrojenlerden oldukça farklıdır. Uzun süreli hormon yerine koyma tedavisinde tromboz ya da atardamarlarda pıhtı oluşumu riski artmaz, tersine genellikle azalır.

Hormon yerine koyma tedavisinin migren üzerindeki etkileri pek az çalışmada araştırılmıştır. Bulgular flaster ya da jel gibi ağız yoluyla alınmayan östrojenlerle migrende düzelme olasılığının daha fazla olduğunu gösteriyor. Çok yüksek östrojen dozu migren aurasını tetikleyebilir; genellikle bu sorun östrojen dozunun azaltılmasıyla çözülür. Gebeliği önleyici östrojenlerden farklı olarak, auralı migreni olan kadınlarda hormon yerine koyma tedavisindeki östrojenin inme riskini artırmadığı izlenimi vardır.

Progestojen kadınlardaki progesteron hormonunun yapay (sentetik) biçimidir. Histerektomi yapılmadıysa, östrojen yanında progestojen ya da progesteron da almanız gerekir (rahim kanserini önlemek için). Bunun sonucunda âdet öncesi sendromunda görülen tipik yan etkiler ve migren yaşayabilirsiniz. Bu sorunu en aza indirmek için progestojeni belli günlerde uygulamak yerine her gün alarak (eğer uygunsa) hormon düzeylerindeki dalgalanmaları önlemek ya da başka bir progestojen türü ya da doğal progesteron kullanmak gibi birkaç strateji uygulanabilir.

Hangi hormon yerine koyma tedavisiyle başlarsanız başlayın, yeterli bir demene süresi öngörmeniz gerekir; ilk üç ay vücudunuzun hormon değişikliğine uyum yapmaya çalıştığı dengesiz bir dönem olacaktır.
 
ÖNEMLİ NOKTALAR
  • Bazı kadınlarda baş ağrısı ya da migren âdet kanamaları sırasında artar (âdet migreni) ya da âdet öncesi sendromuyla bağlantılıdır.
  • Âdet migreni için özgül bir test yoktur.
  • Bazı kadınlarda kombine doğum kontrol hapları gibi hormon tedavileri migreni giderebilir, ama diğer bazı kadınlarda migreni artırabilir ya da aura gelişmesine yol açabilir; bu durumda bir başka gebeliği önleyici yöntem kullanılmalıdır.
  • Kadınların çoğunda menopoza yaklaşılan yıllarda migren atakları sıklaşır ya da şiddetlenir, menopozdan sonra seyrekleşir ve hafifler.
  • Menopoz öncesi migrende uygun dozda ve uygun yoldan (genellikle ağızdan değil) uygulanan hormon yerine koyma tedavisi genellikle yararlı olabilir.

  

Bu yazı 18310 kere okundu.

Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Çıktı Al Yukarı
Ne tür rahatsızlıklarınız var?
Bu anketin sonuçları anket tamamlandıktan sonra yayınlanacaktır.

ana sayfam yap | sık kullanılanlara ekle | iletişim | kullanım şartları | site haritası
Bu sitede yer alan bilgi, belge ve resimler yazılı, görsel veya daha başka bir yöntemle çoğaltılamaz, tamamen ya da alıntı yapılarak kullanılamaz.